Tek Suçlu Yağmur Olamaz
Yazarlar // 24 Ağustos 2020 Pazartesi 15:59

Ragıp GÖKER

Yağışlar şiddetli biliyorum.

Metrekareye düşen yağış miktarı her zamankinden daha fazla.

Küresel ısınma da buna sebep.

Buna da kabul.

Ve fakat.

Özellikle sahillerdeki kasaba ve şehirlerde oluşan sel felaketinde hiç mi insan kusuru aranmaz.

İşte bunu kabul edemem.

Dere yataklarına ev yapan insanlarımız kusurlu.

Bunu biliyoruz.

Ki;

Bu hatalarını genellikle can ve mal kaybıyla ödüyorlar.

Ya bu dere yataklarındaki yapılar için ikide bir de imar affı çıkaranların hiç mi kusuru yok.

Sekiz yıl önce Samsun’u vurmuştu sel.

Aralarında bir kapıcı dairesinde sel suyuna kapılıp giden Bedirhan’la birlikte 13 can verdik biz o felakette.

Bir suçlu bulundu mu.

Hayır.

Pardon.

“Yüzyılın felaketi” denilerek, yağmur suçlanmıştı onu unuttum.

Utanılmasa yağışlara sebeb olan doğa.

Ve de doğaya hükmeden ilahi güç suçlanacaktı.

Ki;

Neyse bunu yapmadılar.

Oysa.

Sel kapanı hatalı yapılmıştı.

Bu nedenle suyu tutamadı.

Sel kapanı yakınlarında işletilen taş ocağına ruhsat verenler suçlanmadı hiç.

Bedirhan’ın da, kapıcı dairesinde yitip gittiği o binaları Yılanlıdere’nin ağzına yaptıranlar suçlanmadı hiç ki, TOKİ binalarıydı hepsi.

Tıkanarak yağmur suyunun denize ulaşmasını engelleyen Yılanlıdere’nin üzerindeki köprüyü o şekilde inşa edenlerde de kusur bulunmadı.

Sahile yol yaparken, menfezleri olması gerekenden daha dar yapanlar da suçlanmadı.

Ya kim suçlandı.

Yağmur.

Aylar önce Rize’de de bir felaket yaşandı.

Bölgede incelemede bulunan İçişleri Bakanı, “Yüzyılın felaketi” derken.

Rizeli eski Bakan ve AK Parti Milletvekili Hayati Yazıcı, felaketin oluşmasında insan unsuru varsa araştırılacağını söyledi ancak, inceleme hala yapılıyor olmalı ki buna dair bir açıklama yapılmadı henüz.

Salıpazarı halkı nicedir sel suyunu da tutacak olan o barajın yapılmasını bekliyor.

Her sel felaketi sonrasında o barajın yapılacağına dair nutukları işitiyoruz ama henüz bir adımın atıldığına da şahit olmadık maalesef.

Rahmetli Yıldıray Çınar’ın o güzel sesinden dinlediğim “Çarşamba’yı sel aldı / Bir yar sevdim el aldı” adlı türküyü dinlediğimde henüz çocuktum.

62 yaşımı bitirmek üzere ve  kocamış olmaya doğru yürümekte olduğum bu günlerde Çarşamba’yı sel aldığına dair haberi işitmek bana ne kadar ağır geldi bilemezsiniz.

Giresun’daki sel felaketinde can kayıplarımızın olması bizi bir kere daha derinden yaralarken, bu felakete şiddetli yağışların neden olduğuna beni kimse inandıramaz.

Felakete dair görüntüleri izlemişsinizdir.

Yıkılıp yok olan binaların tümü derenin neredeyse içine yapılmış.

Yağışlar mı buna sebep.

Ki;

Sanmam.

Ne kadar şiddetli yağmış olsa da, yağmur suyu zarar vermez.

Can ve mal kaybına neden olan su taşkınıdır su taşkınıdır.

Suyun önünü kapattığımız için su taşkını oluşuyor.

Felaketimize kendi elimile neden oluyoruz yani.

Sahil kentlerinde bile yağmur suyunu denize ulaştırmıyoruz maalesef.

Son kez söylüyorum, tek suçlu yağmur olamaz.

Felaketlerin önüne geçebilmeliyiz artık.

Bunu yapabilmek için de, önce kendi kusurlarımızla yüzleşmeliyiz.

Felakete uğrayan bölgelerdeki halkımızla sabır, kayıplarımıza da Allah’tan rahmet dilerim.

Başımız sağolsun.

Ve ayrıca, son olması dileğiyle ülkeme bir kez daha  geçmiş olsun.