Ucuz Gıda İçin
Yazarlar // 8 Şubat 2021 Pazartesi 15:40

Ragıp GÖKER

Gıda fiyatlarının enflasyona bağlı olarak arttığını bilirdik.

Oysa hükümet bunun tersini savunuyor.

Enflasyon artışına faizlerin sebep olduğu iddiasına rağmen, Merkez Bankası doların ateşini söndürebilmek için faizleri arttırdı.

Doların ateşi de düştü nitekim.

Çok değil dört ay önce 8.5 lirayı aşmıştı biliyorsunuz.

Merkez Bankası'nın faizleri arttırmasıyla hızlı bir düşüş yaşayan dolar, önceki gün 7,05 liraya kadar geriledi.

Buna rağmen, çarşı- pazardaki yangın sürüyor.

Hayat hala çok pahalı.

Özellikle gıdadaki ateş bir türlü söndürülemiyor.

Cuma günü pazarda hıyar 10 liraydı.

İçi su dolu.

En büyük özellliği de bu.

Alt tarafı hıyar yani.

Ama yaptı yapacağını.

Geçen sene iki lira dolayındaydı bildiğim kadarıyla ama şimdi 10 lira.

Kabak da 10 liraydı.

Ispanak 7 lira.

Karımın aldığı 2 kilo portakal ile iki kilo armuda 27 lira ödediğini görünce gözlerim iyice büyümüştü.

''Niye şaşırdın ki?'' dedi pazarcı arkadaş.

Sol yanım, emeğe ve emekçiye saygıyı emretse de, hükümetin, pahalılığın sebebi olarak market sahipleriyle manav ve pazarcı esnafını görerek ve buna bağlı olarak PTT ve TMO gibi kamu kuruluşları aracılığıyla marketçilik yapma kararından etkilenmiş olmalıyım ki, ben de pahalılığa sebep olarak pazarcı esnafını gördüm galiba.

Fena halde dolmuşa gelmiş olmalıyım ki;

''Pahalılığa sebep sizsiniz'' dedim.

Pazarcı arkadaşın ''Senin mazot ve gübre fiyatlarından haberin yok galiba Abi''' şeklindeki cevabıyla kenedime geldim.

Cüzdanım bir anda hafifleyince canım yanmış olmalı ki, piyasada fiyatların arz ve talep dengesine göre değiştiği gerçeğini unutmuş olmayı kendime yakıştıramadım Utandım doğrusu.

''Bir zamanların kendi kendine yeten ülkesiydik'' falan gibi beylik laflar etmeyeceğim elbette ama özellikle tarımsal üretimden hızla uzaklaştığımız gerçeğini de gözardı etmeyeceğim.

Günümüzde Hollanda'nın tarımsal üretimde yarattığı mucizeden de bahsetmeyeceğim.

Ve fakat

Bizim gibi ülkeler için Fransa'da yapılanların bir örnek olduğunu da söylemeden geçmeyeceğim.

Fransa yapıyor, biz niye yapmayalım.

Bizden biraz küçük bir ülke Fransa.

Nüfusu da bizden az ancak, bizim artan genç nüfusumuza rağmen Fransız halkının yaş ortalaması daha yüksek.

Sanayisi de gelişmiş biliyorsunuz.

Savaş uçağı da yağıyorlar, yolcu uçağı da.

Biz yerli araba yapmaya yeni yeni hazırlanıyoruz ancak, Fransa nicedir bize araba satıyor.

Otomobil sanayisi de gelişmiş yani

Tarımda da Avrupa'nın kendi kendine yeten ender ülkelerinden biri olmuş.

Tarımsal ürün ihracatı da küçümsenmeyecek düzeyde.

Genç nüfusumuza ve onca verimli tarım arazimize rağmen biz ise taa okyanus ötesi ülkelerden tarımsal ürün ve gıda maddeleri satın alıyoruz.

Bu duruma şaşırmıyorum zira ''paramız var ki alıyoruz'' diyen bir Tarım ve Orman Bakanımız var çok şükür.

Hükümetin, gıda fiyatlarındaki artışın sorumlusu olarak market ve manavları gösteren politikalarına rağmen, Hürriyet'in ekonomi sayfasında dün, gıda fiyatlarının nasıl ucuzlayabileceğine dair beş öneri içeren bir haber analiz yayınlandı.

Haber ayrıca, yükselen gıda fiyatlarının TOBB'un 'Tarım Meclisi'nde ele alındığını duyuruyordu.

TOBB Gıda Meclisi, gıda fiyatlarını düşürmek için uzun vadeli politika geliştirmek gerektiğine vurgu yapmış ve şu beş öneriyi getirmiş:

1- Tarımsal üretim arttırılmalı ve verimli hale getirilmeli, iyi tarım ugulamaları geliştirilmeli.

2- Tarım sigortaları geliştirilmeli.

3- Tarımsal üretimde mazot, gübre, ilaç başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki, Özel Tüketim Vergisi düşürülmeli.

4- Gıda maddelerindeki Katma Değer Vergisi oranı düşürülmeli.

5- Tarımda kullanılan elektrik, tarımsal destekleme kapsamına alınmalı.