Sahile Beton Dökmek
Yazarlar // 24 Ağustos 2021 Salı 19:09

Ragıp GÖKER

Samsun, ''Ben yaparım olur'' anlayışından çok çekti.

Hala da çekiyor.

Yeni de değil bu anlayış biçimi.

Kökü eskilere dayanıyor.

Şu sıralar Dereköy Balıkçı Barınağı'nın, Samsun'un sahillerine neden olduğu tahribat canımızı sıkıyor ama barınak, yanlış yatırımların tek ve ilk örneği değil maalesef.

Samsun Limanı mesela!

Sahil şehri Samsun'un denizle irtibatını kesmiş.

Liman, Samsun ekonomisi için de, ülke ekonomisi için de gerekli bir yatırımdı elbette.

Amenna.

Ve fakat.

1952 yılında yapımına başlanan o yatırımın doğru yere yapıldığını kim söyleyebilir.

Memleketime ve dahi ülkeme bir çivi çakana minnettarız.

Emeği geçenlerden Allah razı olsun elbette ama Türkiye'de iktidarlar,  siyasi rant elde edebilmek adına yatırımları adeta gözümüze sokar gibi yapıyorlar.

Liman, şimdi olduğu yerde değil de, şehrin daha doğu kısmına yani Tekkeköy açıklarında yapılsaydı mesela siyasi getirisi daha mı az olurdu acaba.

Azot ve bakır fabrikaları da öyle!

Bacalarından çıkan gazlar yıllarca ekili alanlara zarar vermedi mi?

On yıllarca köylülere tazminat ödendi.

Sırf bu davaları takip ettikleri için küçük bir servet kazanan avukatlar oldu.

Kamu zararı mı?

O da ne.

Milyonların havaya uçması, kimin umurunda oldu acaba.

Dikkat ettiniz mi bilmem ama o iki fabrika kamudayken her yıl ödenen tazminatlar, fabrikalar özelleştirildikten sonra ödenmez oldu.

Birden kesildi.

Satın alanlar, bacalara filtre takmak gibi önlemleri almış olabilirler elbette ama  bu işlem, tesisler kamu kontrolündeyken neden yapılmamış olabilir diye deli sorular takılıyor kafama.

Baca gazları sadece ekili alanlara da zarar vermedi.

Fabrikaların yamacında kurulu köyümde kanser vakalarının her geçen gün armasını hiç söylemiyorum.

İki halamı, bir de amcamı o illete kurban vermiş bir ailenin ferdiyim.

Babam da o illet hastalıkla savaşıyor yıllardır.

Dereköy balıkçı barınağı insan sağlığına zarar vermedi belki ama onun tahribatı da çevreye oldu.

Liman nedeniyle doldurulmuş ve barınak yapmak için onca alan varken Dereköy sahilindeki plaja balıkçı barınağı yapmak hangi kafanın ürünüydü bilemedim.

Bugün, Çatalçam ve Güzelyalı sahillerindeki plajları tahrip eden erozyonun nedeni, Dereköy Balıkçı Barınağı ve barınağın sonradan uzatılan mendireğidir.

Hiç unutmuyorum.

Fuar alanının önünden de geçen Sahil yolunun yapımına başlandığı sıralarda Rahmetli Muzaffer Önder, ''Projeyi yanlış yapıyorlar, deniz, kendisinden alınanı mutlaka geri ister. Samsun bunun sıkıntısını önümüzdeki yıllarda çeker'' demişti.

Fuar alanı, liman için doldurulan alan üzerinde kurulmuştu biliyorsunuz, dolgu alanına başka dolgu yapılmasının yarattığı olumsuz etkiyi, 2013'deki sel felaketinde yaşamıştık.

Dolgu yapılırken, yağmur suyunu denizle buluşturacak doğal yatakların da önünün kapandığını da fark edememiştik çünkü.

Belediyeevleri önünde bir başka barınak var biliyorsunuz.

Ki;

O barınağın yeri doğrudur.

Nitekim Dereköylü balıkçıların çoğu da, Belediyeleri’ndeki barınağa geldiler.

Dereköy'deki barınakta fazla balıkçı da kalmadı sanırım.

‘’Kapatın.’’

Ya da

‘’Yıkın.’’

Desek, o da olmaz artık.

Dereköy Balıkçı Barınağı, 2016 yılında kiraya verilmişti galiba.

10 yıl süreyle kiralandığı için barınağın 2026 yılına kadar bir sahibi var yani.

Yanlış anlaşılmasın sakın, barınağı yapan o olmadığına göre iletmecinin burada bir kusuru yok yani.

Kusur tamamen öngörü yoksunu siyasetçilerindir.

Her ne çekiyorsak, geleceği göremeyen siyasetçilerden çekiyoruz.

Hiç olmayacak yere barınak yapıldığı için sahillerimiz yok oluyor olmasına da önlemeye çalışırken sahile taş ve beton dökmek de başka türlü bir hata olmuyor mu?

Ne dersiniz..