Samsun'un Marka Üretememe Sorunu
Yazarlar // 10 Haziran 2022 Cuma 19:26

Ragıp GÖKER

Samsun'da en yaygın sektörün mobilya üretimi olduğu bilinir.

Ve fakat.

''Ülke çapında tanınmış bir markası var mı?'' diye sorarsanız.

İşte bu soru karşısında sus pus oluyorum.

Yok çünkü.

Gerek şehrin içinde ve gerekse Atakum'da da mobilya satıcıları var ama mobilya mağazalarının çoğu Kirazlık tarafındadır.

Eğer benim bu tespitime inanmıyorsanız, bir araca binip Tekkeköy yönüne doğru gidin bakın, o büyük mağazaların neredeyse tamamındaki tabelalarda yazılan markalar bize ait değil.

Bizim de mobilya üreticilerimiz var elbette.

Aralarında entegre üretim yapanlar bile var.

Bizim sanayimizdeki fabrikalarda da mobilyalar yapılıyor yani.

Ve fakat.

Benim söylemek istediğim başka bir şey.

Ankara'nın sitelerini ve İstanbul mobilyacılarını bir kenara bırakıyorum elbette, onlarla boy ölçüşemeyeceğimizi biliyorum yani.

Kayserili İstikbal'i ve onun bünyesindeki Bellona'yı da bir kenara koyuyorum.

Onlar, gerek üretimde, gerekse satışta ve satış sonrasında başka bir boyuta ulaşmış durumdalar zira.

Onlarla da sadece bizim mobilyacılarımız değil, bu ülkedeki hiç bir üreticinin şu aşamada rekabet edebileceğine inanmıyorum.

Ama şehrimizde en yaygın sektörün mobilya üretimi olduğu geçeği ortadayken, bir İnegöl olamadığımız gerçeğinin de bilicindeyim.

''Neden böyle oldu?'' diye sorabilirsiniz.

Haklısınız.

Bu soruyu herkesin sorması gerekiyor aslında.

Benim bu konuda naçizane tespitlerim var.

''Tespit'' demek yerine ''Düşündüklerim var'' demek daha doğru olacaktır sanırım.

Öyle devam edeyim dilerseniz.

Kolektif hareket etmeyi sevmediğimiz, sevsek bile beceremediğimiz gerçeğini hatırlatmama sanırım gerek yoktur.

Kabul edelim ki bireyciyiz.

Bizden daha başarılı olanları çekememek gibi kötü bir özelliğimiz de var maalesef.

Sermayelerimizi birleştiremiyoruz bu nedenle.

Sahip olduklarımızın da kıymetini bilemiyoruz.

O da ayrı bir konu.

Bu eksikliğimizin farkında olarak, 2010 yılında ''Samsun'da var, Samsun için al'' sloganıyla bir kampanya bile düzenlemiştik.

Kampanyanın duyurulması için düzenlenen basın toplantısındaki masaya konulan sular bile Samsun'da üretilmeyen bir markaya ait olduğu anlaşılmıştı.

Bir hataydı bu ve sehven yapılmıştı ama o hata, kampanyanın henüz başlamadan bitmesine neden olmuştu.

Hafta sonu Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde daha çok şehirdeki mübadillerin yemeklerinden oluşan ''Ot Yemekleri Festivali'' düzenlenmişti.

Mübadil torunuyum.

Karım da ''Bir bakalım ne yemekler var '' deyince Çobanlı iskelesi girişindeki festival alına gittik.

Ne göreyim.

Bir mübadil kadını ekler olarak bilinen pastalarla birlikte  ''Alman pastası''olarak bilinen bir pasta türünü de satıyordu.

''Mübadil yemeklerinin tanıtıldığı festivalde alman pastası satma fikride şahane'' deyince, kadın satıcı ne demek istediğimi anlamış olmalı ki ''Karma da var'' diyerek komşu tezgahında satılanları gösterdi.

''Karma'' denilen şey, özellikle mübadil kadınlar tarafından yapılan bir börek türüdür.

Mübadil yemeklerinin tanıtılmaya çalışıldığı etkinlikte alman pastasını görmenin hayal kırıklığının etkisiyle hiç bir şey yemeden ayrıldım oradan.

Demem o ki;

Kendi değerlerimizin kıymetini bilmiyoruz.

Korkarım bunu hiç öğrenemeyeceğiz.