Çok Tehlikeli Hareketler Bunlar
Yazarlar // 23 Nisan 2019 Salı 00:24

Ragıp GÖKER

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na,  katıldığı bir cenaze törenindeki saldırı, siyasi ortamın ne kadar gerildiğini bir kere daha hatırlattı.

70’li yıllardaki Maraş ve Çorum olaylarıyla, 90’lı yılların başında Sivas’taki Madımak Oteli facialarını yaşamış bir kuşağın ferdi olarak, toplumdaki ayrışmanın çok tehlikeli boyutlara geldiğini görmenin şaşkınlığı içersindeyim.

Aslında niye şaşırıyorum ki.

Bilerek, ya da bilmeyerek, gerilimi bu hale getiren olgunun, siyaset yapma biçimimiz olduğunu biliyorum.

Siyasi söylemlerde dini duygular ve kafatasçılığa varan milliyetçilik söylemleri üzerinden oy devşirme biçimi, siyaset yapmanın en kolay yönetmedir ama bir o kadar da tehlikelidir.

Toplumu gerer ve böler.

Allah ile kul arasında kimse giremeyeceği için, kimin ne kadar dindar olduğunu bilemeyeceğimiz gibi, kimin ülkesini ne kadar sevdiğini de ölçemeyiz.

Bu coğrafya üzerinde asırlardır bölücü emellerini gerçekleştirmek isteyenler var, bunu da biliyoruz

Bölücü terörün nelere mal olduğunu iyi bilen millet biz olmalıyız.

Terör, kınalı kuzularımızı hayatlarının baharında hayattan koparıyor ama bunun ekonomik ve sosyal tahribatları da var.

Bu tahribatın en belirgin özelliği de toplumu germesidir.

Samsun’da yıllar önce Ahmet Türk’e yapılan saldırıdan sonra, benzer bir olayı yaşamayacağımızı düşünüyorduk ama son minvalde, gerilim Türkiye’nin ana muhalefet partisi liderine saldırı boyutuna ulaştı.

CHP’yi terörden sorumlu tutma saçmalığını da anlamıyorum.

1977 seçimlerinden bu yana hiç iktidar olmadı CHP.

SHP ‘nin, Tansu Çillerin Başbakanlığında DYP ile ortak hükümet kurduğu bir dönem oldu ama teröre en fazla darbe vurulan dönem de, o dönemdir aslında.

Deniz Baykal’ın liderliğinde CHP,  1977’den sonra 90’lı yıllarda bir ara 57 gün hükümet ortağı oldu ama ne teröre, ne de ülkenin yönetimine bir etkisi olmadı.

CHP’nin efsane Genel Başkanlarından Bülent Ecevit’in, daha sonra kurduğu ve iktidara taşıdığı bir başka sosyal demokrat parti olan DSP’yi söyleyecekseniz.

O’nun Başbakan olduğu Türkiye, bölücü örgütünün sözde liderini, kaçırıldığı Kenya’dan paketleyip Türkiye’ye getirmişti.

İmralı’da tutuluyor biliyorsunuz.

Türkiye, Oslo sürecini ve ardından Habur rezaletini yaşadı.

‘Açılım süreci’ adı veriline dönemde, Diyarbakır meydanında ‘’Megri - Megri’’ diye o türküyü söyledik hep bir ağızdan.

’’Analar ağlamasın artık’’ diye terör belasından kurtulmak istiyorduk çünkü.

Hükümet, bu uygulamadan daha sonra vazgeçti.

Ve ardından hendekleri gördük.

Ama bu uygulamaların hiç birinin uzağında ve yakınında CHP yoktu.

Ama ne garip ki, bütün olup bitenden CHP sorumlu tutuluyor.

TBMM’nin kuruluşunun 99. Yıl dönümünü kutlamaya iki gün kala Ankara’da Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi Lideri, katıldığı bir şehit cenazesinde kendisini linç etmek isteyen bir güruhun elinden zorla kurtarılıyor.

Kınalı kuzularımızı korumakla görevli ülkemin en yetkili kişisi olan Milli Savunma Bakanı’nın, Kılıçdaroğlu’na saldıran güruhu sakinleştirmek isterken, ’Haklısınız ama bu kadar yeter mi’’ demek istedi anlayamadım ama  ‘’Mesajınızı verdiniz, tepkinizi gösterdiniz’’ şeklinde konuşmasını aklıselim kim doğru kabul edebilir.

Ya, ‘’Yüzde 9 oy aldığınız yere, Mehmetçiğin cenaze namazına katılmak için gitmeyi düşünüyorsunuz. Ama orada karşılaşacağınız bir olayı neyle izah edeceksiniz’’ diye konuşan MHP’nin Lideri Devlet Bahçeli’ye ne demeli.

Yarın, duvarlarında ‘’Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’’ diye yazan o yüce binanın çatısı altında, demokrasi nutukları atılacak.

TBMM’ninin kuruluşunun 99. yılına iki gün kala yaşanıyor bütün bunlar.

Ne garip değil mi?

23 Nisan Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramı yine de kutlu olsun hepimize