Samsun'u Kim Doyuruyor
Yazarlar // 27 Kasım 2018 Salı 22:01

Ragıp GÖKER

Yaklaşık 25 yıl önce Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİB)’in merkezinin neresi olacağına dair tartışmalar yapılıyordu.

Rusya Federasyonun konsolosluğunun Trabzon’da olması nedeniyle bunu bir avantaj olarak gören Trabzonlular, ‘’Merkez Trabzon olmalı’’ diyorlardı.

Biz de, Karadeniz’in en büyük şehri olması nedeniyle merkezin Samsun’da olması gerektiğine inanıyorduk.

O yıllarda çalıştığım Dünya Gazetesinde, bu görüşü savunuyordum.

Trabzon Bölge Temsilcisi arkadaşım Selahattin Gurbetli de ‘’Merkez, Trabzon’da olmalı’’ diye yazıyordu.

Bu konuda son darbeyi vurduğumu düşünerek ‘’Sezar’ın hakkı, Sezar’a’’ başlığıyla ‘’Samsun’da yaşayanların yüzde 40’a yakınını Doğu Karadeniz’den ve özellikle de Trabzon’dan gelenler oluşturur, o insanlar Trabzon’da aradıklarını bulsalar, Samsun’da ne işleri olurdu’’ diye yazmıştım.

Rahmetli Patronumuz Nezih Demirkent, yazılarımızı okurmuş meğer.

Ki; tepeden tırnağa kadar gazeteciydi rahmetli.

Yurt Haberleri Şefine ‘’Selahattin buna cevap yazacaktır, yayınlamadan önce yazıyı bana getirin’’ demiş.

Daha sonra ikimizi de arayan rahmetli, ‘’şehirlerinizin hakkını korumak güzel ama böyle yazarak, farkında olmadan iki şehir halkını bir birine düşman edersiniz’’ demiş ve ‘’yazılarınızı böyle kurgulamayın’’ diye öğüt vermişti.

Bir daha yazmadık.

Selahattin de o yazısını geri çekmişti ama daha sonra bana okutmuştu.

Sahiden de iki kadim şehir olan Trabzon ve Samsun halkı asında uzun yıllar önce başlayan ve sebebi bilinmeyen bir gerginlik yaşanıyor ne yazık ki.

Bunu önlemek amacıyla zaman zaman iki şehrin yöneticilerinin girişimlerine de tanık olmuştuk.

Bir keresinde ki 80’li yılların ortalarıydı, iki şehrin valisi Trabzonlu meslektaşlarımızla bizi Ünye’de buluşturmuşlardı.

Trabzonlu gazetecilerle aramızda sarsılmaz bir dostluk vardı zaten. Bir gazetecinin iki şehir halkı arasında düşmanlık yaratacak haber ve yorum yapacağını inanmam, bu nedenle sorunun kaynağını daha farklı yerlerde aramak lazım geldiğini daha o zamanlar bile düşünmüştüm.

Nitekim iki valinin girişimine rağmen gerginlik azalmadı.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Mustafa Demir’in Trabzon orijinli olması nedeniyle başlayan tartışmalara katılan AK Partili bir yöneticinin ‘’Trabzonlular olmasa, Samsunlular aç kalır’’ şeklindeki o saçmalığı umursamıyorum ama iki şehir arasında sebepsiz bir rekabetin varlığını da görmezden gelemeyiz.

Trabzon, Samsun, hatta Ordu, Giresun ve Rizeliler, doğum yerlerine göre lobi faaliyetlerinden vazgeçemiyor bir türlü.

Samsun gibi homojen yapıya sahip olmayan kozmopolit şehirlerde, kent bilincini oluşturmanın kolay olmadığını kabul etmekle birlikte, şehir bilincine sahip olmayı da imkansız görmüyorum.

Valilerimizden Muammer Güler, ‘’Samsunlu olmak yetmez, Samsuncu olmak gerekir’’ demişti.

Aynı gemideyiz hepimiz.

Samsun doğumlu olanlar Trabzon’da yaşıyorsa Trabzoncu olmalı.

Buna karşın, Trabzon, ya da Rize orijinli olsa bile, Samsun’da, Ordu’da veya Giresun’da yaşayanlar için o şehre ait olduklarını hatırlatan bir bilinç oluşmalı.

Samsun’da yaşayanlar için başka yerde doğmuş olsalar bile, Samsuncu olmak gibi mesela.

İzmir İstanbul, Ankara için gerekmez belki ama Büyükşehir de olsa Samsun ölçeğindeki şehirler için böyle bir bilincin oluşması herkesin menfaatinedir.