Medya Kamu Kaynaklarından Beslenirse
Yazarlar // 10 Mayıs 2021 Pazartesi 10:59

Ragıp GÖKER

Doksanlı yılların ilk yarısına kadar Samsun, İstanbul'dan sonra en fazla gazete ve, derginin yayınlandığı bir şehirdi.

Ve fakat.

Buna karşın Samsun, ülkemizde gazete ve dergilerin en az okunduğu şehir unvanına da sahipti.

O kadar çok gazete ve dergi yayınlanmasına rağmen, ülkede en az gazete ve dergi okunan il nasıl oluyordu.

Allah'ın, ''Oku'' şeklindeki ilahi emrine rağmen zaten okumayan bir toplumuz ama okunmuyor olmasına rağmen şehrimizde neden o kadar çok gazete ve dergi yayınlanıyordu.

Farklı bir açıdan bakacak olursak, gazete ve dergi yayınlanması iyidir aslında ancak, medya gücü doğru kullanılmadığında Hz. Ali'nin söylediğine inanılan ''Kalem ehil olanın elinde Musa'nın asası, ehil olmayanın elinde Allah'ın cezasıdır'' sözündeki gibi oluyor maalesef.

Samsun'da öyle olmuştu.

Logosunun yanında ''Yıl:5 - Sayı: 2'' gibisinden yazılı gazeteler çıkmaya başlamıştı.

''Yazarım ha'' deyip, arpayı aldıktan sonra yazmayanlar çoğalmıştı.

Oysa Samsun basını, Anadolu'daki en güçlü yapıya sahip oluşumlardan biriydi.

''Ulusal Basın'' olarak bilinen yaygın basın kuruluşlarının temsilcilikleri vardı ve Samsun’da görev yapan gazetecilerin çoğu ''Babı-ı Ali disiplini'' olarak bilinen disiplinle yetişmiş profesyonel gazetecilerden oluşuyordu ama ''Yazarım Ha'' deyip, arpalandıktan sonra yazmaktan vazgeçenler nedeniyle, işini bihakkın yapan gazetecilerin de toplum içindeki itibari zedeleniyordu.

Bu 'Yazarım ha..!'cıların yazacakları bir bilgi ve belge var mıydı ellerinde, o da şüpheliydi ama hani atılan çamurun izi kalır ya. Samsun'da para ve itibar sahipleri de, gerçek olmasa bile bir çamurun üzerlerine bulaşmasını istemiyorlar ve kötü niyetlilerin tehditlerine boyun eğiyorlardı.

Zamanın Valilerinden Rahmetli Şinasi Kuş, bu durumdan çok rahatsız olmuştu. Samsun'daki gazetecilerin tamamını İl Genel Meclisi salonunda toplamıştı.

Rahmetli Vali, ''Matbaanızı ben kuracağım, her birinizin eşit ortak olacağı bir gazete çıkarın'' demişti.

O güne kadar bayide satılabilme özelliğine sahip günlük bir gazetenin yayınlanamadığı Samsun'da Rahmetli Vali'nin bu önerisi profesyonel anlayışla görev yapan bizleri çok sevindirmişti ama bu durum ''Yazarım ha'' anlayışından beslenen bir iki arkadaşımızı rahatsız etmişti.

Şimdi rahmetli olmuş bu anlayıştaki arkadaşlardan biri söz alarak ''Böyle bir gazete çıkarsa ben yarın kimin kafasını koparacağım'' dediği an Vali, toplantıyı sonlandırmış, Samsun'da gazetecilerin, gazete çıkarma hayali de o sözlerin kurbanı olmuştu.

Sonra HALK çıktı biliyorsunuz.

Ardından diğerleri.

Şimdi, 'HALK'ın sesi olma iddiasıyla yayınlanan da, 'Sahibinin Sesi' gibi algı uyandıranlar da olsa bile Samsun halkının bayiden satın alabileceği günlük gazeteleri var çok şükür.

Günlük gazeteler çıkmaya başlayınca, kötü niyetli sözde gazetecilerden de kurtulmuştu Samsun halkı.

Seçeneklerin çoğalması iyi bir şey elbette ama bunun da kötü sonuçlar doğuran yan etkileri oluyor maalesef.

Sayımız çoğaldıkça aramızda mesleği suiistimal etmek isteyenler de artıyor maalesef.

İnternet haber siteleri içinde işini çok iyi yapanların yanı sıra, geçmişteki 'Yazarım ha'cılara özenenleri de görüyoruz maalesef.

Halkımız bilinçlendikçe bu kötü niyetliler de aradan çekilecektir ama ya belediyelerin kendi medya oluşumlarına ne demeli.

Bu akıma Samsun Büyükşehir belediyesi de katılmış.

İnternet TV'den sonra dergi çıkarmaya da karar vermiş Büyükşehir.

Soruyorum şimdi:

Büyükşehir neyin haberini verecek bize.

Belediyenin çıkaracağı dergide çalışan arkadaşlarımız, Büyükşehirdeki rüşvet ve zimmet skandalını ayrıntılarıyla yazabilecekler mi mesela.

Suyun en bol olduğu bölgemizde Samsun Büyükşehir Belediyesinin, hemşerilerine bu ülkedeki en pahalı içme suyunu satma gerekçesi ayrıntılarıyla yazılabilecek mi?

Tek parti döneminin Ulus Gazetesinde çalışanlar, bu ülkenin en saygın gazetecileriydi ama tek parti iktidarındaki CHP'nin baskısını üzerlerinde hissetmediler mi sizce de.

Kamu kanyaklarını kullanan en güçlü gazetelerden biri Sovyet Rusya'sında yayınlanan 'Pravda'ydı biliyorsunuz.

Pravda, yani dilimizdeki anlamıyla adı 'Gerçek' olan o gazete, ‘Gerçek’leri yazabildi mi sizce de?

Mümkün müydü böyle bir şey.

Kamu kaynakları, kamu kurumları aracılığıyla kullanılır ve kullandırılır.

Her vatandaşın,  kamu kaynaklarının nerelere, kimlere ve kimler aracılığıyla kullandırıldığını bilme hakkı var.

Kamu kaynaklarından beslenen basın organlarının, kamu kaynaklarının yanlış şekilde kullanıldığına dair haberi verme şansı olur mu?

Böyle bir durumun olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Bu durum bütün çıplaklıyla biliniyorken, bütçesini denkleştirmek amacıyla halkına ülkedeki en pahalı içme suyunu satan Samsun Büyükşehir Belediyesi kendi yayın organını çıkarmayı neden düşünür.

Yakın geçmişte 'Tamvay' Gazetesi gibi bir saçmalığın başarısızlığına rağmen yanlışta ısrarın nedeni ne olabilir.

Gazete ve dergi yayımcılığının pahalı bir iş olduğu biliniyorken üstelik!

Başkan o harcamayı cebinden yapmayacak.

Bütün o paraları sen ve ben ödeyeceğiz.

Unutma sakın..