Siyasetin Şirazesi Kayınca
Yazarlar // 18 Ekim 2014 Cumartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Süleyman Demirel hükümetten ayrılıp muhalefete düşünce Başbakan Bülent Ecevit’e hiç, ‘Sayın Başbakan’ diye hitap etmez, Başbakan’ı her andığında ‘Hükümetin Başı’ derdi.
Rahmetli Ecevit ise başta Süleyman Demirel olmak üzere bütün muhataplarını anarken isminin önüne mutlaka ‘Sayın’ sıfatını eklerdi.
Son yıllarda ‘cibilliyet’ tartışmalarıyla iyice gerilen siyaset dünyamızda, hitabet şekilleri de değişti.
Bu durum için şu deyim çok uygun gibi görünüyor.
Siyasetin şirazesi kaymış…
Doğru gerçekten
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Samsun Şube Başkanı Dr. Abdurrahman Akbaş, Twitter hesabından paylaştığı bir mesajda CHP Genel Başkanı için yakışıksız bir deyimle suçlamada bulunmuş.
Her ne kadar, ‘‘Ben öyle demek istemedim” diye kendisini savunuyor olsa da ADD Başkanının twitter hesabından paylaştığı o yakıştırtma bence de çirkindir ve o nedenle burada o deyimi yazmayacağım.
ADD Başkanına, CHP İl Başkanı Mehmet Atalay ile İlkadım İlçe Başkanı Arzu Sabuncu tepki göstererek, kendisini istifaya çağırmışlar.
Çok da doğru yapmışlar.
Muhataplardan birisi dernek başkanı, bir diğeri siyasi parti lideri olunca konu çok fazla dikkat çekti ama hiç kimsenin başka bir kimseye hakaret etme hakkı yoktur.
Bunu yapan bir derneğin başkanı olunca o makamdan derhal ayrılmalıdır.
Özür dileminin de artık bir anlamı olmaz ki; o dernek başkanı bu satırların kaleme alındığı şu ana kadar özür dileme gereği bile duymamıştır.
Ama benim dikkati çekmek istediğim husus başkadır aslında.
Twitter hesabından bir parti genel başkanına küfür içerikli bir mesaj yayınlayan o dernek başkanının taraftar bulmasıdır.
O ‘Küfür-Kafir’ mesajı yayınlayan kişinin özellikle kendilerini Atatürkçü, ulusalcı ve demokrat olarak adlandırılan kesimlerden destek alması beni ürkütmüş ve ziyadesiyle de üzmüştür.
CHP İl Başkanını ben de başarısız bulanlardanım, bu sütunları takip edenler özellikle 30 Mart yerel seçimleri sonrasında kendisini istifaya davet eden çok sayıda yazım yayınlandı. Mehmet Atalay’ın, kendisini istifaya davet eden o yazılarım nedeniyle bana gönül koymuşluğu da var. Şu sıralar benimle konuşmuyor bile. Onun canı sağ olsun. Kendisi benim iyi bir dostumdur. Ben iş ve arkadaşlık ilişkilerimi bir birine karıştırmadığım için o yazıları yazdım. Yazmaya da devam edeceğim.
Ama Mehmet Atalay’ın partisinin genel başkanına hakaret içerikli mesaj yayınlayan bir dernek başkanına tepki göstermesi ve onu istifaya davet etmesi kadar doğal bir şey olamaz.
Ki ben de öyle düşünüyorum.
Hiç kimse küfür içerikli bir mesajla başka birisine hakaret edemez.
Etmemelidir.
Hakaret edilen kişinin parti lideri olması önemlidir ama bir başka açıdan bakılacak olursa sıfatların da çok önemi yoktur aslında.
Adab-ı muaşeret kuralları yazılı değildir. Bu kuralların temeli ailede atılır, eğitim ve öğretim sırasında kuvvetlendirilir.
Benim muradım insanları edepli davranmaya davet etmek değildir. Bu hakkı kendimde görmem.
Amacım toplumda ve özellikle siyaset dünyasında insanların bir birlerine karşı davranış ve hitap şeklindeki bozulmaya dikkati çekmektir.
Söylemek istediğim siyasetin şirazesi kayınca, toplumunda çivisi çıkıyor.
Balık baştan kokuyor yani.
Biraz daha özen….
Lütfen….