Samsunspor Badem Olurken Suçlu Aramak..
Yazarlar // 24 Nisan 2015 Cuma 00:00

Ragıp GÖKER

Samsunspor takımının bazen zemheri ayazında, kimi zaman da cehennem sıcağında terini akıtarak kazandığı puanlarından 3'ü silindi.
Bir anlamda bu çocukların alın teri ve emekleri çalındı.
Emeğin en yüce değer olduğunu bilirim.
Ki;
Bu çocuklar aylarca paralarını alamadıkları halde onurlu duruşlarıyla Türk Gençliği için 'rol model' olmuşlardır.
Dünya Gazetesindeki rahmetli patronum Nezih Demirkent "Para kazanılır ama prestij asla" demişti.
Samsunspor'un bu onurlu çocukları para da kazanmışlardır ki, her kuruşu analarının ak sütü kadar helaldir.
Bu onurlu davranışın onlara kazandırdığı prestij için kimse paha biçemez.
İki gün önce Samsun gündemine bomba gibi düşen o haber, bu şehri ve bu şehrin yegane markası olan Samsunspor'u seven herkesi derinden etkilemiştir.

HEPİMİZ SUÇLUYUZ
Federasyonun puanlarımızı silmesi bir sonuçtur.

Ama bunun bir sebebi olmalı.
Bir de sebep olanları.
Bu durumun oluşmasında birçok kişinin kusuru vardır.
Samsun basını mesela doğrudan sebep olmasa da suçlulardan biridir.
Çoğu kere 'Goygoyculuk' yapıyoruz.
Kulübe ve takıma zarar verdiklerini bildiğimiz halde kendimize yakın bulduklarımızı koruma gayreti içinde oluyoruz.
Esnaf kardeşim sen de suçlusun.
İşçi, memur, köylü ve emekli seni unuttum sanma, sen de kusurlusun.
Samsunspor geçen sezon olduğu gibi bu sene de Süper Lig'e doğru koşar adım ilerliyor.
Ve bu puan silme durumu aylardır konuşuluyor.
Hani nerede senin bayrağın?
Kırmızı- Beyazla bezedin mi ki bu şehri. Şimdi kimi ne hakla suçluyorsun aziz kardeşim.
Suçun tamamı olmasa da bir kısmı senindir unutma.
Şimdi biliyorum ki hepsi deve kuşu gibi kafalarını kuma gömen para ve itibar sahibi iş dünyasının anlı şanlı isimleri sizin kusurlarınızı da biliyorum.
Oyuncuya olan borcumuz atla deve de değil ama kulübü yönetenler, "Ödeyemiyoruz" deseler, şehirden para dahil destek gelir miydi ondan şüpheliyim ya neyse.
Bu şehir, kulübüne topyekûn destek vermiş olsa ve bunu dosta düşmana hissettirmiş olsaydı bu cezayı şimdi veremezlerdi.
Bu şehrin gazabından korkarlardı.
En azından uygulama ertelenirdi.
Maalesef federasyona o duyguyu geçiremedik.
Bu şehir, suçu önce kedinde aramalıdır yani onu anlatmaya çalışıyorum.

14 YILDA GÖREV YAPAN 11 BAŞKANDA KUSURLUDUR
Bu üç puanımızın gasp edilmesine neden olan oyuncu Ben Ofosu'dur.

Şimdi hatırlamakta zorlansak da 2001-2002 sezonunda formamızı giymiş bu oyuncu.
Samsunspor Başkanlığı kendisine altın tepside sunulan Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Ziya Yılmaz'ın başkan olduğu dönemde alınmış bu oyuncunun, bizim kulüpten ta 14 yıl öncesinden 30 bin dolar dolayında alacağı varmış.
Yusuf Ziya Yılmaz yönetimi, aldığı oyuncuya parasını ödememiş.
Oyuncunun parasını ödemediği için Yusuf Ziya Yılmaz'ı suçlayalım.
Ki, ilk suçlu zaten odur.
Ya ondan sonrakiler.
Muhtemelen "Borcu ben yapmadım ki, ben neden ödeyeyim" demiş olan İsmail Uyanık'ı suçlamayalım mı?
Ya da Adnan Ölmezi veya Mazhar Başoğlu'nu.
Sezgin Gümüş ve Fuat Köktaş'ın hiç mi suçu yok mesela.
Tecrübesi nedeniyle bu puan silme belasının başımıza geleceğini "En iyi o bilir" diyeceğimiz Hakkı Tomaç'ı suçlamayacak mıyız?
Erkut Tutu'yu takımı şampiyon yaptı diye bu ayıbın işlenmesi sırasında kusurlular arasında saymayacak mıyız?
Kulübü batağa sürükledikten sonra kaçarcasına uzaklaşan ama kendi alacaklarına temlik koydurmayı unutmayan Kazım Yılmaz'ın suçu yok mu sizce.
Emin Kar'ı ve onunla birlikte göreve gelen, sonra da onun yerine Başkan olan Mehmet Bank'ın kusurunu görmezden mi geleceğiz.
Ki;
Ben Ofosu davası için FİFA nezdinde açılan davada onların zamanında geliniyordu.
Gazetelerde yayınlandığı için bileceksiniz, gerek Emin Kar'ın ve gerekse Mehmet Bank'ın görev yaptıkları sürede FİFA nezdinde açılan dava sonuçlanmak üzereydi.
Federasyon tarafından FİFA'nın tehdidi nedeniyle kulübe "Borcunuzu ödeyin" diye defalarca uyarıda bulunulduğu bilinirken, özellikle Mehmet Bank tarafından yapılan açıklamalarda borcun ödendiği ve sorunun ortadan kalktığı söylenmişti.
O zaman bu habere sevinmiştik.
Kandırıldık demeyeceğim ama ne yazık ki haber doğru değilmiş.
Kusura bakmasınlar ama sorunun devam ettiğini bile bile "Sorun çözüldü" diyerek kamuoyunu yanılttıkları için suçun büyüğü Emin Kar'ın ve Mehmet Bank'ındır.
Şimdi bakıyorum da ikinci Erkut Tutu dönemini saymazsak 14 yılda 11 Başkan geldi geçti ama herkes kendisini bu suçtan sıyırmaya çalışıyor.
Kiminin kusuru az, kiminin daha çok olabilir ama Atatürk'ün Şehri olarak bilinen Samsun'a bu ayıbın yaşatılmasında hepsi suçludur.

SPORA SİYASET BULAŞTIRMAMAK
Ya siyaset!

Samsunspor'un puanları silinirken olan biteni uzaktan izleyen siyasetçiler, kulübü yönetenler kadar olmasa da suçludurlar.
Bu durum başımıza Gençlik ve Spor Bakanı Samsun Milletvekili iken geldi.
Biliyorsunuz geçen yıl da Play Off finali oynanırken bizim seyircimize tribünler kapatılmış, başta Bakan olmak üzere Samsunlu siyasetçiler onları 'Şeref Tribününden' izlemişlerdi.
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç iyi bir insan.
Bakan Beyin iyi bir 'Devlet Adamı' olduğundan da eminim.
İyi niyetinden şüphe etmediğim için de yaşanan bu 'Ayıp' nedeniyle doğrudan kendisini suçlamıyorum.
Bu olay başımıza gelince "Samsunspor'u siyasete bulaştırmam" demiş.
Devlet adamına yakışır türden bir söz.
Altına ben de imzamı atarım.
Ancak bu ülkede uygulama öyle değil maalesef.
Bu federasyon yönetimi Fener, Beşiktaş veya Galatasaray'a şampiyonluğa giderken puan silme cezası verebilir miydi mesela.
Bence bunu düşünmeye bile cesaret edemezlerdi.
Üç büyükleri geçtim, inancım odur ki, bu cezayı Trabzonspor'a vermeye kalksalar önce Samsunlu siyasetçiler kazan kaldırırdı.
Bu ülkede siyasetçiler, bazı antrenör ve sporculara takım buluyor. Bunu 'Sağır Sultan' bile duymuşken Bakan Bey duymamış.
Siyaset kendi mecrasında yapılsın.
Aralarında Spor Bakanının da bulunduğu bu ülkeyi yönetenlerin spora siyasetin bulaştırmasını engellemelidir.
Spor dünyası henüz siyasetten temizlenmemiş olduğu halde bu ülkenin Spor Bakanı, milletvekili olarak seçildiği şehrin takımı 'Badem' olurken olan biteni uzaktan seyretmesin.