Bakan ve Türk Tarımı
Yazarlar // 20 Şubat 2019 Çarşamba 23:16

Ragıp GÖKER

80’li yılların ilk yarısında kaybettiğimiz Karadenizbirlik’in kurucu Genel Müdürü Rahmetli Doğan Erdil,  ülkemizin yemeklik yağ ihtiyacını karşılamak amacıyla her yıl 300 bin ton sıvı yağ ithal ettiğini belirtirken, köylülerimizin ayçiçeği tarımına özendirilmesi gerektiğini söylüyordu.

Ki; o yıllarda ülkemizde, Belçika ve Hollanda topraklarının iki katı kadar bir alan nadasa bırakılıyordu.

Bilinçsizce yapılan tarım nedeniyle topraklarımızın büyük bir bölümü, bir yıl ekiliyor, bir yıl boş bırakılıyordu yani.

Türkiye’nin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, geçen yıl bu zamanlar Boldu’da,  yaptığı konuşmada Türkiye'nin tarımda Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sırada olduğunu söylediğinde, o vakitler ‘’Dili sürçmüştür’’ diye düşünmüş ve bu nedenle söylediklerinin pek üzerinde durmamıştım.

Ancak, önceki gün Kırklareli’de , “Küçükbaş hayvan varlığına bakıyorum, tüm sığır varlığında Avrupa Birliğinde birinci sıradayız. Büyükbaş havyan varlığında da Fransa’dan sonra Avrupa’da ikinci sıradayız” dediğini işitince, ‘’Sahiden de bunlara inanıyor galiba’’ dedim.

AK Parti iktidarları döneminde tarıma verilen desteklerin 8 misli arttığını, buna karşın tarımsal üretimin ancak yüzde 20 oranında artırılabildiğini söylüyor Tarım Bakanı.

Bir kere daha kendimi tekrar gibi olacak ama yine yazacağım.

Aşağıçinik doğumluyum ben.

Çok verimli toprakları var köyümün.

‘’Adam ekseler, adam yetişir’’ diye düşündüğüm köyümün toprakları nicedir boş.

Bütünüyle öyle olmasa bile bunun bir nedenini de tarımsal desteklere bağlıyorum.

Piyasacı anlayışa dayalı tarım ve hayvancılık politikalarıyla nedeniyle son 8 yılda et ithalatına 8 milyar liraya yakın para ödemişiz.

Buna rağmen Tarım ve Orman Bakanı’nın, küçükbaş hayvan varlığı bakımından Avrupa’da birinci, büyükbaş hayvan varlığında da, Fransa’dan sonra ikinci sırada olduğumuzu söylediğini işitince, ‘’Yaz boyu Samsun neden koktu’’ diye sorarım o vakit.

Et sıkıntısı nedeniyle, okyanus ötesi ülkelerden sığır ithal edilince, gemilerden biri de Samsun Limanına gelince, günlerce sığır dışkısı koklamak durumunda kalmıştık.

Her neyse mevzu o değil.

Türkiye’nin, gerek toprak varlıkları ve gerekse büyük ve küçükbaş hayvan varlıklarının tutulduğu envanter sorunu yaşadığını biliriz.

Kredilerle kurulmuş hayvan çiftliklerindeki sayı bilinir belki ama ülkemizin 32 bin mahallesi ve yaklaşık 20 bin köyündeki hayvanlarının doğru şekilde sayılabildiğini düşünmüyorum

‘’Sayıyoruz’’ diyen beri gelsin.

Mısır ekmiyoruz en basitinden, hayvancılık nasıl gelişecek bu durumda.

Gülmeyeceğim ama tarım ve hayvancılıkta Avrupa’da birinci, Dünya’da yedinciyiz öylemi.