Rektör'ün Kaçamak Cevabı
Yazarlar // 22 Kasım 2019 Cuma 08:26

Ragıp GÖKER

Yazıya başlamadan önce bir kere daha söylemek isterim ki, Samsun’da santral yapılmasına tümden karşı değilim.
‘’Ovada neden kuruyorsunuz?’’ diyorum.
Tek bir amacım var.
Ovamızı korumak.
Mazeretim nedeniyle, davetli olduğum halde Rektör’ün basın toplantısına katılamadım ama santral konusunda verdiği cevap nedeniyle bende bu konuda bir iki kelam etmek isterim.
‘’Bize sorulmadı’’ demiş Rektör Bey.
‘’Ben anatomistim’’ diye de eklemiş.
Samsun’un gözbebeği OMÜ’nün Rektörü, Prof. Dr. Sait Bilgiç’in, kişisel düşüncelerini de önemseriz elbette ancak Samsun kamuoyunun asıl merak ettiği OMÜ’nün, bu konudaki kurumsal görüşüdür.
Samsun Valiliği, OMÜ’nün görüşüne başvurmamışsa bu bir eksiklik olarak kabul edilebilir elbette.
Ve fakat.
Samsun gündemini aylardır meşgul eden bu konuda OMÜ gibi bilim yuvası bir kurumun resen sorumluluk yüklenmesini beklerdim.
Söz konusu Samsun’un en verimli iki ovasından biri iken, ÖMÜ rektörünün ‘’Ben anatomistim’’ demesi, kelimenin tam anlamıyla topu taca atma girişimdir.
Ovalarımızı korumalıyız.
Bünyesinde Ziraat Fakültesi bulunan OMÜ’nün Çarşamba ovasına zarar verebilecek bir girişim karşısında pozisyon alması herkes tarafından da beklenirdi.
Samsun’da santral yapacak başka yer mi yoktu.
Konuyu TBMM gündemine taşıyan Samsun Milletvekilleri, Neslihan Hancıoğlu ve Bedri Yaşar, santrali Samsun’da yapacak çok sayıda kıraç alan bulunduğuna dikkati çekerek, ovada santral yapmanın yanlışlığını dile getirdiler.
Bunu söylemek OMÜ’yü yönetenler için de zor olmasa gerek.
Ülkemizin en önemli sorunlarından biri de, münevverlerinin sorumluluktan kaçmalarıdır.
OMÜ’de görev yapan bilim insanları, hükümet tarafından korunması gereken 140 ova arasına alınmış ülkemizin en önemli 10 ovasından biri sayılan Çarşamba ovasının göbeğine enerji santrali kurulması konusunda, sessiz kalmasını kabullenemiyorum.
Bilim insanlarının sessizliği, sermayenin ve sermayeye ön ayak olan siyaset kurumundan tepki gelebileceği endişesinden kaynaklanıyorsa, bu daha ürkütücüdür aslında.
Bilim insanın baskıdan düşünce açıklamaktan korkacağına inanmak istemem.
Öylesi bir durum zaten felaket sayılır da.
Bir an için, baskıların bilim inanını yıldırmış olabileceğini düşünerek, ‘’O santralin ovada yapılması sakıncalıdır’’ diyemediklerini var sayalım.
‘’Sakıncalı değildir de’’ demediler ama.
OMÜ tamamen sessiz.
İşte bunu anlamak mümkün değil.