Ömer'in Adaleti
Yazarlar // 12 Mayıs 2017 Cuma 01:17

Ragıp GÖKER

Şu sıralar, Lise’den öğretmenim Erol Yükselen’in verdiği Yaşar Nuri Öztürk’ün ‘Dincilik’ adlı kitabını okuyorum.
Rahmetli özellikle uydurma hadislerle dinin kirletildiğini öne sürerek  ‘‘Kuran’ı rehber alın’’ diye öğüt verirdi biliyorsunuz.
Hadisleri tüm de yok saymıyordu zaten ama bu nedenle Rahmetliyi ‘’din düşmanı’’ diye suçlayanlar bile olmuştu.
Bu tartışmalar sürerken, önceki sabah biraz erken uyanınca, Kanal 7 Televizyonunda Hz. Ömer’i anlatan Arap yapımı bir dizi film izledim.
Dizi de Şam’a giden Halife, halk O’nu karşılarken asla saygıda kusur etmese de, insanların asık suratlı olmasına kafayı takar ve kendi yönetim anlayışını sorgular.
Bu arada Hureyre’ye ise ‘’sen hala hadis rivayet ediyor musun?’’ diye sorar.
‘’Yasakladığınızdan beri yapmıyorum ama sizden sonra gelecek halife izin verirse devam edeceğim’’ diyen Hureyre’ye, ‘’yapma’’ diye öğüt verirken, ‘’Allah’ın emirleriyle, Müslümanları karşı karşıya getirmeyin’’ demeyi de ihmal etmez.
Belli ki Hz. Ömer’de, Peygamber’in ölümünün üzerinden çok zaman geçmese de, uydurma hadislerin olabileceğinden şüphe duyar.
Ama Halife, daha sonra ‘’seni Bahreyn’e Vali atayayım mı’?’’ diye sorduğu Hureyre, bu teklifi kabul edince, yanındaki görevliden Hureyre’nin mallarını saymalarını ister.
Buna alınmış olacak ki Ebu Hureyre’nin, ‘’bana madem güvenmiyorsun, neden Vali yapıyorsun’’ demesi üzerine,‘’sana güveniyorum ama benim valim olduğun için sana kolaylık sağlanır. Döndüğünde zenginleşirsen, vali iken kazandıklarını beytülmal’a (Hazine)  vereceksin’’ diye açıklama yapar.
En çarpıcı örnekse Hazreti Ömer’in Medine ziyareti sırasında yaşanır.
Medine’de Pazar yerini gezen İslam’ın Halifesi’nin gözü, birkaç şişman deveye takılır ve ‘’bunlar kimin?’’ diye sorar.
Develerin oğluna ait olduğunu öğrenince, oğluna dönerek ‘’diğer develer zayıf olduğu halde, senin develerin neden şişman?’’ diye sorar.
Oğlu, bunda kusuru olmadığını anlatsa da, Halife ‘’bunları sat. O zayıf develer ne kadarsa sen de o kadarını al, fazlasını beytülmal’a vereceksin’’ diye talimat verir.
Beşeriz sonuçta, nefsimize yeniliriz.
Hazreti Ömer, nefsine yenilmeyen ender insanlardan biriydi.
Oğlu’nun yanı sıra, yakınındaki kişilerin ve devlet görevlilerinin de kişisel zaaflarına yenilmesini önlemeye çalışmış.
O’nun içindir belki ölümünün üzerinden 1373 sene geçse bile, herkese O’nun adalet anlayışını örnek veriyoruz.
Ömer adaletini en güzel anlatan da ‘Kenâr-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu!’ diye Sahafat’inde yazan Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy anlatmış.
Herkes’ten Ömer adaleti bekliyoruz, bunun için de belki devlet görevine gelenlerin ‘Harun gibi gelip, Karun gibi gitmelerini’ istemiyoruz.