Terörle Mücadele Sil Baştan
Yazarlar // 06 Şubat 2016 Cumartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Mardin’de merakla beklenen ‘Terörle Mücadele Eylem Planını’ açıkladı.
Planın bende uyandırdığı ilk intiba hayal kırıklığıdır.
Başbakan konuşmasının bir bölümünde kardeşlikten, birlik ve beraberlikten söz ederken, başka bir bölümünde ise kamu düzenin sağlanacağına vurgu yapıyordu
Bu topraklarda yaşayan bizler, kardeş olduğumuzu bin yıldır söylüyoruz ama aramaza sürekli nifak sokmak isteyenlerin olduğunu da biliyoruz.
Ülkemiz uzun süredir terörle mücadele ediyor.
Devletimizi yönetenler, PKK’nın 1984 Eruh baskınıyla başlattığı bu süreci, başlangıçta ‘’Bunlar üç beş çapulcu’’ gibi demeçlerle hafife alarak geçiştirdiler.
Sonraları, sorunun çok daha derin olduğu anlaşıldı ama bir anlamda iş işten geçmiş oldu.
Ülkem bu lanet terörden çok çekti.
‘Kınalı kuzularımızı’ henüz hayatlarının baharında toprağa verdik.
Davul zurna eşliğinde vatan görevine gönderdiğimiz gençlerimizin ‘al bayrağa’ sarılı tabutlarla geri dönmesi yüreklerimizi kanatıyor.
Dün Başbakan’ın Mardin’de açıkladığı bu planın, 30 yıllık süreçte hükümetlerimiz tarafından açıklanan kaçıncı plan olduğunu hatırlamıyorum bile.
Konuşmasına başlarken ‘’Biz ortak tarihin çocuklarıyız, ortak vatanın sahipleriyiz’’ demiş Başbakan.
Bu söz ruhumu okşadı.
Ama daha sonra, sözü çözüm sürecine getiren Başbakan’ın, 1 Ekim'de kamu düzenini bozacak hiçbir şey yapılmayacağı konusunda kendilerine söz verilmesine rağmen terörün tırmandığını belirterek, bir anlamda kandırıldıklarını söylemesine ise üzüldüm.
Bütün terör örgütlerinin yabancı kaynaklardan beslendiğini Başbakanımız da biliyor olmalı ama ‘’Birileri birleştirici güç, Türkiye'ye hakim olursa onları durduramayız diye düşündü ve harekete geçti’ diyerek, terörün dış kaynaklı etkenler nedeniyle tırmandırıldığı vurgusunu yapmış.
Bir anlamda topu taca atmış yani.
Her şeye rağmen hükümet olarak, çözüm iradesine bağlı kaldıklarını da hatırlatan Başbakan konuşmasında, 23 Temmuz’dan itibaren tırmanan terörle mücadele sürecinde ülkemizin kritik bir dönemden geçtiğini de belirterek, mücadelenin başarılı bir şekilde sürdürüldüğünün de altını çizmiş.
‘’Demokratik açılımları anaların gözyaşının dinmesi için yaptık’’ diyen Başbakan’ın, Mardin’de 10 unsur olarak açıkladığı eylem planında, en dikkat çeken konunun hangisi olduğunu sorarsanız, devlet ile millet arasındaki farkın kalkacağına atıfta bulunulan ‘psikolojik unsur’ olduğunu söylerim.
Ve fakat
Gerginliğin had safhaya ulaştığı günümüzde bunun nasıl gerçekleşeceğini merak ediyorum.
Eylem planının ‘’Kamu düzeni inşası’’ olarak açıklanan ikinci unsuruna bakıldığında ise, son yıllardaki uygulamaların ‘sil baştan’ yapılarak, terörle mücadelede en başa dönüleceğini anlamak mümkün.
Bu da şu demek aslında.
Bundan böyle barıştan falan söz etmek mümkün olmayacak.
Eylem planının ‘’Vesayet odaklarını değiştirelim’’ vurgusu yapılan bir bölümünde ise Başbakanın, HDP’ye yeni anayasa için ortak çalışma çağrısında bulunması da dikkatleri çeken başka bir unsurdu.
Terörün tırmanmasında HDP’yi birinci derecede sorumlu tutan Başbakan’ın bu çağrısını olumlu bulmakla birlikte, yeni anayasa için  ‘Başkanlık Sistemini’ olmazsa olmaz bir koşul olarak sunan AK Partinin, buna baştan karşı çıkan HDP ile nasıl bir iş birliği içinde olacakları da başka bir merak konusudur.