Tatil Değil Bayram
Yazarlar // 29 Ekim 2019 Salı 15:24

Ragıp GÖKER

Türkiye’deki ilk reklam filmi, Meysu, için hazırlanan ve ‘’Türkiye’de ne içilir?’’ sorusunun sorulduğu o filmdi.

1964 yılında kurulan TRT’nin televizyondaki ilk görüntüsü, ‘’Bugün 31 Ocak 1968 bu akşamki deneme yayınına başlıyoruz’’ anonsuyla verilmişti.

Star bir TV’nin 1990 yılında Almanya üzerinden yayına başlamasıyla sektörde çok kanallı televizyon yayınları da başladı.

Dizilerimiz dünyanın birçok ülkesinde gösteriliyor artık.

‘’Türkiye’de ne içilir?’’ sorusuyla başlayan reklam sektörü de, çok kanallı televizyon dünyasıyla birlikte büyük bir aşama kaydetti.

Reklam filmlerinde, ürün tanıtımlarının yanı sıra, sosyal ve siyasal içerikli mesajlar da verilmeye başlandı.

Koç’un bir 10 Kasım’da ‘’Olmasaydın, olmazdık’’ mesajı, Ata’mıza duyduğumuz sonsuz minneti anlatması bakımından uzun yıllar unutulmayacak özelliktedir mesela.

Son günlerde, Türkcell’in yayınlattığı reklam filmi de, bence uzun yıllar hafızalardan silinmeyecektir.

Silinmemelidir de ayrıca.

Bugün Cumhuriyetimizin 96. yıldönümünü kutluyoruz.

Kolay kazanılmadı elbette Cumhuriyet.

Rengini şehit kanlarından alan ay yıldızlı bayrağımız özgürce salınsın diye, bu günlere, topraklarımızı şehit kanlarıyla sulayarak gelebildik ancak.

Yeni nesil adı verilen günümüz kuşağın büyük bir bölümü, Cumhuriyet Bayramını, 1,5 günlük tatil sevinciyle karşılıyor maalesef.

Kendimize bile itiraf etmekten korkuyoruz ama böyle ne yazık ki.

Türkcell’in reklam filmini hazırlayan ekip de bunun farkına varmış.

Genel Kurmay arşivinden alındığını tahmin ettiğim, o efsanevi kurtuluş savaşının görüntüleriyle süslendiği reklam filminin bir yerinde Ata’mızın cephedeki görüntüsü eşliğinde ‘’29 Ekim imkansızı başarmaktır’’ deniliyordu.

Sahiden de imkansızı başarmaktı Cumhuriyet.

Padişahın imzaladığı Sevr gibi bir utanç belgesi nedeniyle orduları dağıtılmış, topraklarının büyük bir bölümü düşman çizmeleri altında ezilmiş ve dolayısıyla, kirletilmişken, halkının tamamına yakını yoksul düşmüş bir millete özgürlük vaat etmek ve buna inandırmak hiç kolay olmadı.

Llyod George’un ‘’Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu’’ dediği gibi, Türk Milleti’nin, ona inanacağı Mustafa Kemal adında bir kahramanı vardı.

Mazlum milletlere bağımsızlık ümidi de aşılayan o kurtuluş savaşını kazanacağımıza inanmıyordu dünya.

İngiltere Başbakanı Llyod George’da, Ortadoğu ve Asya’daki emperyalist emellerini yaşatabilmek için yenilip, yok olmamızı istiyordu.

Anadolu’yu işgal etmeleri için ı Yunan ordusuna para ve silah yardımıyla şımartarak üstümüze salmışlardı.

İçeride de başta Vahidettin ve onun çevresindeki işbirlikçiler, Yunan’ın galip gelmesini istiyorlardı.

Buna rağmen bu yoksul Millet, Mustafa Kemal ve onun milli ordusuna inanmıştı.

O reklam filminde söylendiği gibi 29 Ekim, bin kişi olarak yarıldıkları köye bir kişi dönmektir.

Gelmeyeceğini bile bile cepheye uğurlanan evladı ve kocayı beklemektir 29 Ekim.

Kısaca imkansızı başarmaktır.

Başardık sahiden.

Bu nedenle tatil değil bayramdır 29 Ekim.

En büyük bayram, bu bayram.

Kutlu olsun hepimize.