Samsun CHP’de Akıl Tutulması
Yazarlar // 6 Şubat 2026 Cuma 11:38

Ragıp GÖKER

Rahmetli Mehmet Çebi,
“Bir siyasetçinin hırsı, aklının önüne geçmemeli” derdi.

Dün Kent Haber’de Haydar Öztürk imzasıyla yayımlanan “İl Başkanı, partisinin adayı Cevat Öncü için vur emri çıkarttı” başlıklı haberde; CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ’ın, yönetim kurulu kararıyla, seçimi kaybetmiş olmasına rağmen Samsun’un bin 251 mahallesini defalarca turlayan, hem kendi programını hem de CHP politikalarını anlatmaya çalışan Cevat Öncü’nün saha çalışmalarına ilçe başkanlıklarının destek vermemesi yönünde yazılı bir karar aldığı bilgisi yer alıyordu.

Haberi okuyunca, Mehmet Çebi’yi bir kez daha rahmetle andım.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, geçtiğimiz yıl yaptığı bir açıklamayla tüm üyeleri propaganda yapmaya davet ettiği bilinirken, Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ’ın bu tutumuna ne denir?

Bunun adı tam anlamıyla akıl tutulmasıdır.

Doğrusunu söylemek gerekirse dün bu köşede yayımlanan “Sandığa gömeriz tehdidinin arkasındaki çürüme” başlıklı yazımda, Samsun örgütünde Cevat Öncü’nün saha çalışmalarından duyulan rahatsızlığa dikkat çekmmeyeme rağmen Özdağ gibi tecrübeli bir siyasetçiden böyle bir hatayı beklemiyordum.

Ancak, dünkü yazımın bir bölümündeki şu ifadeler, adeta Perşembe’nin gelişini Çarşamba’dan haber veriyordu:

“Bu yapının en çok rahatsız olduğu şey şudur:
Halkla kurulan gerçek bir siyaset.
Cevat Öncü tam da bu yüzden hedefte. Seçimi kaybettikten sonra kenara çekilmeyen, küsüp gitmeyen, ‘halk beni seçmedi’ diyerek sırt dönmeyen bir siyasetçi profili çizdiği için…
Bin 251 mahalle, muhtarlar, esnaf, STK’lar… Raporlar, toplantılar, geri bildirimler…
Ve bütün bunların karşılığında ne makam, ne yetki, ne de garanti bir koltuk var.
Bu ülkede siyaset, yıllardır oturduğu yerden ahkâm kesenlerin tekelindeyken; sahaya çıkan, emek harcayan, risk alan h
erkes ‘tehlikeli’ ilan edilir. Çünkü bu düzen, çalışanı değil, kontrol edilebileni sever.”

İl Başkanlığının yazısında Cevat Öncü’nün adı elbette açıkça geçmiyor.
Ancak sahada çalışan kişinin Cevat Öncü olduğu bilinirken, İl Başkanlığı kararında yer alan şu ifadelerin kimi hedef aldığı çok açıktır:

“Parti görevi bulunmayan potansiyel adayların, sırf şahsi tanınırlıklarını artırmaya hizmet eden saha çalışmalarına ilçe başkanlıklarımızın refakat etmesi ve ilçe örgütlerimizin sekretarya hizmeti sunması, parti yönetmeliklerimizle bağdaşmamaktadır.”

Yazıda Öncü’nün hedef alındığını anlamamak için saf olmak gerekir ve biz o kadar saf değiliz.

Peki, Mehmet Özdağ başkanlığındaki CHP Samsun İl Örgütü neden böyle bir karar almıştır?

Ortada açık bir panik hali vardır.

Çünkü Cevat Öncü, kaybettiği seçimin ardından halka küsmedi.
“Bana ne, ne hâliniz varsa görün” demedi.

Adaylık sürecinde kampanyasına harcadığı 7 milyon liranın üzerine, her gün yaklaşık 150 bin lira harcayarak, cebinden çıkan 3,5 milyon lirayla toplamda 10 milyon lirayı aşan bir bedelle, ısrarla kendisini ve partisinin programlarını Samsun halkına anlatmaya devam etti.

Kimi çevrelere göre bütün bunları milletvekili adayı olabilmek için yapıyormuş.
Onlara göre kırıp dizini oturmalı, yerel seçimleri beklemeli, belki de Büyükşehir Belediye Başkan adaylığını ummalıymış.

Yok ya…
Başka arzunuz?

Cevat Öncü, ailesinden ve işinden fedakârlık yaparak, ciddi bir maddi yükün altına girerek; Samsun’da alışılmış “oturduğu yerden siyaset” anlayışının ne kendisine ne de partisine bir fayda sağlamayacağını görmüştür.

“Neymiş; Öncü kendi tanınırlığı için çalışıyormuş.”

Bal tutan parmağını yalar ama Cevat Öncü siyaseti yalnız mı yapıyor?
Hayır.
Gittiği her yerde örgütten isimler yanında yer alıyor.

Öyleyse bu rahatsızlığın asıl nedeni nedir?

Cevat Öncü, Samsun’da CHP’nin parlayan yıldızı olarak görülmektedir.
Ön seçim yapılsa, sandıktan güçlü bir şekilde çıkacağına, belli ki bunu düşünenler de inanmaktadır.

İşte tam da bu nedenle Özdağ ve ekibi panik hali içindedir.

Ancak, bu karar için ‘’parti suçu’’ demesek de büyük hatadır.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Mehmet Özdağ gibi gerek siyasette ve gerekse STK’larda uzun yıllar görev yapmış deneyimli bir siyasetçiden böyle bir hata beklemiyordum.

Biraz da şaşkınım aslında.