Fiyatlar Jet Hızıyla Çıktı Paraşütle Bile İnmiyor
Yazarlar // 25 Aralık 2021 Cumartesi 11:00

Ragıp GÖKER

Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati'nin, ''TL'yi Özendirme Paketi'' altında yeni bir programına geçilmesinin ardından döviz kurlarının hızla inmeye başladığı günün ertesinde "Fırsatçılık yaparsan, bu ülkeyi tehlikeye sokarsan bundan sonra Hazine ve Maliye Bakanlığının nasıl bir bakanlık olduğunu anlarsın." dediği günün üzerinden 4, ya da 5 gün geçti sanırım.

Fiyatlar düştü mü sizce.

Ki;

Dolar 18'i, Avro 20'yi altının gramı da bin lirayı aşarken raflardaki etiketlerde an be an değişiyordu.

''Değişiyordu'' derken aşağıya doğru bir değişimden söz etmiyoruz aslında.

Etiketlerdeki fiyatlar yukarıya doğru değişiyordu.

Hem de jet hızıyla.

Merkez bankasının Kur Korumalı Türk Lirası Vadeli Mevduat uygulamasına geçtiği geceden itibaren kurlar çakıldı biliyorsunuz.

Nasıl oldu?

Niye oldu?

Bütün bunlar tartışılacak elbette.

Mesela 350-400 bin kişi kadar oldukları söylenen bu dolar milyonerleri ki bunlara Dolar Baronu’’ demek isterim. Dövizlerini bozdurup Türk Lirasına yatırım yaptıkları için doların düşmesiyle oluşan kayıpları ‘’Neden milletin hazinesinden karşılanıyor?’’ diye soranlar var.

Bu gibi soruları yöneltenleri eleştirenler de var.

Hak verenler de.

Bunlar olacak elbette.

Ve fakat

Doların düşmesine sevinmeyen kişi yoktur sanırım.

Sonuçta ''Neden oldu?/Nasıl oldu?'' gibi tartışmalar bir tarafa, sonuçta doların çakılması, daha doğrusu paramızın dolar karşısında değer kazanıyor olması iyi bir şeydir elbette.

Umarım daha da düşer.

Yılbaşındaki 7,5 lira seviyesine kadar geriler ki, ben şahsen ancak o zaman doların sahiden de çakıldığına inanacağım ama dünkü düzeyi olan 11-12 lira bandındaki seyri için bile ''Buna şükür'' demeye devam edeceğim.

''Dolar jet hızıyla çıkarken fiyatlar paraşüt hızıyla bile düşmüyor'' dedik ya.

Sahiden neden öyle oluyor.

Karım, Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerinde ayçiçeği yağına indirim yapıldığını söylüyordu önceki akşam ama ertesi sabah H.HALK gazetesinin birinci sayfasında Samsun Valisi Zülküf Dağlı'nın Samsun'da fiyatları şişirdikleri için 47 markete ceza kesildiğine dair açıklamasını haber veriyordu.

Fiyat istikrarını sağlamak için denetim iyi elbette ama dolar kuru artarken, akaryakıt fiyatlarına zam yapan hükümet, bu sırada 2 liralık indirime gitmiş ama akaryakıt için ÖTV getirirken istikrarı sağlamak adına bir anlamda  'MIŞ' gibi yapılıyor olmuş yani.

Bu durumda, ‘’Marketlere ceza kesilmesi ne kadar mantıklı ve adil?’’ sorusunu da sorduruyor haliyle.

Çarşı pazar hala yanıyor.

Samsun gibi bu ülkenin iki önemli ovasına sahip Samsun'da hıyar 10 liradan satılır mı?

Bunu söylerken, bahçesinden topladığı hıyarı pazardaki tezgahta satan köylü kardeşimi suçlamıyorum asla.

Samsun'da mazot hala 11,60 liradan satılırken bahçesini pahalı mazotla sürerken, bahçesine attığı gübrenin fiyatı da bir yılda ikiye katlanmış köylü vatandaş, hıyara 10 lira istemekte haklı bence.

Enflasyona ölçü olarak hep otomobil fiyatlarını örnek vermemi yadırgayabilirsiniz belki ama dün sabah firmaların yeniden düzenlenmiş fiyat listelerine baktığımda otomobil fiyatlarının bir yıl öncesine oranla hala yüzde 60 dolayında artan bir fiyata göre satıldığını öğrendim.

Oysa TÜİK yüzde 21 olarak açıkladığı araştırmasında otomobil fiyatlarının enflasyona etkisini 0 olarak göstermişti biliyorsunuz.

Marketlerde fiyat istikrarını sağlamak için esnafa sopa göstermek, tüketici olarak hoşumuza gidiyor elbette ama kamu kurumlarının da başta akaryakıt fiyatları olmak üzere, elektrik, doğalgaz gibi enflasyona doğrudan etki eden ürünlerde indirime giderek piyasalara örnek olması gerektiğini düşünüyorum.