'Yaparım Olur' Anlayışı Nereye Kadar?
Yazarlar // 4 Haziran 2020 Perşembe 23:54

Ragıp GÖKER

Samsun, “Ben yaparım olur” anlayışından çok çekti.

Bir çok örnek var buna dair.

Atakum sahilinde yol yapılmak istenmesine ve bunun en sonunda mahkeme duvarına toslamasına dair notu tekrar paylaşmama gerek var mı bilmiyorum.

Bir müteşebbise Fener’de yaptırılan otel için kıyı kenar çizgisinin by-pass edilmesi konusundaki saçmalığı da tekrarlamayacağım.

O konuda mahkeme duvarına tosladı.

Mahkeme Büyükşehir’in yaptığı o düzenlemeyi iptal etti.

Konu, Danıştay Dava Genel Kurulunda karar için bekliyor.

Türkiye bir hukuk devletiyse ki, öyle olduğuna dair inancımız var.

Bunilkeye inanan hukukçular ve dahil biz kararın, projenin iptal edilmesi yönünde geleceğine inanıyoruz.

Ancak, öyle bir karar gelse bile bunu Samsun’da uygulayacak yönetici bulunacak mı, onun da bilemiyorum.

Kurupelit sahilindeki Marina Projesi için de, bilirkişiler, defalarca orada marina olmayacağını söylediler ısrarla.

Büyükşehir, Karadeniz’in kendisinden alınanı geri isteyeceğini bile bile, “Yaparım” dedi inatla.

Yaptı da..

Marina’ya sürekli kum dolduğu için yatlar yanaşmalıyım bir türlü.

Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı olan Samsun’un milyonlarını gömdüğümüz marinadaki bu son durumla baş edilemeyeceği anlaşılmış olmalı ki, marina alanı toprakla doldurmak isteniyor şimdilerde.

Bir yanlış, başka bir yanlışla düzeltilmek isteniyor yani.

“Pes artık” dedirten başka bir örnek de,

Milli Eğitim Müdürlüğünün Atakum’da özel öğrenciler için yaptırılmış Meslek Lisesini Taflan’daki başka bir meslek lisesine taşıma kararıdır.

Niye böyle bir karar aldılar.

Anlamak mümkün değil.

Mantıksız çünkü.

Büyükşehir’in suya zam kararını defalarca eleştirdik biliyorsunuz.

Eleştirilere rağmen, Büyükşehir bu kararından geri adım atmadı.

Büyükşehir’in, hükümet tarafından zorda kalacağı düşünülen vatandaşlarımıza destek olabilmek için çareler aradığı bu pandemi sürecinde geri adım atacağını düşünmüştüm açıkcası.

Fena halde yanıldık ama.

Büyükşehir geri adım atmak yerine pandemi sürecini, batık haldeki belediyenin kasasına para toplamak için fırsat olarak değerlendirdiğini üzülerek anladık.

Ankara,İstanbul ve İzmir gibi büyükşehir belediyelerinde, halka bu zor günleri atlatmaları için türlü destek yöntemleri üretilirken, Samsun’da ise bunun tersi bir uygulamayı görmek herkes gibi beni de hayal kırıklığına uğrattı doğrusu.

Şu kıyas fatura saçmalığı H.HALK’ın sayfalarında kaç kere manşet oldu, ben saymayı unuttum.

Dün ben de, bu sütunlarda uygulamayı eleştirdim.

Kendimdende de örnek vererek, hiçbir vakit 40 liranın üzerine çıkmamış su faturalarımdan sonuncusunun 82 liraya yükseldiğini yazdım.

Pandemi sürecinde azalmasını beklerken, faturanın yüzde 110 oranında artmasını eleştirdim yani.

Dün bu sütunlarda yayınlanan “Kıyas fatura saçmalığı” başlıklı o yazım nedeniyle çok sayıda mesaj aldım.

Bir okurumuz kendimden verdiğim örnek gibi karı-kocadan oluşan iki kişilik bir aile olmalarına rağmen kendilerine de 75 lira fatura geldiğini ve bu güne kadar 40 liranın üstünde hiç su faturası ödemediğini iddia ediyordu.

Mesajların yanı sıra, soysal medyadan bu konuda yapılan paylaşımlar da hayli ilginçti.

Mesela bir vatandaşın sosyal medyadan paylaştığı 160 liralık faturanın resminin altına yazdığı “Hanıma,Hama mı işletiyorsun diye sordum” şeklindeki notu ve “Allah fakir fukaraya yardım etsin” şeklindeki dileğini çok beğendim..

Bu süreçte Allah, herkesin ve özellikle de fakir fukaranın yardımcısı olsun,