Musul'a Gidiyoruz
Yazarlar // 15 Ekim 2016 Cumartesi 12:44

Ragıp GÖKER

Savaşları sevmem.
Yazının manşetine bakıp da ‘savaş naraları’ attığımı zannetmeyin.
Keşke dünyanın her karış toprağında barış olsa.
Ama öyle olmuyor maalesef.
Kahraman Ordumuz, ‘Fırat Kalkanı’ adı verilen harekât ile Suriye içlerine doğru ilerleyerek, bölgenin IŞİD belasından temizlenmesi için başarılı bir operasyonu yürütüyor biliyorsunuz.
Ama mesele, Suriye topraklarının sınırımıza yakın bölgesindeki IŞİD belasının temizlenmesiyle çözülmüyor maalesef.
Topraklarımızı bölmeye çalışan PKK’nın Irak ve Suriye topraklarındaki kolu PYD, YPG gibi terör örgütleri de var.
Bu düşmanlarımız, Müttefikimiz ve stratejik ortağımız ABD’nin desteğini de almış üstelik.
Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Musul’da da IŞİD var.
Sınırlarımız tehdit altında.
Güvende değiliz yani.
Amerika’nın öncülük ettiği ‘Koalisyon‘ güçleri Musul’u IŞİD işgalinden kurtarmak için operasyona hazırlanıyor.
Müttefikimiz, ayrıca Ortadoğu’daki stratejik ortağımız ABD, düşmanımız PYD’ ve YPG’yi yanında istiyor ama bizi istemiyor.
Önceki gün Konya’da konuşan Cumhurbaşkanını dinlediniz.
‘’Musul’a gideceğiz’’ diyor.
Cumhurbaşkanı bunun için ‘a’ planımızın hazır olduğunu söylüyor.
‘’Hatta ‘b’ planımız, olmadı ‘c’ planımız da var’’ diyor Cumhurbaşkanı.
Amerika bizi yanında istese de, istemese de Musul harekatının bir parçası olmakta kararlı görünüyoruz.
Musul’a şöyle veya böyle gideceğiz yani.
Mesele aslında Musul’a girmekte de değil.
Mesele harekat sonrası da orada kalıcı olabilmekte.
Irak Hükümetinin talebiyle kurduğumuz Başika Kampı için, başta Iraklı Araplar ve müttefikimiz olduğuna inandığımız ABD,  bizi işgal kuvvetleri gibi gösterirken, Musul’da kalıcı olmak zor bir durum gibi görünüyor.
‘’Musul’da kalıcı mı olmalıyız, yoksa harekatın sonunda dönmeli miyiz’’ gibi bir tartışmanın içinde olmayacağım.
Harekat sonrası şartlar neyi gerektirir şimdiden kestirmek mümkün değil zira.
Keşke bütün bunlara hiç gerek kalmasa.
Ulu Önder’in dediği gibi ‘yurtta ve dünyada barış’ olsa.