Samsunspor’un Sorunu, Samsun’un Sorunu
Yazarlar // 17 Nisan 2018 Salı 09:14

Ragıp GÖKER

Samsunspor tarihinin en bunalımlı günlerini yaşıyor.

Eskişehirspor’a 5-0 gibi utanç veren bir skorla yenilerek küme düşme hattına yerleşmiş bulunuyoruz.

Bu hafta itibariyle maç yorumu yazmamaya karar verdim.

Bu yazı da Eskişehir maçıyla ilgili oyuna yapılmış bir yorum olmayacak.

Bir durum tespiti yapmak istedim.

Oyunun sonucunda oluşan hezimet, kayyuma kalmış bir kulüp takımının hal-i pür meal’inin son durumudur.

Hezimet, futbol takımının sebep olduğu bir durumdur elbette ancak, derinlemesine düşünmek gerekirse, sonuçtan sadece futbolcular ve teknik heyette sorumlu tutulamaz.

Samsunspor’un bugün içinde bulunduğu durumun sorumluları tek başına, şu, bu, o değildir.

Biz, siz, onlar.

Yani hepimiz sorumluyuz.

Siyaset kurumu, mevcut durumun oluşmasının baş sorumlusudur.

Süreci goygoyculuk yaparak uzaktan izleyen Samsun Spor Basını, az mı sorumlu yani.

‘’İşadamlarımızın sorumluluğu yok mu’’ diyeceğiz şimdi.

Samsun Valisi, kulübü ‘çukurdan’ çıkarmak için tek çare olduğu bilinen transfer taftasını açtırmak için çırpınırken, ortalıkta görünmeyenler, şimdi galibiyet primi falan vaat ediyorlar ya..

Geçin onu bir kalem.

Bu şehrin takımı, işadamlarının himmetine hep muhtaçtı.

Mecburiyetimizi bu şekilde ortaya çıkarmanın ne alemi vardı.

Kimse kusura bakmasın ama şu sıralarda, bu amaçla yapılanların tümü anlamsız ve gereksiz geliyor bana.

Ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsun, kayyum heyetinin yapacakları sınırlıdır.

İtiraf etmekten çekiniyoruz ama spor kamuoyunda kayyuma kalmış bir kulübe tek bir şekilde bakılır, o da şudur:

Bitik..

Bu durumda yetenekleri zaten sınırlı bir takımı motive etmek ise neredeyse imkansızdır.

Kurtuluşu siyaset kurumunda arayan ve bütün yükü Samsun’un çıkardığı iki Spor bakanının omuzlarına yıkan ayrıca, Erkut Tutu’yu uzun süre, tek seçenek olarak sunan ve bunu kabul eden Samsun’un tamamı sorumludur.

Bu durumda Samsunspor’un yaşadığı bunalım nedeniyle, kimse sorumluluğu başkansının üzerine atmasın.

Şunu demek istiyorum:
Ne futbolcular, ne de Besim Durmuş tek suçludur.

Hepimiz suçluyuz.