Olmak yada Olmamak
Yazarlar // 27 Şubat 2017 Pazartesi 22:22

Ragıp GÖKER

"Diriliş" diyenlerimiz de var, çok da yakışıyor ama son yıllarda tekrarlanıyor olsa da, Samsunspor dün yine var olma savaşına çıktı.

'Olmak ya da olmamak' toprağı bol olsun, İngilizlerin Dünya edebiyatına armağanı William Shakespaere'ın (Şekspır diye okunur), 416 yıl önce Hamlet'te yazdığı bu söz, var olma savaşı verilen durumlar için yüz yıllardır kullanılır.

Lig'den düşmek, yok olmak değil elbette.

Daha önce de sayısız kere düştük ve çıktık.

Bu defa durum farklı ama, aşağısı tam anlamıyla bir gayya kuyusu.

Düşersek, oradan çıkamayız, mazallah.

Şakaya gelir yanı yok, işi sıkı tutmak lazım yani.

Özköylü'de öyle düşünmüş olmalı ki, farklı bir takım ve tertiple çıkmıştı maça.

Sol bekte Mustafa Sevgi'ye forma veren Özköylü, O'nun önünde de Murat Gürbüzerol'u oynatırken, Kevın Brands'ı kulübeye çekmiş.

Ama Özköylü'nün en önemli değişikliği Göksu'yu santrafordan alarak, o mevkiide Famussa Kone'yi oynatması olmuş.

Ancak, bu planı maçın ilk yarısında işlemeyen Özköylü ilk şaşkınlığını, Vedat Bora'nın sakatlığı erken nüksedince yaşamış olmalı.

Hareketli bir oyuncu olan Kone, çakılı santrafor oynamaya alışkın olmadığı için sürekli sağa ve sola kaçıyordu, kendi sahasına gidip top aldığını bile gördük.

Taraftar için "Bu Aşkın Kahramanı Sensin" dedik ama bu takımın teknik direktörü, oyuncu değişikliği sırasında taraftarla tartışırsa orada sorundan söz etmek mümkün.

Maçı kurtarmak için hala Halil İbrahim Pekşen'den medet umuyoruz.

İlk golümüzü yine Murat Gürbüzerol attı ama daha iyilerini almak için saçmadık mı zar zor bulduğumuz o paraları.

Kevın Brands Jeroen Lumu kulübeye mahkum olsun diye mi aldık yani.

İlk yarısını kötü oynadığı maçı kazanan Samsunspor'un 'Diriliş hikayesi' devam ediyor.

Bu hikaye tam anlamıyla bir tefrikaya dönüşmüş olsa da öyle anlaşılıyor ki lig sonuna kadar da sürecek.