Ulaşımdan Sağlığa Enflasyon Etkisi
Yazarlar // 5 Mart 2026 Perşembe 14:41

Ragıp GÖKER

Samsun’da UKOME kararıyla şehir içi dolmuş, otobüs ve hafif raylı sistem ücretlerinde zamlı tarife hayata geçti. 2025 yılının ilk günü 21 TL olan şehir içi dolmuş 35 TL’ye, 17 TL olan otobüs 30 TL’ye, 19 TL olan tramvay ise 34 TL’ye yükseldi. 14 ayda yüzde 66 ile 81 arasında değişen zam oranlarının enflasyonun çok üzerinde olması, vatandaşın tepkisini çekti.

Yukarıdaki metin, gazetenin dünkü manşet haberinden alınmış bir bölümdür. Haber, Samsun’da ulaşım ücretlerine altı aylık süreçte yüzde 66 ile yüzde 81 arasında zam yapıldığını bildirirken, aslında enflasyon canavarının bütçelerimizde oluşturduğu yıkıcı etkiyi anlatıyordu.

Oysa Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), önceki gün şubat ayı enflasyon verilerini açıklarken, tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) aylık bazda yüzde 2,96 arttığını, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,53 olarak gerçekleştiğini duyurmuştu.

Aynı TÜİK, memur ve emekli maaş artışlarının esas alınacağı aralık ayı enflasyonunun aylık yüzde 0,89; yıllık ise yüzde 30,89 olduğunu açıklamıştı.

Ve fakat…

TÜİK’in verileri tartışılıyor, biliyorsunuz. Bağımsız araştırma grubu ENAG da her ay veri paylaşıyor ve ENAG ile TÜİK’in verileri arasında neredeyse iki kata varan fark oluşuyor.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan da anlaşılan TÜİK verilerine göre değil, fiili maliyet artışlarına göre hareket etmiş. Nitekim altı ay içinde tramvay biletine yüzde 81 oranında zam yapılmış.

Burada bir parantez açarak şunu söylemek gerekir: Yüzde 81 oranında zam kararı almak durumunda kalmak, muhtemelen Belediye Başkanı’nı da mutlu etmemiştir. Kaldı ki Türkiye’de neredeyse bütün belediyeler, ulaşım ücretlerinde Samsun’dakine benzer artışlar yapmak zorunda kaldı.

Enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz maalesef. Özellikle fosil yakıtların büyük bölümünü dışarıdan temin ediyoruz.

Brent petrol fiyatlarının 81 dolara yükseldiği, kısa sürede 100 doları görebileceği konuşuluyor. Bu da akaryakıta yeni zamların kaçınılmaz olabileceği anlamına geliyor. Üstelik ülkemizde, özellikle ÖTV uygulaması nedeniyle akaryakıt fiyatları pompaya daha yüksek oranlarla yansıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) enflasyon beklentilerini sürekli güncelliyor; ancak enflasyon bir türlü hız kesmiyor. Gıdadan sağlığa kadar pek çok alanda fiyat artışları sürüyor.

Enflasyonun olumsuz etkileri yaşamımızı doğrudan etkilemeye devam ediyor.

SGK ile anlaşmalı eczanelerden alınan ilaçlara ödenen fiyat farkları bile can yakıyor. Devlet hastanelerinde tedavi hâlâ ücretsiz; ancak özel hastanelerdeki ücretler artık birçok vatandaşın bütçesini zorluyor.

Bir MR çektirin, görün faturayı…

Özel hastaneye gidemeyenler için fakülte hastaneleri bir alternatifti. Orada da tedavi ücretsizdi.

OMÜ’DE HASTADAN KEFİL İSTEMEK
Önceki gün gazetemiz, Yener Cabbar’ın “OMÜ’de Hastaya Kefil Dönemi” başlıklı yazısını manşete taşıdı. “Bıçak parası” adı altında hastalardan istenen ücretler nedeniyle 80’li yıllarda hastanelerde rehin kalan hasta haberlerini kaç kez yazdığımızı hatırlamıyorum.

O günler geride kaldı sanıyorduk.

Ancak OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hasta yakınlarından kefil istendiğine dair haberleri okuyunca, 40 yıl öncesi gözümde canlandı.

AK Parti, “Sağlıkta Dönüşüm” programını uygulamaya koymuştu. Bu, kendi döneminde ciddi bir reform olarak görülmüştü. Bölünmüş yollar ve sağlıkta dönüşüm projeleri, partinin seçim başarılarında önemli rol oynadı.

Bölünmüş yollar büyük ölçüde tamamlandı. Otoyollar ise büyük oranda yap-işlet-devret modeliyle devam etti. Şimdi ise köprü ve otoyolların satışı gündemde!

Sağlıkta dönüşüm ise artık dönmüyor gibi görünüyor.

İlk alarm, üniversite hastanelerine ödeneklerin aksamasıyla başladı. Sağlık Bakanlığı ve SGK’nın üniversite hastanelerine yaptığı ödemelerde yaşanan sıkıntılar, döner sermaye sistemini doğrudan etkiledi.

Üniversite hastanelerinde görev yapan hekimler döner sermayeden pay alıyor. Döner sermaye gelirleri ise büyük ölçüde tedavi ücretlerinden oluşuyor.

Ödemelerdeki aksama, yükün hasta ve hasta yakınlarına yansımasına neden oldu.

OMÜ’de gündeme gelen kefalet uygulamasının temelinde de, ’Sağlıkta Dönüşüm’ün uzun süredir dönememesi nedeniyle oluşan bu finansman krizi yatıyor yani.