TÜİK’in Aralık ayı enflasyon verileriyle en düşük emekli maaşı yüzde 12,19 oranında artarak 18.939 lira olarak hesaplandı. Ardından AK Parti Grubu’nun verdiği önergeyle bu rakamın 20 bin liraya çıkarılacağı duyuruldu.
Kağıt üzerinde artış var.
Gerçekte ise değişen pek bir şey yok.
Çünkü en düşük emekli maaşında, enflasyon farkı dışında yapılacak her artış için yasada geçici bir düzenleme gerekiyor. AK Parti Grubu’nun önergesi yarın TBMM gündemine gelecek. Kabul edilirse, emeklinin cebine girecek fark yalnızca bin 61 lira olacak.
CHP buna itiraz ediyor.
Milletvekilleri Meclis’te nöbet tutuyor.
İtirazın gerekçesi net: En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir süredir bu noktaya dikkat çekiyor ve en düşük emekli maaşının açlık sınırının altına düşmemesi gerektiğini söylüyor. Ona göre bu rakam bugün en az 39 bin lira olmalı.
Peki iktidar ne diyor?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, bin 61 liralık artışı yetersiz bulan CHP’lileri “şov yapmakla” suçluyor ve “Önce SGK’ya borcunuzu ödeyin” diyor. Bu açıklama, teklifin revize edilmeyeceğinin, olduğu gibi yasalaşacağının da işareti gibi.
Öyle görünüyor ki emekliler bir kez daha hayal kırıklığı yaşayacak.
Bugün gelinen noktada, emekli maaşlarının açlık sınırının üzerine çıkarılması kısa vadede mümkün görünmüyor. Ataların “teşbihte hata olmaz” dediği gibi, emekliler bir süre daha hayatın kıyısında, düşük profilli bir yaşam sürmeye mahkûm edilecek gibi duruyor.
Öte yandan tartışmanın bir de SGK boyutu var.
Türkiye’de başta belediyeler olmak üzere birçok kamu kurumunun SGK’ya ciddi borçları olduğu biliniyor. Cumhurbaşkanı’nın “silkeleyin” talimatının ardından SGK, belediyelerin hak edişlerinden kesinti yaparak alacaklarını tahsil etmeye başladı.
Ancak burada da itirazlar yükseliyor.
CHP’liler, SGK’nın AK Partili ve MHP’li belediyelerle gayrimenkul takası yoluyla borç mahsuplaşmasına giderken, CHP’li belediyelere aynı kolaylığı tanımadığını ileri sürüyor.
Oysa SGK bir kamu kurumu.
Siyasi kimliğe göre değil, hukuka göre hareket etmesi beklenir.
İktidar belediyelerinden alacak tahsilinde güvercin, CHP’li belediyelere gelince şahin davranıldığı yönündeki şikâyetler kulislerde sıkça dile getiriliyor. Özellikle büyükşehir yasasının sağladığı imkânlarla çok sayıda gayrimenkul edinen iktidar belediyelerinin, borçlarını bu yolla kapattığı biliniyor.
CHP’li Atakum Belediyesi örneği ise dikkat çekici. Kendi imkânlarıyla yaptırdığı ve bugün Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ek binası olarak kullanılan kültür merkezini borç takası için devretmek isteyen belediye, ciddi engellerle karşılaşıyor.
Bakan Işıkhan’ın, belediyelerin SGK borçlarına ilişkin eleştirilerinde haklı olduğu noktalar elbette var. Ancak prim tahsilinde siyasi ayrım yapıldığı iddiaları giderilmedikçe, emeklilerin hakkı için Meclis’te nöbet tutan milletvekillerini suçlamanın ne kendisine ne de temsil ettiği kurumlara bir faydası olacaktır.
Çünkü mesele sadece rakam değil.
Mesele adalet.
Ve emeklinin sofrasındaki eksik tabak!
