Samsun'un Koronayla Sınavı
Yazarlar // 18 Ağustos 2020 Salı 16:38

Ragıp GÖKER

Adına “Korona” dediğimiz Covid 19 virüsü, dünyanın başına bela oldu.

Çin’de ortaya çıktı biliyorsunuz.

Aralık ayında Çin’de başlayan salgın, önce İran, ardından İtalya, İspanya ABD’de yayılamaya başladı.

Bizdeki ilk vaka 11 Mart tarihinde görüldü.

O günden bu yana da, bu illetle boğuşuyoruz.

İlk aylardaki vaka sayı ile virüsten ölenlerin sayısı hepimizi ürkütmüştü.

Sokağa çıkma yasağı ve kimi işyerlerinin kapatılması gibi bir dizi önlem alındı.

Ramazan ayı ile birlikte virüsü yenerek iyileşenlerin sayısı, vaka sayısını geçince sevinmiştik.

Ramazan bayramında, bayramlaşmayı da yasakladık biliyorsunuz.

65 üstü vatandaşlarımız uzun süre sokağa çıkamadılar. Samsun dahil bazı illerde saat 20 sonrasında yaşlılarımıza sokağa çıkma yasağı uygulanıyor hala.

Ve fakat

Havalar ısınınca yasaklar  gevşetildi ama bununla birlikte halkımız da koronadan korunmayı ihmal etmeye başladı.

Plajları görüyoruz.

Sosyal mesafe kuralını unuttuk bir anda.

Maske kullanmayı da bıraktık.

Özellikle kurban bayramında gördüğümüz manzaralar ikinci dalga endişesini doğurdu hepimizde.

Bayram sonrasında vaka sayısı, iyileşenlerin sayını geçmeye başladı.

Bu durumu önemli bir uyarı olarak algalayamadık maalesef.

Hayatını kaybedenlerin sayısının 15-20 aralığında seyrediyor olmasını teselli gibi kabul etmeye başladık.

Oysa bu sayı bile tek başına ürkütücü hala.

Her gün 15 yurttaşımızı kaybediyorsak, bu sayının ayda 450 ölüm demek olduğunu unutuyoruz.

Hala tehlikedeyiz yani.

Ve fakat.

Bunu önemsemiyoruz.

Kendimize yazık ediyoruz etmesine de.

En çok da virüsle mücadele eden sağlıkçılarımıza ayıp ediyoruz.

Virüsün ülkemizde görülmeye ve yayılamaya başladığı ilk aylarda, “Size çok şey borçluyuz” diyerek, bir süre balkonlarımızdan saat 21’i gösterdiğinde alkış bile tuttuk onlara.

Ama sağlıkçılarımızın bu olağanüstü çabasını ve gösterdikleri büyük özveriyi çabuk unuttuk.

Virüsten korunmak için gerekli 14 kuralı unutuverdik bir anda.

Önlem almayı bırakınca vaka sayıları her geçen gün artmaya başladı.

Hal böyle olunca, sağlıkçılarımıza da bıktırdık.

İstifa eden veya emekliliğini isteyen sağlık personeli sayısı her geçen gün artmaya başladı.

İstifa ediyorlar veya emekliliklerini istiyorlar diye suçlayabilir miyiz şimdi sağlıkçılarımızı.

“Sen önce kendine bak” derler adama.

Vaka sayılarının artmasının, bütün bunların dışında olumsuz bir başka etkisi de ekonomiye yansıyacak.

Lokanta ve kafeteryalar, düğün salonları, berber dükkanları bir süreliğine kapalı kaldı biliyorsunuz.

Kahveci esnafı hala kan ağlıyor.

Ekonomisi sanayi tesislerinden çok, dürüm dönerci gelirlerine bağlı Samsun gibi şehirler, bir daha işyerlerinin kapatılması gibi bir uygulamayı yeniden kaldırabilir mi.

Mümkün değil.

Bu şehir tümüyle batar arkadaş.

Demedi demeyin.

Vaka sayıları öylesine hızlı artıyor ki.

Hastanelerde yataklar yetmiyor.

Fakülte hastanesinin Covid 19 servisi için yatak kapasitesinin yüzde 10’nu ayırdığı için bu hastanemizde yığılma yaşanmadığı iddia ediliyor ama özellikle  Gazi Devlet Hastanesinde Covid’li hasta sayısında yoğunluk yaşandığı biliniyor.

Yoğunluğa rağmen Gazi Devlet Hastanesindeki tüm personelin olağanüstü bir çabayla çalıştıklarını gözlemliyoruz.

Tıpkı Covid 19 konusunda yoğunluk yaşanan Araştırma Hastanesi personeli gibi.

İlçelerde de yoğunluk artıyor.

Özellikle vaka sayısının tüm ilçelerden daha fazla olduğu Bafra ve Çarşamba’daki hastanelerde de yatak bulunamıyor.

Sağlık kuruluşlarını test alma konusu da zorlayan bir başka neden.

Bu konuda yaşanan sıkıntıyı geçen hafta bizim gazetenin editörlerinden Alper Cabbar köşesine taşımıştı.

Test alma konusu, basit gibi görünse de özellikle hastaneleri zorlayan bir konu olarak öne çıkıyor.

Virüs bulaşmış olanlarla, bulaşmamış olanların testleri aynı birimlerde alınınıyor, bu durumda da haliyle şikayetler artıyor.

Bunun tek çözümünün de,özellikle PCR testlerinin halk sağlığı müdürlüklerince alınmasından geçtiği biliniyor.

Test ücreti, halk sağlığına gidiyor ama testler neden hastanelerde yapılıyor onu da anlamakta zorlanıyorum.

Madem ücreti onlar alıyor, testleri de halk sağlığı müdürlükleri yapsın.

Hastaneler, sadece tedaviye yoğunlaşırsa, hizmetin kalitesi de artacaktır.