Samsun Bu Hale Nasıl Geldi?
Yazarlar // 7 Mart 2020 Cumartesi 13:31

Ragıp GÖKER

 

Bu şehir bu hale nasıl geldi.

Neyi tutsak elimizde kalıyor.

Bir tek Samsunspor var ayakta kalabilen.

Yüksel Yıldırım’ın çabaları ve olağanüstü gayreti olmasa, bugün o güzide kuruluşumuzun da kapısına kilit vurulacaktı.

Manisaspor amatöre kadar düştü biliyorsunuz.

Şirketleşme gerçekleşmeseydi ve Yüksel Yıldırım elini taşın altına koymasaydı bizi bekleyen son da, tıpkı Manisaspor’un başına gelen gibi olacaktı.

Samsun içme suyu, Türkiye’de içilebilen en temiz ve en kaliteli sulardan bilinirdi.

Onu da kirlettik.

Suyumuzda alüminyum fazlası varmış.

Metal yani.

‘’Atın ölümü arpadan olsun’’ diyerek tehlikeleri hafife almış bir milletin fertleriyiz ancak, sudaki alüminyumunda neden olduğu sorunlar var elbette

En hafifinden alzhemir hasalığını tetikliyormuş.

Alzhemir nedir peki:

Alzheimer, bilinçsel fonksiyonların kaybı olan demansın en yaygın formu. Beynin ilerleyen ve dejeneratif hastalığı olan Alzheimer'in ilk belirtisi ise yakın geçmişin unutulması. Hastalığın en belirgin özelliği, beynin normal organizasyonunu ve fonksiyonunu bozmasıdır.

Buna bir çeşit bunama diyebiliriz.

Durum böyle ama Büyükşehir Belediye yönetimi ve onun SASKİ’si bunu kabul etmiyor.

Cemil Ciğerim yazmıştı, bize şebeke suyu içmemizi öneren Büyükşehir yöneticileri, yönetici yemekhanesinde pet şişe kullanıyorlarmış.

Burası Samsun, oluyor böyle vakalar.

Samsunspor dışında iyi bir şey var mı diye kendimi zorluyorum.

Bulamıyorum.

Nereden devam edeyim.

Türkiye’nin en verimli ovalarına santral kurma girişiminden mi başlayayım.

Bu şehrin üretmeyi unutmasından mı?

Şehrin ileri gelenleri, bu yıl için 1 milyar dolar ihracat hedefi koymuşlar.

Kağıt üzerinden bakıldığında heyecan verici bir durum.

Gerçekçi mi?

Pek mümkün görünmüyor.

Daha önce de bu hedef 5 milyar dolar olarak açıklanmıştı biliyorsunuz ama gerçekleşemeyeceği anlaşılınca rakam çok çabuk revize edilmişti.

İhracatımız 500 milyon doları bile bulmuyor maalesef.

Piyasa gelirini dürüm-döner ekonomisine bağlamış şehirden başka bir şey de beklenmez ama Büyükşehir Belediye Başkanının çiftlik caddesini yeniden trafiğe açarak, şehrin ekonomisinin düzeleceğine inanması daha da şaşırtıcı bir durum olarak önümüzde duruyor.

Neyi tutsak elimizde kalıyor.

Şehrin hamle yapıp, gelişeceğine dair umudumuz da her geçen gün azalıyor.

En kötüsü de bu sanırım.