Tanju Çolak
Yazarlar // 07 Mart 2015 Cumartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Onu ilk defa minikler arası penaltı yarışması sırasında tanımıştım.
O yaşta bile ayak içi vuruşunu mükemmel yapıyordu.
Kafa şutları da mükemmele yakındı.
Kafa topuna çıkan hemen hemen her futbolcu istem dışı olarak topu vururken gözlerini kapatır ya.
Tanju Çolak öyle değildi.
O gözlerini kapatmaz topu atacağı yere bakardı.
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi üç golcüsünden biri olmasının yanı sıra onu Avrupa Gol Kralı yapan en önemli özellik işte bu üstün yetenekleriydi.
Samsunspor’dan Galatasaray’a transfer olunca çok genç yaşta para ve şöhrete kavuşmuştu.
Para ve şöhret o yaşta bir gencin taşıyacağı bir yük değildi.
Tanju’da o yükün altında ezildi.
O sanatçı kadınla yaşadıklarını söylemiyorum.
O durumu bir gençlik hevesi olarak görürüm.
Ama mesela o benzin istasyonu sahibi olma hevesi.
Ve o pahalı otomobile sahip olma hikayesi.
O otomobilin kaçak yollardan yurda sokulduğu anlaşılınca kendisine cezaevi yolu görüldüğünde sanırım kısa bir süreliğine Üsküp’e kaçmıştı.
Üsküp’te kendisiyle yapılan bir röportajın görüntüleri TV haberlerinde yayınlanıyordu, onu salya sümük ağlarken gördüğümde “Tanju için yolun sonu” diye düşünmüştüm.
Cezaevinde tutsaklık günleri de oldu Tanju Çolak’ın.
Bu olaydan sonra sağa sola savurulduğunu görmek, ona hayranlık duyan bende de üzüntü yaratmıştır.
Oysa o Samsun’da ‘İmparator’ olarak anılıyordu.
Bilinen hatalarına rağmen herkes tarafından sevilen birisiydi.
Tasavvufta ‘insanın kendi içine yaptığı yolculuktan’ söz edilir.
Tanju Çolak’ın bu yolculuğu yapmadığı anlaşılıyor.
Önceki gün AK Parti Samsun Aday Adayı olarak katıldığı Sadef’in  toplantısında konuşurken kendisine ilgi gösterilmemesinden yakınmış Tanju Bey.
Bu durumdan şikayet ederken “Ben gavur muyum” gibisinden bir de laf etmiş.
Bunu okuyunca gazetede “Gerçekten tükenmiş” dedim.
Zira bayağı yani sıradan bir söz bu.
Tanju zekâsındaki birine yakışmayacak türden yani.
Bu sözün en azında rahmani bir zekanın ürünü olmadığı ilk bakışta anlaşılıyor.
Bir de “Ben Samsun’un markasıyım, marka olmak suç mu” demiş.
Tanju bu sözü etmeden önce kendisine şunu sormalıdır:
Benimle birlikte aynı dönemde top oynayan Rıdvan Dilmen, nerede ben neredeyim?”
Marka değerini aslında kendisi yok etmiş ama sanırım bunun bile farkında değil.
Samsunspor Kulübünün Başkanı çağrılı olduğu toplantının yapılacağı o mekanın kapısından “İçeride Tanju Çolak var” diye geri dönüyorsa.
Tanju Çolak Samsun’da herkesi suçlamadan önce aynaya bakıp kendisine sormalıdır.
“Ben nerde hata yaptım” diye.
Para ve şöhretin iyi kullanılmadığında insanlara her zaman huzur ve mutluluk vermediğini gençlere en iyi anlatan durum, Tanju Çolak’ın durumudur.