Nasıl Gideceğiz
Yazarlar // 01 Mart 2017 Çarşamba 06:07

Ragıp GÖKER

Dün Adnan Demirel’i sonsuzluğa uğurladık.
Adnan Demirel için bir daha  ‘’iyi insandı’’ gibi şeyler söylemeyeceğim çünkü dün Büyük Cami Avlusunu dolduran kalabalık, Onun iyi bir insan olduğunu anlattı bence.
Samsun’da ülkücü camianın yakından tanıdığı biri olduğu için O’na son görevini yapmak isteyenler arasında ülkücüler çoğunluktaydı belki ama kendilerini yakından tanıdığım solcular da camideydi.

Türkiye, 70’li yılların son çeyreğinde kamplara bölünmüştü.
Mahallelerin bazıları Ülkücülerin, bazıları da kendilerini ‘devrimci’ olarak tanımlayan solcuların kontrolündeydi.
Gizli bir el, 68 kuşağının dünyada estirdiği rüzgardan esinlenerek, kendisi gibi düşünmeyen gençleri bir birine düşman etmişti.
Gençler sokaklarda birbirilerini boğazlıyordu.
Günaydın’da çalışırken, büronun bulunduğu sokağın bir köşesinde Ülkü Ocakları, 150 metre ilerisindeki diğer köşesinde de TÖBDER’in binası vardı.
Köşe başlarında konuşlanan gençler birbirlerine kurşun sıkıyorlardı.
Çorum’da ve Maraş’ta evler yakıldı, yüzlerce genç katledildi.
Gazeteler her gün sağdan ve soldan ne kadar gencin öldüğüne dair çetele yayınlıyordu.
12 Eylül sabahına postal sesleriyle uyandığımızda, çoğumuzun ‘’oh be’’ dediğini hatırlıyorum.
Ki;
Bu satırların yazarı Günaydın Gazetesinin genç bir muhabiriyken, belaya bulaşmaktan korktuğu için fuarda fotoğrafçı olmak için İzmir ‘e gitmişti.
12 Eylül’e de, fuardaki çalışma arkadaşlarımızla kaldığımız bir bekar evinde yakalanmıştık.
O vakit, Kenan Evren ve 4 Kuvvet Komutanının TV’den yaptığı konuşmayı alkışladık ama nice sonra aslında, cuntacıların darbeye zemin hazırlamak için ülkemize tuzak kurduklarını anlamıştık.
Adnan Demirel o devrin ülkücü önderlerindendi.
Sağdan soldan binlerce genç öldü.
Yaralananlar ve sakat kalanlar bile var ama buna rağmen o devrin gençleri asla kin tutmadılar.
Çünkü gençlerinin ortak bir amacı vardı.
O amaç ülke sevgisiydi.
Biri duvara ‘’Bağımsız Türkiye’’ yazarken, diğeri ‘’Milliyetçi Türkiye’’ diye slogan atıyordu.
Aslında aynı şeyi söylüyorlardı ama bunun farkında değillerdi.
Büyüdük ve olgunlaştık.
Dünya görüşüm Adnan Demirel’le taban, tabana zıt olmasına rağmen iki gündür O’na dair yazma nedenlerimden biri de dün Büyük Caminin avlusunda toplananlar arasında 40 yıl önce kavga ettiklerini de görmüş olmamdır.
Nasıl yaşadığının pek önemi yokmuş, nasıl gideceğimiz daha önemliymiş.
Adnan Demirel, aslında giderken bunu anlattı bize.