Samsun İçin Atatürk'ün Anlamı
Yazarlar // 12 Kasım 2020 Perşembe 01:02

Ragıp GÖKER

Valilik binasını bilirim.

Samsun’un yeni Valisi Dr.Zülküf Dağlı’yı henüz ziyaret edemedim ama daha önce görev yapmış valiler ile yaptığım röportajlar nedeniyle valilik makamını bilirim.

Yeni Vali ile makamın konumu değişmediyse elbette.

Vali Zülküf Dağlı, oturduğu yerden Onur Anıtı’nı görüyor olmalı yani.

O anıt ki, Samsun halkının aralarında topladığı parayla tee Avusturya’daki heykeltıraş Heinrich Krippel ‘le yaptırılmıştır.

Samsun halkının, bize bir vatan armağan eden Ata’sına minnet duygularının ifadesidir yani.

Ki;

Bir benzeri de yok bu ülkede.

82 yıl önce kaybettik Ata’mızı.

İki gün önce de bütün yurtta, O büyük insanı minnet ve şükran duygularımızla bir kez daha andık.

‘’Andık’’ diyorsam.

Büyük çoğunluktan bahsediyorum.

Ve biliyorum ki birçok kişi anmadı.

Anmak istemedi.

Kimi yöneticiler de, anma programlarına istemeye istemeye katıldı.

Niyet okumak niyetinde değilim ama mesela Samsun Valisi ile Büyükşehir Belediye Başkanının törenlere geç kalmış olmalarına bir anlam veremedim.

Vali Bey’in programa zamanında katıldığına valilikten bir açıklama yapılmış olsa da, yayınlanan görüntülerde Vali’nin törene ucu ucuna yetiştiği anlaşılıyor.

Oysa Vali Bey, vilayet binasındaki makamından yürüyerek gelse anma programının yapıldığı Onur Anıtı’na ulaşması iki dakika, bilemedin üç dakika sürerdi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir ise programa tamamen geç kalmış.

İlkadım şehridir Samsun.

Kurtuluş meşalesi buradan yakıldı.

Ulu Önder, doğum günü sorulduğunda ‘’Benim doğum tarihim 19 Mayıs’tır’’ dediği için de, ‘Atatürk’ün Şehri’ olarak bilinir Samsun.

Gerek atanmış, gerekse seçilmiş kimi yöneticilerimiz ne düşünür bilmem ama Samsun halkı olarak, şehrimizin bu özelliği ile övünürüz.

Saygı duyulmasını da isteriz haklı olarak.

Kusura bakmayın ama bu konuda hassasız.

 

* * *

Müzisyenlerin sessiz çığlığı

 

Pandemi sürecinin etkilediği iş kollarından biri de eğlence sektörü oldu.

Kahveciler, lokantacılar gibi esnafı ile birlikte bu süreçte eğlence mekanlarının sahipleri de çok etkilendi.

Süreç belki de en fazla müzisyenleri zorda bıraktı.

Müzisyenler, İzmir’den başlayarak birçok büyükşehre yayılmakta olan sesiz bir eyleme başlamışlar.

Şehirlerdeki eğlence mekanlarının yoğun olduğu bölgelerde enstrümanlarını sokaklara bırakarak, dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışıyorlar.

‘’Hayatı değil, Covid 19’u bitirin’’ başlığı altında yayınladıkları bir bildiri ile de bir dizi talepte bulunuyorlar.

İşletme sahipleri de müzisyenlerle birlikte aynı zorlu koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Taleplerinden biri de gece 22’den sonra eğlence yerleri için alınan kapatılma kararının kaldırılmasıdır.

Kahveci esnafının yaşadığı zorluğu Kılıçdaorğlu dile getirmeye çalışmıştı ama müzisyenlerin ve eğlence mekanları sahiplerinin yaşadıkları bu zorlu koşulları dile getirecek bir siyasetçi ve yönetici çıkar mı bilmiyorum ama seslerini duyurmaya ihtiyaçları var.

Duyun bu sessiz çığlığı.