TÜİK Yine Tartışılacak
Yazarlar // 6 Temmuz 2021 Salı 23:35

Ragıp GÖKER

Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK'in, Haziran 2021 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre aylık yüzde 1.94 ve yıllık ise 17.53 oranında artışa dair veriler yine gündemin en çok tartışılan konusu olacak.

TÜİK'in verilerine göre tüketici enflasyonu son 2 yılın zirvesine çıkmış oldu.

Çünkü TÜİK yıllık enflasyonun yüzde 17.53 olarak gerçekleştiğini söylüyor ama çarşı pazarda görüntü daha farklı şeyler anlatıyor zira.

Zamanın Hazine ve Maliye Bakanı, programına konuk olduğu Ahmet Hakan'a ''Dolarla mı maaş alıyorsunuz?'' diye sormuş, bu nedenle de dolardaki artışın ekonomiye olumsuz etkileri olmadığını söylemeye çalışmıştı ancak, biliyoruz ki ülkemizde iğneden ipliğe her şeyin fiyatı dolara göre belirleniyor.

Bu cümleden hareketle, geçen yıl 5 Temmuz'da 6.86 lira olan dolar, dün itibariyle piyasalarda bir yıl içinde gerçekleşen yüzde 27 dolayında artışla 8.69 liradan işlem görüyordu.

En azından yazının hazırlandığı saatlerde böyleydi.

Dün itibariyle altın piyasalarında gram altın 501 liradan satılırken, çeyrek altın ise 824 lira olmuştu.

Oysa geçen yıl 5 Temmuz'da gram altın 392 lira, çeyrek altın ise 643 liradan satılıyordu.

Gram altın ve çeyrek altın fiyatları da bir yılda dolar gibi yüzde 28 oranında artmış.

Doğalgaz ve elektrik fiyatlarına üst üste yapılan zamları yazmaya bile sanırım gerek yoktur ama TÜİK, yıllık enflasyonun yüzde 17.53 oranında gerçekleştiğini açıklarken, gıda fiyatlarında da bir yıl içinde yüzde 20 dolayında artış gözlenmiş.

Bu oran ortalama bir değerlendirme ama ayçiçek yağındaki yüzde 30 dolayındaki artış gibi bazı gıda ürünlerinde fiyat artışı TÜİK’nin açıkladığı verileri ikiye katlamış oldu aslında.

Ayçiçek yağı fiyatları bir yılda yüzde 30 artmış ama aslında iki yıllık fiyat artışı yüzde yüzü görmüş.

Çünkü 2019'da 35-40 lira bandında satılan 5 litre ayçiçek yağı bu yıl itibariyle 78 liraya yükselmiş.

Geçen yıl 2 bin 324 lira olan asgari ücret de, bu yıl 2 bin 826 liraya yükseldi biliyorsunuz.

İktidara yakın yayın organlarında bu aydan itibaren asgari ücrete 485 lira zam yapılacağı duyuruldu.

Gerçekleşir mi bilmem ama gerçekleşirse net asgari ücret 3 bin 311 liraya yükselecek demektir.

Yeter mi?

''Allah bereket versin'' diyenler olacaktır ancak, ülkemizde açlık sınırının 2 bin 864 lira dolayında olduğu bilinirken, gelecek zamla birlikte asgari ücret, açlık da kalacak.

Memur ve emekliler de, TÜİK'in enflasyon verilerinin açıklanmasını bekliyorlardı.

Aralarında bu fakirin de bulunduğu emeklilerin de bu ay itibariyle maaşlarına yüzde 8.43 zam yapılacakmış.

''Bozdurup, bozdurup harcarız artık'' diyecektim ama iğneden ipliğe her şeye yapılan zamla birlikte alacağımız zam da şimdiden buharlaşmış oldu aslında

Fiyat artışında rekor otomobil fiyatlarında yaşandı biliyorsunuz.

''Araba da almayın artık'' diyenleri duyar gibiyim ama günümüzde otomobil lüks tüketimden sayılır mı bilemedim.

Zaman zaman, internet üzerinden otomobil tanıtımları yapan youtuberleri izliyorum.

Önceki akşam izlediğim bir videoda, bu ay itibariyle ülkemizde 890 bin liradan satılacak bir arabanın Avrupa ülkelerinde 50 bin dolar seviyelerinde, yani, 450 bin lira dolayında satılacağını öğrendiğimde, elin Hans’ını kıskanmadım değil hani.

Hans en iyi arabaya binecek, ama bizim Memed, Reno Toros’a mahkum olacak öyle mi?

Haksızlık değil mi yani.

Akaryakıtı zaten en pahalı kullananlardan biriyiz.

Arabalarımıza bir litre akaryakıt alırken, bir litre de devlete aldığımız gibi, bir araba alırken, bir araba da devlete alıyoruz.

Benzinden ve arabalardan alınan fazla para vergidir elbette bunu biliyorum.

''Vergi hizmet getirir eksikleri giderir. Verginin kökleri acı, meyvesi tatlıdır.'' gibi özlü sözlerin yanı sıra, vergilendirilmiş kazancın kutsallığına inanmış bir milletin fertleriyiz amenna.

Yani 'Devlete can feda' elbette ama bu kadar vergi toplanırken neden hala benim vatandaşlarım enflasyona yenik düşüyor onu da anlayamıyorum.

Anlayan biri varsa, bana da anlatsa iyi olur.