MEDİKÜM OKULU
Yazarlar // 03 Mart 2017 Cuma 06:25

Ragıp GÖKER

Bir üniversitenin araştırmasında, tıbbi sarf malzemeleri için ülkemizde her yıl 20 milyar dolayında bir harcama yapıldığı belirtiliyor ama bu tespit yeni değil aslında, bunu yaklaşık 15 yıl önce Ahmet Bahadır’dan dinlemiştim.
Samsun’un Bahadır Ailesiyle başlayan tıbbi alet üretme macerasının temelinde de bu yatar.
Ki; ailenin genlerinde silah ustalığından kalma çeliğe şekil vermek gibi önemli bir özellik vardır.
Üniversite hastanelerinden birinde aile büyüklerinden birini ameliyat edecek doktor, Bahadır’ların silah ustaları olduğunu bildiği için ‘’Bunu siz de yapabilirsiniz’’ diyerek bir cihazı gösterir.
Bahadır Tıbbi Aletler, o cihazı üreterek başlayan serüvenin sonunda dünya devi sayılan Aesculap’la mücadele eder duruma gelir.
Firmanın Samsun OSB’deki tesisleri, günümüzde yüzlerce tıbbi cihazı üretir büyüklüğe ulaşırken, bünyesinden de aralarında Aygün Tıbbi Cihazlar’ın da olduğu onlarca firma doğdu.
Pakistan’da da üretim yapılır ama Samsun, Almanya ve ABD’den sonra tıbbi cihaz üretiminde üçüncü merkezdir.
Samsun’un tıbbi cihaz üreticileri, ihraç ettikleri ürünlerle ülkemize döviz kazandırırken aynı zamanda ithalatı da azaltarak döviz kaybımızı da önlüyorlar.
Ki; sağlık sektöründe kullanılan sarf malzemelerinin ve cihazların yüzde 95’i ithal ediliyor.
Ama dünyanın üçüncü üretim üssü durumuna gelinmiş olmasına rağmen sektörün önemli bir eksiği var.
Samsun’un tıbbi cihaz üreticileri araştırma geliştirmeye (AR-GE) gerekli önemi vermediler maalesef.
Bir pens veya makası bile Almanya’da üretilenin taklidi olarak yaptılar.
Ayrıca bazıları malzemeden çalarak, ameliyat sırasında kesmeyen makasları hastanelere sattılar.
Bunu yapanlar bindikleri dalı kesmekle kalmadılar, oluşturdukları bu kötü imajla Samsunlu firmaların çabalarını da harcamış oldular.
AR-GE eksikliğini firmalarda kabul ediyor.
Bazıları ‘’bizimle işbirliği yapmıyor’’ diyerek üniversiteyi bile suçluyor ama dünyanın en pahalı şeyi olan bilgiye sahip olmak için ellerini ceplerine de atmıyorlar.
Bilgi pahalıdır oysa.
Sektörde ara eleman sıkıntısı olduğunu da yakından bilirim.
Bahadır ailesi, Endüstri Meslek Lisesine CNC tezgahları bağışlamıştır ama buna rağmen Samsun’da sektörde çalışacak yeterli ara eleman yetiştirilemiyor.
MEDİKÜM ki, açılımı Medikal Kümelenme Derneğidir, İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurmak istedi.
Golf sahasına yer bulan Samsun, bu şehir için olduğu kadar ülke içinde çok önemli olan bu sektörün gelişmesini sağlayacak Medikal OSB için bir alan bulamadı.
Bafra’ya sürüldüler.
Vali İbrahim Şahin, sektörün Samsun için çok önemli olduğunu anlayan ilk yönetici oldu.
Vali Bey’in önderliğinde, önünden gelip geçenler bu eksiğimizden ibret alsınlar diye mi bilinmez Tıbbi Cihazlar Müzesi bile kuruldu.
Vali Bey, şimdi de sektöre ara eleman yetiştireceğine inandığımız mesleki bir okulun kurulmasına öncülük ediyor.
Samsun Valiliği ve MEDİKÜM arasında, Tekkeköy Belediyesine devredilen Kutlukent Belediyesi Hizmet Binasının MEDİKÜM Okulu yapılması için protokol imzalandı.
Bu iyi bir haber.
Samsun’da her şeyin ters düz edildiği bir ortamda iyi bir haber duymak bana da iyi geldi doğrusu.
Emeği geçenleri tebrik ediyorum.