Asgari ücret ne kadar olmalı
Yazarlar // 11 Aralık 2020 Cuma 15:30

Ragıp GÖKER

Sosyal medyada paylaşılan bir veriye göre ülkemizdeki çalışanların yaklaşık yüzde 42’si asgari ücretle çalışıyormuş.

Asgari ücret ne demek?

Asgari kelimesini sözlükler ‘’Minimum’’ diye tarif ediyor.

‘’En az’’ demek yani ama kesinlikle iddia edildiği gibi ’makul’ yani ‘yeterli’ veya ‘akla ve mantığa uygun’ anlamına gelmiyor.

Asgari ücret kesinlikle ‘makul’ olmalı ama.

Bu ay içersinde, önümüzdeki yıl uygulanacak asgari ücret belli olacak ancak, şu an için asgari ücret halen brüt 2 bin 943 lira.

Ama brüt ücretten 412 lira 2 kuruş SGK primi, 29 lira 43 kuruş işsizlik sigortası primi, 154 lira 51 kuruş gelir vergisi, 220 lira 73 kuruş asgari geçim indirimi, 22 lira 34 kuruş damga vergisi olmak üzere toplam 618 lira 30 kuruş kesiliyor.

Böylece çalışanların eline bir aylık emeklerinin karşılığı olarak 2 bin 324 lira 70 kuruş geçiyor.

Makul mü?

Şu an uygulanmakta olan asgari ücretin belirlendiği son toplantıda mikrofonu açık unutan sendika başkanının "Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle" dediği gibi 2 bin 324 liralık aylık ücrete ‘’makul’’ diyebilmek için vicdani duyguları askıya almak gerekiyor ki, bunu yapanlar da var maalesef.

Asgari ücretin 8 bin lira dolayında olması gerektiğini öneren siyasetçiler de oldu biliyorsunuz.

Bu da makul değil elbette.

Makul olan nedir peki.

Özellikle muhalefet kanadından nerdeyse ortak bir öneri gibi gelen 3 bin lira dolayındaki öneri makul gibi görünüyor.

Aylık 3 bin lira bir insanın rahatça yaşayabilmesi için yeterli midir?

Yeteceğini sanmam ama muhalefet partileri asgari ücretten vergi alınmamasını istiyorlar, böylece asgari ücret zaten net olarak 3 bin lira dolayında olur.

Bu öneriye işveren kanadından da bir itiraz geleceğini zannetmem.

İşverenden itiraz gelmez ama yaklaşık iki çalışandan birinin asgari ücretle geçindiği ülkemizde bu önerinin hükümet tarafından kabul edileceğini sanmam.

Ekonomi vergilerle ayakta duruyor zira.

Ve de özellikle dolaylı vergiler canımızı fena yakıyor.

Yİnternette bir video izledim geçenlerde.

Amerika’da yaşayan bir Türk vatandaşı karısına lüks bir araba almış.

‘’Araba’’ dediysem , ‘Mavi Reno’ zannetmeyin sakın.

‘’SUV’’ diyorlar ona.

Devasa bir araç

7 koltuklu.

Yok yok arabada.

Markanın ülkemizde satılan çok sayıda aracı var ama vatandaşımızın Amerika’da aldığı araba ülkemize ithal edilmeyenlerden.

Kendi büyük olduğu gibi motor hacmi de büyük.

4.8 motor.

Benzinli üstelik.

Benzin su gibi ya oralarda.

Sıfır bir de.

O araba bizde satılsa, fiyatı  2 milyon lira dolayında olur.

Peki, Florida’da da yaşayan vatandaşımız o arabaya kaç lira ödemiş dersiniz.

42 bin 500 dolar, yani o günkü kura göre bizim paramızla yaklaşık 340 bin lira.

Bu paraya, ülkemizde 1.6 motor hacminin altında vede eksik donanımlı sıradan bir araba alabiliyoruz ancak.

Ki;
Neyi eksik benim Mehmet’imin elin Coni’sinden.

Lüks arabayı benim vatandaşıma yakıştıramayanlar utansın diyeceğim ama kimin umurunda.

‘’Asgari ücretle Amerika’da satılan lüks arabanın fiyatı ne alaka?’’ diye soracaksınız biliyorum ama..

Hani Asgari ücretten vergi alınmasın deniyor ya.

‘’Olmaz o iş’’ demek istedim aslında.

Aralarında müteahhitler olmak üzere ödenecek yığınla döviz borcumuz var.

Vergi toplamak zorunda hükümet.

Vergilerin çoğu ‘bordro mahkumu’ olarak bilinen çalışanlardan alınıyor.

Kimi müteahhitlerin vergi borcu silinirken, asgari ücretliden vergi alınmaması, hükümetim göze alacağı bir risk olamaz diye düşünüyorum yani.

İnşallah ben yanılırım.