Sanayicinin Reform Beklentisi
Yazarlar // 26 Şubat 2019 Salı 22:39

Ragıp GÖKER

OKASİFED ve SAMGİAD’ın başkanları, H.HALK’tan Recep Mol’a ‘’Sanayiciler reform bekliyor’’ diye açıklama yapmışlar.

Reform’dan kastın ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama sanayimizdeki kan kaybının sürdüğünü söylemeye gerek yok sanırım.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı geçen yılın verilerine göre, İmalat sanayinde üretim, 7.1 oranında gerilemiş.

İmalat Sanayi deyip geçmemek lazım, adına imalat sanayi denilen yapı, iğneden, ipliğe her şeyi kapsıyor zira.

Samsun’daki sanayinin mesele yüzde 80 kadarını, imalat sanayi oluşturur.

İstihdamın da büyük bölümünü imalat sanayi karşılar.

Bu nedenledir, yeni Organize Sanayi Bölgelerinin kurulmasıyla ilgili kararlar alınırken, ‘’İhtisas OSB olsun’’ denilmesi ve bu konuda çağrıların yapılması boşuna değildir.

Samsun’daki Gıda İhtisas OSB gibi mesela.

Ve fakat

Samsun’da, spesifik bir üretim biçimi olan tıbbi cihazların üretimi için ihtisas organize sanayi bölgesi kurulamadı ama.

Bunun için yer bile önerilmişti oysa.

Milyonların gömüldüğü Aşağıçinik Merasına Lojistik Köy yapılacağına, o alanda, Tıbbi Cihazlar Üretim OSB kurulabilseydi, doğru yere, doğru çivi çakılmış olurdu.

Tıbbi cihaz piyasasının ülkemiz için 5 milyar dolarlık bir pazar olduğu biliniyor.

Bu sektör için, uzun yıllar Samsun’da kümelenme biçimiyle üretim yapacakları bir alan aranmıştı.

Yer bulunamayınca, Bafra TSO’nun o zamanki Başkanı, ‘’Bafra’ya gelin’’ diyerek Bafra OSB’de kendilerine yer verebileceklerini söyledi.

Bafra’ya gitmeye sıcak baksalar da, buna rağmen henüz tıbbi cihaz üretimi konusunda kayda değer bir yatırım gerçekleşmedi henüz.

Emin Bahri Uğurlu ve Savaş Gömeç’in reform beklentisinden kastı, ülkemizin sanayi üretim yapısını değiştirmekse, buna katılırım ama.

İleri teknoloji gerektiren ürünleri henüz üretemiyoruz.

Bu konuda bir çabamız da yok maalesef.

Ülkemizin toplam ihracatı içinde yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin payı maalesef binde iki düzeyinde henüz.

Kalkınmamızı bu şekilde sürdürülebilir hale getiremeyiz.

İşadamlarımızın reformdan beklentisi eğer, ‘Can Suyu’ özelliğindeki, yeni kredi kaynakları yaratılmasıyla sınırlıysa, bu da bir çaredir elbette ama bu hamle geçici bir çözüm olur sadece.