Bir Başarı Öyküsü ve Fahrettin Ulusoy
Yazarlar // 25 Temmuz 2019 Perşembe 04:52

Ragıp GÖKER

İş insanlarının başarı hikayelerini yazmaya bayılırım. Fahrettin Ulusoy’un başarı hikayesi de bunlardan biridir. Bir süredir, önceki hafta kendisini ziyaretim sırasında imzalayıp verdiği ‘’Hayatımdan satırlar’’ kitabını okuyorum. ‘’Hayatımdan satırlar’’ Fahrettin Ulusoy’ın kendi kaleminden yaşam öyküsüdür. ‘’Zavzaga’dan Sınamataş’a’’ bölümüyle başlayan ‘Hayatımdan satırlar’, günümüzde Ekonomist Dergisi tarafından Türkiye’de en etkin 50 İş insanı arasında gösterilen Fahrettin Ulusoy’un, Tekkeköy’e bağlı eski adı Sınamataş olan Başköy’de başlayan yaşamını anlatıyor. Ulusoy ailesi Sınamataş’a da, eski adı Zavzaga olan Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Yoncalı Köyünden gelmiş. Göçle ilgili notu yazma nedenim de şudur aslında. Göçün nedeni, günümüzde ülkenin dört bir yanında dağılmış olan Doğu Karadeniz kökenli yurttaşların neredeyse ortak kaderi olan kan davasıdır. Toprak azlığı da göçün nedenlerinden biridir ama Trabzon ve Rize dolaylarından yurdun dört bir yanına dağılmış ailelerin büyük bir bölümü kan davası göç nedenlerinin en sık rastlanılanıdır. Bu da, zorluklarla geçecek bir yaşamın başlangıcı demektir. Kimi zaman Türkiye’nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşları arasına girme başarısı gösteren Ulusoy Un markasını yaratmış Fahrettin Ulusoy’un yaşamı da zorluklarla başlamış. Ki, işin kıymeti de böyle biliniyor galiba. Fahrettin Ulusoy, iş yaşamında ilk şoku babasının iş yerinden ayrılırken yaşamış. Üstelik evlilik hazırlığı yaptığı sırada yaşanmış bu şok. Fahrettin Ulusoy, günümüzde büyük bir servetin sahibi ama yaşamını anlattığı ‘Hayatımdan Satırlar’ı okurken, her genç adam gibi onun da yaşama tutunurken yaşadığı zorluklar var. Bir de yediği kazıklar. Birçoğu da dost bildiklerinden ve güvendiği insanlardan. Hayatımdan Satırlar kitabını okurken, başarının sürdürülebilir olma nedenini kolayca anlayabiliyorsunuz. Bir iş insanı disiplinli olmalı. İş ahlakı. Dürüstlük. Olmazsa olmaz koşullardan en önemlileri. Bir iş insanı sözünde durmayı da bilmeli, yani siparişi zamanında teslim etmeli ve ödemeyi de gününde yapmalı. Kimse tek başına hiçbir şey değil. İş insanı iyi bir ekip kurmalı. İnsanlara güvenmeyi öğrenmeli ama kontrolü de elden bırakmamalı. Fahrettin Ulusoy’u 30 yıla yakındır tanırım. Kitabında da yer verdiği gibi çok önemli bir hastalığı da yenerek hayata tutunmayı başarmış biridir. Bugüne kadar kimseye zarar verdiğini işitmedim. Gazeteci işadamı ilişkimiz nedeniyle, para alışverişimiz olmadı kendisiyle ama kitapta anlattıklarından öğrendiğimiz kadarıyla iş ilişkisi sırasında birçok kişiden dost kazığı denilen cinsten zarar görmüş. Bunların her birinden kendisine dersler çıkarmıştır ve pişmanlıkları da olmuştur elbette ama yaşamını anlattığı kitabının satır aralarındaki notlardan kimseye kin ve nefret duygusu beslemediğini de anlıyoruz