Samsun'dan İyi ve Kötü Haber
Yazarlar // 06 Haziran 2017 Salı 14:51

Ragıp GÖKER

Samsun’dan bir iyi, iki de kötü haberim var.
Önce iyi haberi söyleyeyim.
İstanbul Sanayi Odasının dün açıkladığı 500 büyük sanayi kuruluşu arasına Samsun’dan yine 5 firma girmiş.
Bu büyük başarıyı bu yıl da tekrar eden Yeşilyurt, Ulusoy Un ve Borsan Gurubu ile Özyılmaz ve Karaçuha fındık firmalarının sahiplerini, yöneticileri ile tüm çalışanlarını gönülden kutlarım.
Başarı sürdürülebilir olduğu zaman daha bir anlamlı oluyor.
Allah uzun ömür versin, Cemal Abi her gün şirkete gider ve o havayı solur ama Hikmet ve Fikret Yeşilyurt, Cemal Abi’nin ulaştığı o büyük başarıyı sürdürülebilir hale getirdiler.
Fahrettin Abi’ de şirketini gözünden sakınır.
Dünya Gazetesinde çalıştığım yıllarda Ulusoy Un’un ikinci 500 arasına girdiği gün Fahrettin Ulusoy’un yanındaydım ‘’bir gün mutlaka 500 büyük arasında olacağım’’ demişti.
Bu amaca ulaşması çok sürmedi, ertesi yıl Ulusoy Un 500 büyük arasındaki yerini aldı.
O’da her gün fabrikaya gider olanı biteni yerinden izler ama şirketi artık oğlu Günhan Ulusoy yönetiyor.
Adnan Ölmez’in de, bu başarıya ulaşmak için ne kadar çok çalıştığına tanık olanlardanım. Dün kutlamak için aradığımda yine yurt dışındaydı.
Karaçuha ailesini tanımam ama Azmi Yılmaz’ın da, Özyılmaz Fındık’ın o listede kalıcı olması için çabaladığını bilirim.
Tesadüfe dayalı başarılar uzun süreli olmaz. Bu insanlar başarının sürdürülebilir olması için çok çalışmak gerektiğini anlatıyorlar aslında.

***
İki de kötü haberim var.
İkisi de Tekkeköy’den.
Fuat Köktaş’ın baba evinde verdiği iftar yemeğinden dönerken arkadaşlarıma azot ve bakır fabrikalarının bacalarından çıkan dumanları göstermiştim ki, bunun üzerinden iki gün sonra, yani dün sabah gazeteyi arayan bazı vatandaşlar, ‘’dumandan boğazımız yanıyor diye’’ şikayet ediyorlardı.
Tekkeköy’ün zehirlendiğini yıllardır yazıyoruz.
Bacasından zehir sızdığı gerekçesiyle bir fabrikaların iptal edilen ruhsatını yenilemek için aracılık eden ve bunun ödülü olarak da belediyeye hibe edilen lüks cipi, makam aracı olarak kullanan Tekkeköy’ün Belediye Başkanı, ‘’zehir değil’’ diye açıklama yapmış.
Tekkeköy’de kanser vakalarının sıklıkla görülmesine ve buna bağlı ölümlerin artmasına rağmen, koskoca Belediye Başkanı halkına yalan söyleyecek değil ya.
Dünya Çevre gününde biz de fabrika bacalarından çıkan o şeye ‘’zehir’’ diyemeyiz.
Tekkeköy halkı da başkanına inansın bence.
Dumandır o..

***


‘’Kötü haber’’ demek ne kadar doğru ama bu minvaldeki ikinci haber de Tekkeköy’den.
Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde Samsun Valiliği, TSO ve OMÜ işbirliğiyle Aşağıçinik köyünün merası üzerinde yaptırılan Lojistik Köy mahkemelikti biliyorsunuz.
Köylüler, meralarına ve çevresindeki birinci sınıf tarım arazileri üzerinde Lojistik Köy yapılmasını istemedikleri için konuyu mahkemeye taşımışlardı.
Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi 15 Ocak 2013 tarihinde Aşağıçinik Köyü merası üzerinde Lojistik Köy ve çevre düzenlemesi kararı almıştı.
Köy halkı buna itiraz etmiş, bu nedenle konu mahkemelere taşınmıştı, açılan ilk davayı da köylüler kazanmış ama Büyükşehir Belediyesi buna itiraz etmişti.
Köy halkı bu defa konuyu bir üst mahkemeye taşımıştı. Samsun 2. İdare mahkemesi bilirkişi raporlarına da dayanarak, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanununun,  Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı; başlıklı 13. Maddesindeki Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri, tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz.
Ve 4342 sayılı Mera Kanununun, Tahsis Amacının Değiştirilmesi başlıklı 14. maddesinde, Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Aşağıçinik Mahallesi 2009 nolu parselin ve çevresinin lojistik köy ve lojistik köyle tümlük oluşturacak kullanımlara ayrılmasına yönelik plan değişikliği hazırlandığı belirtilmiş, değişikliğin hangi parsel veya parsellere yönelik olduğu hususunda herhangi bir duraksamaya neden olmayacak şekilde belirleme yapılmadığından bu yönüyle de dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır. diye hüküm verdi.

Şimdi ne olacak?
Köy adına davayı takip eden Avukat Çağatay Tuncer, Büyükşehir Belediyesine inşaatın durdurulması için dilekçe yazacağını belirtiyor.
Buna göre hukuk devletinde olması gereken inşaatın durmasıdır.
Ve fakat.
Mahkeme kararına rağmen inşaatın duracağını sanmıyorum.
İmam bildiğini okur hesabı AB fonlarından gelen 43 milyon Avro’luk krediyle yaptırılan inşatlara devam edilecek.
Hukuk yara alacakmış.
Ne gam.
Deveye ‘’senin boynun neden eğri?’’ diye sormuşlar.
Buna ‘’nerem doğru ki’’ diye cevap veren deve gibi hiç bir şeyimiz ‘tamam’ olmuyor maalesef.
‘’Ben yaparım olur’’ anlayışı hakim olduğu sürece böylesi çarpık uygulamalara daha çok şahit oluruz.

-----

Düzeltme ve özür:
Cumartesi günü yayınlanan ‘’Haydin Moskova’ya’’ başlıklı yazımda, solcuların bir dönem ‘’komünistler Moskova’ya’’ şeklinde sloganlara kovalanmasından yola çıkarak, Samsun – Rusya uçak seferlerinin boş koltuklarına ödeme yapılmasını ironik biçimde eleştirirken, seferlerin Samsun-Krasnodar şehirleri arasında gerçekleştiğini yazmamışız.
Bu kusur da bazı okurlarımın dikkatinden kaçmamış
Düzeltir özür dilerim.