Tıbbi Cihaz Üretiminde Sorunu Çözmek
Yazarlar // 15 Haziran 2017 Perşembe 10:28

Ragıp GÖKER

Medikal cihaz üreticileri, Çankaya Köşkünde Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ile görüşmüşler.
Toplantıda tıbbi cihaz üreticilerinin yanı sıra, Samsun Milletvekilleri ile Samsun Valisi ve AK Parti İl Başkanı da hazır bulunmuş.
Tam anlamıyla bir zirve olmuş.
Zirvede ne konuşuldu bilmiyorum ama Samsun’da Tıbbi cihaz üretiminin önünün açılması konusunda, sorunu çözecek kişinin, tek başına Nurettin Canikli olmadığını düşünüyorum. Çünkü o zirvede, yanlarında bürokratları da olmak üzere Sağlık Bakanı ile Ticaret Bakanı’nın yanı sıra, Gümrük ve Ticaret Bakanı da bulunmalıydı.
Tıbbi cihaz üretimin yapıldığı dünyadaki üç önemli merkezden biri Samsun’dur ama üretiminde tekelci olduğumuz bu sektörü bir türlü geliştiremiyoruz.
35 yıla yakın süredir Samsun’da tıbbi cihaz üretiliyor ancak, yaklaşık 5 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşması mümkün olan sektörde, bir arpa boyu yol alınamadı.
Yerimizde sayıyoruz yani.
Başlangıçta sanayiciler arasında birlik olmadığından şikayet ediliyordu ancak, MEDİKÜM’ün kurulmasıyla bu sorunun çözüldüğü anlaşılıyor.
Sektörün öncüsü Ahmet Bahadır’ın, yıllardır sorunun çözümü ile ilgili önerilerini dinlerim.
Sektörü başlatan adam olarak, sorunun nereden kaynaklandığını en iyi ‘Onun bileceğine inandığım gibi, çözüm için ortaya koyduğu önerileri de önemserim.
Bir rapor bile hazırlamış.
Bakan o raporu okusa, toplantıya bile gerek kalmazdı ya neyse.
Sektörü geliştirmek için tıbbi cihaz üreticileri ne istiyorlar önce buna bakmak lazım.
İstekleri çok basit aslında, ‘’Bize ve ürettiklerimize güvenin’’ diyorlar özetle.
Çünkü bizim hastanelerimiz, Samsun’da üretilen tıbbi cihazları almak yerine Almanya’dan geleni alıyorlar.
Oysa o cihazlar, Almanya’ya Samsun’dan gidiyor ama bizim doktorlarımız bunu bilmiyor.
Dünya Gazetesinde çalıştığım yıllarda, gazeteyi çıkaran gurubun bağlı oluğu şirketlerden biri, İngilizce ders kitapları satardı.
Bu konuda şirket elemanlarına yardımcı olmamızı isteyen Patronumuz Nezih Demirkent’in, ‘’okullarda neden bizim kitaplar seçilmiyor?’’ şeklindeki sorusunu ‘’Şirket elemanlarımız, kitapları seçecek öğretmenin eşi hangi kuaföre gidiyorsa onu bile bilmek zorunda kalıyor’’ diye cevaplandırmıştım.
Rahmetli patronum aslında ne demek istediğimi anlamıştı, konuyu orada kapatırken, bu gibi durumlardan uzak olmamızı öğütlemeyi de ihmal etmemişti.
Hastanelere alınacak tıbbi cihazları seçecek kurul, alımlar sırasında ne gibi kriterleri öne sürüyor bilmiyorum ama üretiminde tekel olduğumuz cerrahi aletleri kendi hastanelerimize satamıyoruz.
Mevzuat değişmeli önce.
Çünkü mevzuata göre, cerrahi aletler gibi, hastanelerde kullanılan perde, süpürge, halı koltuk, yatak, pamuk, sargı bezi gibi ihtiyaçlar da sarf malzemesi kabul ediliyor.
Mevzuat belli miktarda yerli sarf malzemesi almayı öngördüğü için satın almacı kurullar, perde ve yatak gibi malzemeleri yerli üreticiden alırken, cerrahi aletleri de ithal ediyorlar.
Böylece mevzuat hükümleri yerine getirilmiş oluyor.
Ahmet Bahadır, ‘’Devlet ne zaman, ne kadar cerrahi alet alacak ve ne zaman ödeyecek, bunu bize bildirsin. Biz sağlık sektörünün bütün ihtiyacını karşılarız’’ diyor.
Bundan ibaret olan bu konuda, sorunu çözmek çok mu zor?
Bütün iş bürokratta bitiyor.
Ver talimatı bürokrata, sorun çözülsün.
Bilmem anlatabildim mi?