Yollar Yürümekle Aşınmaz
Yazarlar // 6 Ocak 2022 Perşembe 07:59

Ragıp GÖKER

''Toplantı ve gösteri yürüyüşleri Anayasal haktır, engellenemez... İktidarların bu hakkın kullanılmasına Süleyman Demirel gibi yaklaşmaları, bu hakkı kısıtlamadan 'Yollar yürümekle aşınmaz' demeleri gerekir. Demokrasinin gereği budur...''

Yukarıdaki sözler, Gazeteci Osman Saffet Arolat'ın 19 Haziran 2020 günü Dünya gazetesindeki köşesinden alınmıştır.

Ki;

Osman Saffet Arolat, Süleyman Demirel'e bu sözü söyleten 68 kuşağının önderlerinden sayabileceğimiz bir Türk aydınıdır.

Peki; Demirel o sözü neden söylemiş.

Bizim kuşağın gençlerinin de diline pelesenk olmuş o sözleri Demirel'in neden söylediğine dair bilgiyi de yine Arolat'ın yazısından alıntılayarak paylaşmak isterim.

Şöyle ki:

''Ölümünün 5. yılında rahmetle andığım 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in önemli sözlerinden biri başlıkta yer alan sözleriydi. Dönemin gençlerinin protesto yürüyüşleri üzerine kendi partisi AP içinden gelen eleştiriler üzerine bu ifadeleri kullanmıştı. Gençlik önce buna kızmış, ama zamanla bunun önemli bir demokrasi uyarısı olduğunu anlamıştı.''

Arolat'ın yaklaşık 1,5 yıl önce kaleme aldığı yazısından bölümleri bugün neden yazma ve sizlerle paylaşma gereği duydum.

Onu da anlatayım.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada muhalefete dönük eleştiri yaparken, "Sokaklara döküleceklermiş, ya siz 15 Temmuz'u görmediniz mi? Cumhur İttifakı sizi gideceğiniz yere kadar süpürecektir" demişti biliyorsunuz.

Türk Milleti 15 Temmuz'da bir destan yazdı.

Milletin, bunu da Cumhurbaşkanı'nın çağrısına uyarak yaptığını biliyoruz.

15 Temmuz'da ''Demokrasi Nöbeti'' adı altında günler ve hatta geceler boyu meydanları dolduran ve demokrasiye sahip çıkarak hain darbe girişimini engelleyenler sadece Cumhur İttifakı'na gönül vermiş partilerin mensupları değildi.

Kendilerini solcu olarak tanımlayanlar da, ''Milliyetçiyiz, mukaddesatçıyız'' diyenler de o günlerde 'Demokrasi Nöbeti' tutmuşlardı.

O gece hainler, Gazi Meclisi bombalarken, ''Başaramayacaksınız'' diyen Milletvekilleri arasında CHP'liler de vardı. AK Parti'liler de.

Darbeye direnirken sokağa çıkmak ne kadar demokratik hak ise, hükümetin uygulamalarını protesto etmek de milletin demokratik haklarından biridir.

Keşke bu türden eylemlere hiç gerek duyulmasa.

Ülkemde her şey düzenli işlese keşke.

Her saman sandıkta söylense yani o son söz.

''Yollar yürümekle aşınmaz'' derken ve bunun Anayasadan kaynaklanan demokratik bir hak olduğunu savunurken, marjinal gruplar tarafından da bu hakkın kimi zaman kötüye kullanıldığını gördük.

Gösteri ve yürüyüş hakkını 'vandallığa' vardıranlar da oldu.

Bu yazının, halkı sokaklara dökülmesi için bir çağrı olarak algılanmasını istemem.

Asla böyle bir niyetim yok.

Bu yazıdaki amacım, ‘kötü niyetliler var’ diye gösteri ve yürüyüş hakkını demokratik kurallar çerçevesinde kullanmak isteyenlerin engellenmesini istememek ve bunu dilemektir sadece.

Provokatörler her daim olacaktır.

Bu türden insanlar dün de vardı, bugün de var.

Hatta yarın da olacaklar belki.

Bunları bulup, meydana sokmayacak olan da devlet güçleridir.

Devlet, bunun için var zaten.

Aslolan, testiyi kırmak değil, testi kırılmadan önlem almak olmalıdır.