Su Faturaları Cüzdan Yakarken Akıllı Şehir Olmak
Yazarlar // 3 Haziran 2021 Perşembe 09:04

Ragıp GÖKER

Samsun Büyükşehir Belediyesinin borç batağında olduğunu sanırım bilmeyen yoktur.

Belediyemizin 3 milyon liraya yakın borcu olduğu söyleniyor.

Başkan Mustafa Demir'in meclisten sürekli borçlanma yetkisi istemesinin nedeni de bu olsa gerek.

Borç batağında olmamızı doğrulayan bir başka neden de, Samsun halkının ülkemizdeki en pahalı içme suyunu kullanıyor olmasıdır.

Mustafa Demir Başkan seçilir seçilmez, Samsun'da içme suyuna yüzde 25, sayaç okuma ve bakım bedeline de, ''Akla Ziyan'' biçimde diyebileceğimiz şekilde yüzde 150 oranında zam yapılmıştı biliyorsunuz.

Avukat Arzu Sabuncu, su zammını mahkemeye taşımıştı.

Dava sürüyor.

Mahkemenin atadığı bilirkişi, zammı fazla bulmuştu.

Bilirkişi hazırladığı raporda ayrıca sayaç okuma ve bakım ücretlerine yapılan zammı da, sayaçların abonelere ait olduğunu ve bu nedenle yapılan zammın hukuka aykırı olduğunu belirmişti.

Büyükşehir veya SASKİ, muhtemelen rapora itiraz edecek, bilirkişi heyetinin de değişmesini isteyecektir.

Mahkeme bu durumda yeni bilirkişi atar mı bilinmez.

Sürecin sonunda mahkeme ne karar verecek bilmiyorum ama ''Şeriatın kestiği parmak acımaz'' ilkesine inanmış yurttaşlar olarak mahkemelerimiz ne karar verirse ona uyacağız elbette.

Samsun halkı olarak biz mahkeme kararını baş tacı edeceğiz ama idarenin de aynı hassasiyeti göstermesini bekleyeceği.

Niye böyle söylüyorum.

Son yıllara mahkeme kararlarına uymamak için idareler tarafından mahkeme kararlarının etrafında dolandıklarını ve kararları kendi pencerelerinden yorumlamak adına çaba içinde olduklarını görüyoruz.

Örnek:

Sahil Yolu projesi.

Bir başka örnek olarak da, Fener'deki otel projesini gösterebiliriz.

Oraya otel yapabilmek için kıyı kenar çizgisini bile değiştirdiler.

Mahkeme o kararı bozdu.

Bu da şu demek:

Otelin yapılmasına dair karar hukuka aykırıdır.

Mahkemenin bu konudaki kararı, Danıştay Dava Genel Kurulunda görüşülmeyi bekliyor.

Danıştay, yerel mahkemenin verdiği kararı onarsa otelin yıkılması gerekecek.

Yıkılmasını ister miyiz?

Bunu kimsenin isteyeceğini sanmam elbette ama söylemek istediğimiz şey, Samsun'da ''Ben yaparım olur'' anlayışının sebep olduğu durumu anlatmaktır.

Söylemek istediğim bir başka şey de belediyelerin yatırım yaparken şehrin önceliklerini iyi belirlemeleri gerektiğidir.

Dün H.HALK'ın manşetinde okudunuz.

Samsun Büyükşehir Belediyesi, ASELSAN'la yaptığı anlaşma gereği Samsun'u 'Akıllı Şehir' projesini uygulamaya koymak için düğmeye basmış.

Öncelikle şehirdeki trafik akışını da düzene sokabilecek özellikler taşıyan böyle bir projenin olmasını isterim elbette.

Ve fakat

Borç gırtlağa dayanmışken ve bu konuda oluşan bütçedeki açığı kapatmak amacıyla halkına ülkenin en pahalı suyunu satmaya çalışırken 'Akıllı Şehir' projesine 227 milyon liralık yatırmak şimdi gerekli yatırımlardan biri midir?

Bunun için ayrıca borçlanarak borcumuza borç katacağız biliyorsunuz.

Bu borcu belediyeyi yönetenler ödemeyecek.

Borcu yine sen ben ve belki de torunlarımız ödeyecek unutma.

Akıllı şehir olmaya karar vermeden önce, akılcılığın öne çıkması gerektiğini düşünüyorum.

Akıllı şehir olmak isteriz biz de ama bunu yapmak için önce belediyenin kasasında parası olması ya da en azından borçlarını azalması gerekmez miydi?

Buna da siz karar verin.