Samsun'un Marka Anlayışı
Yazarlar // 09 Haziran 2018 Cumartesi 20:57

Ragıp GÖKER

Perşembe günü yayınlanan ‘Samsun’dan çıkan dünya markası’ başlıklı yazıma çok sayıda mesaj aldım.

Yazı, Yıldırım Holding’in Kazakistan’ın krom devi Aleksander Mashkecich’e rakip olduğuna dair haberin, holdingin CEO’su Yüksel Yıldırım’ın Forbes’de kapak olmasıyla ilgiliydi.

Mesajlar arasında bunu bir gurur kaynağı olarak görenler de var, firma isminden dünya markası olmayacağını iddia edenler de.

Firma ismi marka kabul edilir mi?

Bunu kabul edenler olmakla birlikte, birçok kişi, firma isminin marka olmayacağını savunuyor.

Koç’un Beko'su dışında dünya’ya sunduğumuz bir marka yok maalesef.

Ve fakat

THY bir ürün değil ama dünyanın dört bir yanına taşıdığı yolcularla bir dünya markası olmuş.

Ülke olarak marka yaratma gibi bir sorunumuz var yine de.

Finlandiya Nokia’yı, Güney Kore Samsung’u, Japonya, Sony, Canon ve Nikon gibi onlarca markayı dünyaya sunmuş.

Yerli araba yapacağız mesela.

Yerli otomobilimizin Mercedes’le yarışmasını beklemem elbette ama Opel’in piyasasını ele geçirmesini isterim.

Endüstri 4.0 gündemde biliyorsunuz.

Teknolojiye ayak uyduramayan birçok işletme yok olacak ancak, buna karşın teknolojiyi doğru kullananlar için yeni fırsatlar da doğacak.

Her 10 yılda bir dünyada ekonomik kriz yaşanıyor.

Krizleri fırsata dönüştürenler işlerini büyütüyor.

Yüksel Yıldırım da, Yıldırım Gurubu, bir ekonomik kriz sonucu olmasa da, Samsun’dan göç etmek zorunda kalmış olmaları nedeniyle oluşan bir başka krizin sonucunda büyütmüştü.

Yüksel Yıldırım, bu büyük başarısını, dün gönderdiği bir mesajda ‘İyi bir eğitim sonrasında akıllı çalışmak, doğru yerlerde doğru zamanda olmak ve fırsatları okuyabilip ölçülebilir riskleri almak ve onları bilhassa kriz dönemlerinde iyi yönetmek. En önemlisi de iş dünyasında doğru insanlardan ilham alıp, iyi bir Network kurmak. İşte benim başarının arkasındaki sırdır’’ diye açıklıyor.

Çince de, ‘kriz’ sözcüğü, ‘fırsat’ sözcüyle eş anlamlı kullanılırmış.

Günümüzün çok çabuk değişen koşullarında, krizi fırsata çevirenler işlerini koruyabildikleri gibi büyütebiliyorlar da.

Yıldırım Gurubu, Samsun’da tutunamamış bir firmaydı.

Kömür depolarını oradan oraya sürdük.

Sonunda bıktırıldılar ve şirketi Samsun’dan İstanbul’a taşıdırlar.

O krizi fırsata dönüştürüp şirketi büyütmelerine sebep olduğu için Samsun’dan göç etmek zorunda kalmış olmaları,Yıldırım ailesi için iyi oldu belki ama biz çok şey kaybetmiş olduk.

Yıldız Entegre’de Türkiye’nin büyük firmalarından biri oldu.

Onlara da fabrikalarını kuracak araziyi veremediğimiz için Kocaeli’ne taşınmışlardı.

Tıpkı Samsun Makine Sanayi’nin, boru fabrikasını benzer bir sebepten Adana’ya taşımak zorunda kaldıkları durum gibi.

Samsun her geçen yıl, üretimden uzaklaşıyor.

İşini İstanbul’a taşınmak zorunda kaldıktan sonra büyüterek dünya devi olmuş Yıldırım Holding, Samsun’da doğmuş bir markadır.

‘’Bize ne bundan’’ demeyin.

Büyüklerimizin ‘’zenginden zarar gelmez’’ dedikleri gibi, Samsun’un gözbebeği ve elle tutulur tek markası Samsunspor’umuzu düştüğü kötü durumdan, Yüksel Yıldırım’ın uzattığı yardım eliyle kurtaracağız belki de.