Samsun'u Sevsen Kıyamet Mi Kopar
Yazarlar // 19 Kasım 2016 Cumartesi 00:00

Ragıp GÖKER

‘’Büyük hizmet’’ diye sunulan pist onarımı sırasında havaalanının uçuşlara kapatılma kararını eleştirirken ‘’İleride nasıl olsa lazım olacak, kapatmak yerine ikinci bir pist yapın’’ diyoruz.
Ki; şehirde büyük çoğunluğun da böyle düşündüğü anlaşılıyor.
Göç alan bir şehir olması nedeniyle, kent bilinci oluşturmak için ‘Samsunlu olmak yetmez, Samsuncu olmak’ lazım şeklindeki o görüşe inananlardanım.
Biz bunu söylerken, ikinci pisti gereksiz bularak ‘’Kapansa kıyamet mi kopar’’ anlayışında olanları görünce, konuyu köşeme ‘’Samsunlu olmayana, Samsun’u sevdirmek zor’’ başlığıyla taşırken, onarımı ‘büyük hizmet’ gibi sunanlarla, alanın kapatılacak olmasına destek verenlerin ortak özelliklerinin Samsun orijinli olmadığını belirtmiştim.
‘Çiviyi doğru yere çakmak’ olarak mı değerlendirirsiniz bilmem ama yazımda kimsenin adını vermemiş olmama rağmen birisi suçu üstlenmiş.
‘’İyi ki Trabzonluyuz’’ gibisinden bir şeyler yazarak başladığı yazısında ‘’Trabzonlular, Samsun’a zarar veriyor’’ demişim gibi beni‘Trabzon düşmanı’ olmakla suçlamış.
Oysa ben o yazıda ne birisinin adını vermiştim, ne de Trabzon’dan söz etmiştim.
Babam da, ben de bu şehirde doğduk ama dedesi mübadelede Selanik yakınlarındaki Sarışaban’ın Çayleyik köyünden Samsun’a gelmiş bir ailenin ferdiyim.
Bu şehirde çok sayıda mübadil olduğu gibi, Trabzonlu da var, Rizeli de.
Ordulu kadar, Artvinli de yaşıyor Samsun’da.
Çorumlu, Tokatlı ve Amasyalı kadar Sinoplu da var.
Laz, Çerkez, Gürcü ve hatta Kürt ve Türk aynı ülküye hizmet eden yurttaşlarız.
Ama arkadaş, suçlunun telaşıyla benim şehir bilincini oluşturma gayretiyle ‘’Hem kendi geleceğiniz hem de bu şehirde yaşayacak çocuklarınız için Samsun’u sevip çıkarlarını korusanız kıyamet mi kopar’’ demek istediğimi anlayamamış.
Bana cevap vermek isterken de hakarete varan bir üslupla doğrudan saldırıya geçmiş.
Samsun’daki meslek yaşamının büyük bir bölümünü ‘Özel Kalem’ kapılarında dilenirken tükettiği için, bizim de öyle biri olacağımızı düşünmüş.
Yanlış.
Bu güne kadar gazetecilik dışında gelirim olmadı.
Emeğimin karşılığından fazlasını istemedim hiçbir vakit.
İşini namusuyla ve bihakkın yapanlara bir sözüm olamaz ama ‘dilenci’ gibi bir algı oluşmasını istemediğim için emekliliğimin ardından internet sitesi bile kurmadım.
Gelirinin büyük bir bölümü belediye kaynaklarından sağlandığı halde yönettiğin gazete reklamsız mı çıkıyor ki, hak etmediğim halde beni ilan-reklam peşinde koşan  ‘bir dilenci’ gibi göstermek istiyorsun.
Farkındaysan sana, senin kullandığın üslupla yazmıyorum.
O kadar da farkımız olsun ama dimi…!
Neyse.
Ordu, Tokat, Amasya düşmanı olmadığım gibi Trabzon düşmanı da olmadım hiçbir vakit.
Nedendir bilinmez, sana Trabzon’da gazetecilik yaptırmadıkları için tanımıyor olabilirsin ama akrabalarından tanıyan birileri varsa Trabzon Gazeteciler Cemiyetinde Başkanlık yapmış, Osman Çavuşoğlu’na sor beni.
Milliyetin eski Temsilcisi Ergün Ata da beni bilir.
Rahmetli oldukları için Mehmet Tan ve yakın akraban Orhan Kaynar’ı hiç saymıyorum ama Selahattin Gurbetli, Kamil Anahar, Turgay Beşyıldız gibi halen Trabzon’da mesleğini sürdüren birçok arkadaşım daha var.
Hoş, bir zamanlar Cemiyet Başkanı olmam için dil döktüğün beni şimdi suçluyorsun ama aslında sen de ne sağlam bir adam olduğumu çok iyi bilirsin.
‘’Samsunlu olmayana Samsun’u sevdirmek zor’’ dememi Trabzon düşmanlığı ile nasıl ilişkilendirdin anlayamadım ama mademki bu sözü üzerine almışsın çiviyi doğru yere çakayım o vakit.
Belediyesinden beslendiğin Samsun’u biraz sevsen kıyamet mi kopar…