Atatürk’süz 19 Mayıs Olmaz
Yazarlar // 27 Nisan 2019 Cumartesi 12:14

Ragıp GÖKER

23 gün sonra 19 Mayıs’ın yüzüncü yılını kutlayacağız.

Sıradan bir günmüş gibi karşılıyoruz.

19 Mayıs 1919’a gelmeden önce neler olduğunu iyi anlamalıyız.

Bir zamanların batıda Viyana kapılarına,  doğuda İran sınırlarına, güneyde Kuzey Afrika’nın tamamı ve kutsal toprakların da bulunduğu Arabistan yarımadasına, kuzeyde ise Kırım dahil Kafkasya’nın tamamını kontrol eden cihan devleti olan Osmanlı İmparatorluğu, basiretsiz yöneticilerin elinde oyuncak olmuş, sokulduğu her savaşta yenilerek, önce vatan bildiğimiz Balkan’ları, kutsal  topraklar dahil Kuzey Afrika’yı, sonra da Kırım’ı ve, Kafkasya’yı kaybetmek zorunda kalmıştı.

Rus’lar Karadeniz’de Trabzon’a, Batı’da ise Yeşilköy’e kadar gelmiş.

Payitahtımız İstanbul’u işgale kalkışan İngiliz ve Fransız donanmasının zırhlılarını, daha önce Çanakkale Boğazı’nın serin sularına gömmüş olsak da, yukarıda belirttiğim gibi Sevr gibi bir utanç belgesini imzalayan Padişah, Çanakkale’yi ölüm kusan silahlarıyla geçemeyen İngiliz’lere eliyle teslim etmek zorunda kalmıştı.

Maraş, Antep ve Hatay topraklarını Fransız, Antalya çevresini İtalyan askerlerinin çizmeleri kirletiyordu.

Rum ve Ermeni çeteleri,  Karadeniz bölgesindeki Müslüman Türk halkına işkenceye başlamış, kadın ve kızların iffetine tasalluta yeltenmişlerdi.

Sevr’den ‘Vatan’ diye bize Anadolu’da küçük bir toprak parçası kalmıştı.

Yunan 15 Mayıs’ta İzmir’e çıkmış, Hasan Tahsin’in İlk Kurşun’una rağmen Anadolu’nun işgaline başlamıştı.

İşte bu ahvalde Mustafa Kemal ve arkadaşları 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan hareket ettikleri Bandırma vapuruyla Samsun’daki Tütün İskelesinden Anadolu topraklarına ayakbastılar.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’a çıkışı günümüzde önemsiz gibi gösterilmeye çalışılsa da tek bir amaç taşıyordu.

O amaç Milli Mücadeleyi başlatmaktı.

Nitekim Samsun’a ayak basar basmaz mutasarrıf’ı değiştiren Mustafa Kemal, ardından Samsun’da müdafai hukuk cemiyetini kurmuştu.

Amasya Tamimindeki ‘’Milletin bağımsızlığını, yine milletim azim ve kararı kurtaracaktır’’ sözü, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla birlikte milli mücadelenin başlatılacağına dair en önemli belgedir.

19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan kutlu yürüyüş, Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisinin toplanmasıyla son bulmuş gibi görünse de, aslında tam anlamıyla yeni bir başlangıç olmuştu.

Birkaç gün önce 99. kuruluş yıldönümünü kutladığımız meclisimiz,  mazlum milletlere örnek olacak efsanevi kurtuluş savaşımızı yönetmişti.

TBMM’nin ‘Gazi Meclis’ olarak anılmasının nedeni budur aslında.

19 Mayıs Kurtuluştan, Kuruluşa giden kutlu yürüyüşün başlangıcıdır.

Yeniden doğuşumuzun şehridir Samsun.

Bu nedenle de, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, doğum gününü de bu nedenle 19 Mayıs olarak benimsemişti.

Sivil inisiyatifin heyecanına rağmen, yüzüncü yıla dair kamuda ağır aksak yürüyen hazırlıkların bazıları hayal kırıklığı bile yaratıyor.

Cumhurbaşkanlığı’nın hazırlattığı logo çalışması hayal kırıklığına ait ilk örnektir.

19 Mayıs’ın yüzüncü yılına ait logo da Atatürk yok.

Nitekim Samsun’dan bu logoya reaksiyon gelmeye başladı.

Bazı sivil kuruluşlar, Atatürk’süz logo yerine, üzerinde Onur Anıtı’nın da yer aldığı Atatürk’lü logoyu kullanmaya başladılar.

Sivil kuruluşlarla da sınırlı değil üstelik, AK Partili başkan tarafından yönetilen ve Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın da sponsor olduğu 19 Mayıs Belediyesine, bir etkinlik için bastırdığı davetiyede de Atatürk’lü logo kullanmış.

Aklın yolu birdir.

Atatürk’süz yüzüncü yıl logosu olmaz.

19 Mayıs hiç olmaz.