Yağmur Suyunu Denizle Buluşturamama Durumu
Yazarlar // 10 Ağustos 2021 Salı 01:57

Ragıp GÖKER

Karadeniz sahilinde kurulmuş bir şehir olarak Samsun, her yağmur sırasında, yağmur suyunu burnunun dibindeki denizle buluşturamaması nedeniyle su taşkınlarına maruz kalıyor.

Üstelik çok değil dokuz yıl önce meydana gelen sel felaketine 13 can vermiş Samsun'da, yaşananlardan da gerekli dersler alınmıyor.

2012 yılının 3 Temmuz'unu, 4 Temmuz'a bağlayan geceydi.

Gökyüzü sanki delinmişti.

Bardaktan boşanırcasına yağıyordu yağmur.

Dereler taşmış.

Yılanlıdere'deki sel kapanı Ayı Tepesi olmak üzere Samsun'un yüksek kesimlerinden vadilere akan suyu taşıyamaz hale gelmiş.

Menfezler taşmış.

Canik'teki Toki Konutlarıyla, bir alışveriş merkezlerinin alt katlarını su basmıştı.

Bir kapıcı dairesinde Bedirhan'ı ve babasını sel suyuna kurban vermiştik.

Aradan 9 yıl geçti ama Bedirhan'ın anacığı Yıldız Hanım'ın feryat figan hallerini hala unutamadım.

O yağış için ''Yüzyılın felaketi'' denmişti.

Bedirhan'la birlikte 13 canı toprağa verdik.

Maddi hasar da olmuştu.

Davalar açıldı.

Açıldı da ne oldu.

Kimse suçlanmadı.

Oysa su taşkınına Yılanlıdere üzerindeki sel kapanının, çevredeki taş ocağına gidip gelen kamyonlar nedeniyle zarar gördüğü ve bu nedeniyle patladığı iddiaları ortadayken kimsenin suçlanmaması ilginçti.

Halbuki kötü niyetten söz edilmese bile, bir ihmalin olduğu anlaşılıyordu.

Amacım geçmişi kaşıyarak yaşanan acıları tazelemek değil elbette ama bütün bunları yazmamın nedeni, yaşananlardan ders almıyor olmamızdır.

Dokuz yıl önce ki gibi her yağmurda can kayıplarımız olmuyor belki ama her yağmur sezonunda ve özellikle Temmuz ve Ağustos ayları geldiğinde yüreğimiz elimizde geziyoruz adeta.

Sel sularına mahkum oluyoruz hala.

Pazar günü yine şiddetli yağış aldı Samsun.

Ki;

Küresel ısınma nedeniyle yağışların eskisi gibi sindire sindire değil de, bardaktan boşalırcasına yağacağını biliniyor artık.

Yazının girişinde de belirttiğim gibi denizin kenarında yaşıyor olmamıza rağmen, yağmur suyunu denizle buluşturamıyoruz.

Karımla birlikte Pazar günü Atakum'daydık.

Birden şehrin doğusu karardı.

Şehre dönmek için hareket ettik haliyle.

Karayolları Bölge Müdürlüğünün önünde hafi olan yağışlar, Eğitim Fakültesi önüne geldiğimizde birden şiddetlendi.

Samsun-Bafra yolunun üç şeridinden, iki şeridi sular altında kalınca ve herkes şehre dönmeye çalışınca trafik tıkanma noktasına geldi haliyle.

Sular tahliye edilmeyince araçlar da su almaya başladı.

Sudan etkilendiği için olsa gerek benim ihtiyar arabam da üç kez tekledi.

Bizimle birlikte birçok araç da çalışmadı.

Trafik felç oldu yani.

Yaklaşık 3 Km'lik yolu bir saatte zor kat edebildik.

H.HALK'ın sitesinde fotoğraflar yayınlanmış.

Yollar suların altında kalınca vatandaşlar bu durumla dalga geçmiş ve fotoğraflar paylaşmışlar.

Bir önceki yağmurda da, yaşlı bir adamın menfezleri elindeki dal parçasıyla açmaya çalıştığına dair fotoğraf H:HALK'ın manşetinde yer almıştı.

Demem o ki;

Yaşananlardan ders almıyoruz.

Yağmur suyunu tahliye edemiyoruz.

Ormanlarımız yanıyor, söndüremiyoruz.

Biliyoruz ki, yağmur suyu zarar vermez.

Can ve mal kayıplarına su taşkını neden olur.

Bu da demek oluyor ki, önlem almıyoruz.

Beceriksiz olduğumuz için değil bütün bu yaşananlar.

Önlem almak için gerekli önceliklerimizi politik hesaplara göre belirliyoruz.

Ortaya da bu görüntüler çıkıyor.