Yener Cabbar’ın dünkü yazısındaki o cümle, meselenin özetidir aslında:
“10 yaşında YHT hayali dinleyen çocuklar bugün 30 yaşında.”
Bu, sadece bir tespit değil; aynı zamanda yıllara yayılan bir umut ve hayal kırıklığı hikâyesinin itiraf belgesidir.
Samsunlular, yaklaşık 20 yıldır “Hızlı tren gelecek, Ankara–Samsun arası 2,5 saat” vaatleriyle oyalanıyor.
Kimse çıkıp “Yeter, kandırmayın artık” demedi.
Aksine, “Nasıl olursa olsun, yeter ki gelsin” diyerek her yeni vaade yeniden inandık.
Milletçe vaat dinlemek hoşumuza gidiyor galiba.
Hatırlayın; dönemin Samsun Valisi İbrahim Şahin yaklaşık 10 yıl önce Samsun’dan bir grup gazeteciyi alıp Ankara–Konya yüksek hızlı trenine bindirmişti.
O gezi, “Samsun’a gelecek trenin fragmanı” gibi sunulmuştu. O trene binenler dahil şehirde herkes heyecanlanırken gerçek şuydu:
Konya çoktan trene binmiş gidiyordu, Samsun ise peronda bekletiliyordu.
Konya’dan sonra Sivas’a da ulaşan tren, hâlâ Samsun’a uğramıyor.
Oysa Samsun, demiryoluyla tanışmayı yeni öğrenen bir şehir değil. 1926’da Samsun–Çarşamba arasında devletin kendi imkânlarıyla yaptığı hatla tanışmış, ayrıca Cumhuriyet’in ilk yıllarında Samsun–Sivas demiryoluyla da Karadeniz’i de İç Anadolu’ya bağlamıştı.
Bu şehir demiryolunun geçmişini güçlü yaşayan bir yer.
Ama gel gör ki, yüksek hızlı tren konusunda “bir gün gelecek” diye bekliyor hâlâ.
Yıllarca bu konuyu boş bir hayal olarak görmeye başlamıştık.
Derken, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı, Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un girişimleriyle umut yeniden canlandı.
Minnettarız elbette.
Önce Kırıkkale–Delice hattı gündeme alındı.
Ardından Delice–Çorum, Çorum–Merzifon, Merzifon–Havza ve nihayet Havza–Samsun etapları…
KAMULAŞTIRMALAR HIZLANIYOR
Türkiye’nin ilk demiryollarından biri olan Çarşamba hattı bugün kullanılmıyor.
Samsun–Sivas konvansiyonel hattı yenilendi ama yüksek hızlı tren için uygun değil. Dolayısıyla tamamen yeni bir hat gerekiyor.
Bu da kamulaştırma demek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla geçen hafta acele kamulaştırma kararı Resmî Gazete’de yayımlandı.
Delice’den Havza’ya kadar olan kesimde süreç hızlandırılıyor.
Daha da önemlisi, Çorum–Havza (Samsun) etabı için de acele kamulaştırma kararı çıktı ve ihale takvimi netleşmeye başladı.
Ve fakat.
Havza- Samsun arası için ise kamulaştırma bilgisine ise rastlayamadık maalesef.
Delice–Çorum etabında inşaatlar devam ediyor; hattın 2029’da tamamlanması hedefleniyor. Çorum–Samsun bölümünün kalan kısımları ise 2026 yatırım programına alındı, ihaleler bu yıl içinde yapılabilecek.
Bunlar somut adımlar. “O tren Samsun’a gelecek” artık sadece vaat olmaktan çıkıyor, yavaş yavaş raylara dökülüyor.
Ama mesele sadece trenin gelmesi değil. Mesele, bu şehrin 20 yıldır peronda bekletilmiş olması.
Daha düne kadar “2018’de bitecek” denilen proje, şimdi 2029’lara, 2030’lara ötelenmiş durumda.
Kimse çıkan gecikmenin, değişen takvimin hesabını vermiyor.
Projeler gecikmez bu ülkede; vaatler güncellenir.
Samsun, demiryolu geçmişi güçlü bir şehir olarak hak ettiği yerde olmalı.
Karadeniz’i İç Anadolu’ya, Mersin ve İskenderun limanlarına bağlayacak bu hat, sadece yolculuk süresi değil, ticaret, lojistik ve kalkınma için de büyük fırsat.
O tren Samsun – Havza arasındaki hattın ne zaman gerçeğe dönüşeceği bilinmiyor olmasına rağmen gecikerek de olsa Samsun’a elbette gelecek.
Ama asıl soru şu: O tren nihayet geldiğinde, bu şehre yıllarca umut satanlar çıkıp bir kez olsun “geciktirdik” diyebilecek mi?
Yoksa yine yeni bir vaadin arkasına mı saklanacaklar?
Biz mi?
Ömrümüz yeter mi bilmem ama Allah ömür verirse, o günü görürsek şayet büyük ihtimalle o peronda olacağız.
Ama bu kez elimizde bilet değil, birikmiş bir sabır ve “unutmayacağız” diye bir hafıza olacak.
Samsun’un bu treni hak ettiğini biliyoruz.
Yeter ki vaatler değil, gerçek raylar döşensin.
