Yaverin Itirafları Ve Tehlikenin Boyutu
Yazarlar // 21 Temmuz 2016 Perşembe 00:00

Ragıp GÖKER

Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın yaveri olan subayın Hürriyet’te yayınlanan itirafları, aslında nasıl bir tehlikenin içine sürüklenmiş olduğumuzu anlatıyor.
Piyade Yarbay Levent Türkkan’ın savcılıkta yaptığı itiraflardan ‘Sızıntı’ adıyla bir dergi çıkarmış olan paralelcilerin, başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı sistemi olmak üzere devlet içindeki önemli mevkilere nasıl sızdığını anlamak mümkün.
Paralelcilerin orduya sızma girişimleri aslında bir sır değildi.
Askeri okullara sızdılar ilkin.
Çaldıkları sınav sorularını yandaşlarının çocuklarına vererek, sınavı kazanmalarını sağlamışlar.
Bu tehlikeyi ilk kez, eski Genel Kurmay Başkanlarından Orgeneral Yaşar Büyükanıt okul komutanıyken fark etmiş aslında.
Cemaatlerin özellikle orduya sızma girişimleri uzun zamandır tartışılan bir konudur.
12 Eylül sonrası MİT’in cemaatleri takip ettiğini bilirim.
MİT, 80’li yıllarda gazetelere, cemaatlerle ilgili bilgi sızdırırdı.
Gazetelerde yer alan o haberlere bakarak, Fetullah Gülen cemaatinin o yıllardan itibaren güçlenmekte olduğunu anlamak mümkündü.
TSK’nın cemaatlere karşı kendisini koruduğuna inanırdık.
Ne zamanki, Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ olmak üzere komutanların cemaat tarafından kurulan kumpas sonucunda zindanlara atılması sonrasında, tehlikenin farkına varmıştık.
Ve fakat
Geç kaldığımızı da şimdi anlamış olduk.
15 Temmuz başarısız darbe girişiminin sebep ve sonuçları tartışılacaktır.
Bir daha yanlışa düşmemek için tartışılması da gerekiyor.
Gülen Cemaati, AK Parti Hükümeti görevdeyken, 17- 25 Aralık sürecine gelinceye kadar ülkenin önemli makamlarına sızmıştır.
AK Parti, 17-25 Aralık sürecinde cemaatin ülkeyi ele geçirme planı yaptığını fark etmiştir ama 15 Temmuz gecesi yaşanalar sırasında müdahale için geç kalındığı da gerçektir.
Yaşananlar için, vicdan sahibi hiç kimse ‘’Oh olsun’’ diyemez.
Darbe girişimi sonrasında ordu ve yargı içersinde paralelcilerin temizlenmesi için geniş bir operasyon başlatıldı.
Operasyon genişletilerek, birçok kurumu kapsayacaktır.
Bir iki gün içinde binlerce görevlinin açığa alınması ve bazılarının da tutuklanmasıyla sonuçlanan operasyonlar nedeniyle anladık ki, devletin içine çöreklenmiş paralel yapı unsurları takip ediliyormuş.
Şu an itibariyle ‘’Neden bugüne kadar beklediniz’’ demenin bir anlamı yok’’ elbette ama dikkatli olunması gerektiğini söylemekte fayda var.
Bu gibi geniş çaplı operasyonlarda ‘Kurunun yanında yaşta yanar’ misali suça bulaşmamış insanların da haksızlığa uğramaları mümkündür.
Mağdur yaratamamak için gözaltılar ve görevden uzaklaştırma gibi uygulamalar sırasında azami dikkatini gösterilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.