Samsun Halkının Kar Çilesi Sürerken
Yazarlar // 04 Şubat 2017 Cumartesi 22:25

Ragıp GÖKER

Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, kar yağışı sırasında hizmet bekleyen vatandaşlara ‘’Siz kahvehaneye gideceksiniz diye, belediyenin kaynaklarını har vurup, harman savurmam’’ diyerek, atarlandı biliyorsunuz.
Ancak, gerek yayınlarımız ve gerekse sosyal medya üzerinden vatandaşların yoğun eleştirileri karşısında, Büyükşehir çalışanları en azından çiftlik caddesinde patika yol açsa bile, Samsun halkının çilesi, yağışın üzerinden günler geçse de hala sürüyordu.
Büyükşehir’in hizmet veremediği Samsun’da, ilçe belediyelerinden hizmet beklemek ise abesle iştigal sayılır.
Zira ilçe belediyelerinin gerek araç - gereç ve gerekse bütçe olanakları bakımından Büyükşehir Belediyesiyle kıyası mümkün olmaz elbette ama yine de kendilerinden beklenenin fazlasını verdiler.
Buna rağmen ‘’Yolda kaldık’’ diyerek yardım isteyen minibüsçü esnafının ‘’yardıma gelemeyiz çünkü araçlarımız şu anda Yörükler’de kaçak evleri yıkıyor’’ diye cevaplara muhatap olduğu bir Büyükşehir Belediyesi yönetimi hüküm sürüyor bu şehirde.
Laf açılmışken, bizi ‘Kuş Cennetinde’ kaçak yapılaşmayı savunuyor gibi gösterme gayreti içinde olanlara bir-iki cümleyle cevap vermek isterim.
‘Kuş Cenneti’ Ramsar sözleşmesiyle korunması garanti altına alınmış özel bir yer olarak gelecek kuşaklara bırakacağımız bir dünya mirasıdır.
Orayı kanunsuz şekilde işgal edilenlere aman verilmemeli.
Buna kim itiraz edebilir.
Ama deltaya 20 km uzaktaki köyünde ‘’103 yıllık tapulu arazime ev yaptım’’ diyen vatandaşın da şikayeti dinlenmeli.
Hak ve hukuk gözetilmeli yani.
Bu söylediklerim bazıları için, hak ve hukuktan ne anladıklarına göre değişebilir.
Misal, mahkemelerin uygulanmasını yasa dışı olarak gördüğü Parkomata neden göz yumulduğunu sorgulayanları ‘Beleşçilikle’ suçlayanlar bile var bu şehirde.
Ki;
Yasalara uyulması isteniyor sadece.
Bir tarafta, parkomat için verilen mahkeme kararı görmezden gelinirken, diğer tarafta bir mahkemenin verdiği karara sığınarak, kar yağışının tipiye dönüşmesine bile aldırmadan evler yıkılıyor.
Kaldı ki, şu parkomat meselesinde de insanlar haklı kardeşim.
Bize zaten beleş de, halkın da otopark yeri isteme hakkı var.
Oturduğu binasının altında otopark yapılmayan vatandaş, belediyenin park yapılması için o binaya kesilen ceza karşılığında kendisine aracını park edebileceği bir yeri isteyebilir.
Hem de beleş.
Neyse asıl yazı konumuza dönelim.
Evim, Telekom Başmüdürlüğü binasına çok yakın bir sokaktadır, ayrıca 200 metre uzağımızda da KETEM ve Onkoloji Hastanesi var.
Beş gündür araç zaten çıkamıyor da, onkolojiye gidenler de düşe kalka geçiyor bizim sokaktan.
Evim Yüzüncüyıl Bulvarı’na yakın, hadi oraya hizmet gidemedi ama gazetenin bulunduğu Süleymaniye Sokak ile Saadet Caddesinin kesiştiği noktada dün İzmir plakalı lüks bir aracın yolda kalmasına ne demeli.
‘’kar gören masum İzmirli yolda kalmış’’ diye düşünürken, sürücünün bizim buralardan olduğunu anlayınca, aracını iterek saplandığı yerden kurtarmak istesek de bunda başarılı olamadık.
Ama o sürücünün ‘’hay ben böyle belediyenin’’ diye söylenirken, bir belediye yöneticisinin, ya da onları körü körüne savunanların buna kulak misafiri olmasını isterdim.