Maaşlar Buharlaşırken
Yazarlar // 25 Kasım 2021 Perşembe 19:00

Ragıp GÖKER

Memur ve emekli maaşlarına Temmuz ayı içersinde zam yapılmıştı biliyorsunuz.

Emeklilerin Temmuz ayında yüzde 8,5 dolayında zam aldıklarında, dolar kuru 8.55'den işlem görüyordu.

Milyonlarca emekliden biri olarak, benim de maaşım yüzde 8,5 dolayındaki zam nedeniyle 3.485 liraya yükselmişti.

Karımın ve benim düzenli kullandığımız ilaçlar nedeniyle maaşındaki kesinti sonucunda maaşım ortalama 3 bin 400 lira dolayında kalıyor.

Zamlı maaşımı aldığım Temmuz ayında ilaç ve hastane gibi kesintilerden sonra döviz bürolarından dolar satın almaya kalksam bana 397 dolar verilecekti.

Maaşımız ancak boğaz tokluğuna yettiği için bir dolar bile alamadık haliyle ve bu nedenle evimizin bulunduğu bina yönetiminin yıllık yakıt parası için istediği 450 doları da denkleştiremedik haliyle.

Maaşımla su bile içmeden bugünkü dolar kuruyla ki yazının hazırlandığı sıralarda kur 12.57'ydi.

Dünkü kurla maaşımın karşılığı olarak ancak 270 dolar alınabiliyordu.

Bu da şu demek oluyor:

Bir başka hesapla maaşımdan dört ayda bin 810 lira buharlaşmış.

Apartman yönetimine olan 450 dolarlık borcumu zamlı maaşımın ilk günü almış olsam cebimden 3 347 lira çıkacaktı.

Dünkü kur hesabıyla 450 dolar için benden istenen para 5 bin 656 liraya yükselmiş.

Emekli maaşıyla 3 bin 810lirayı denkleştirememiş Emekli Ragıp Göker dünkü kurla iki bin liraya farkın oluştuğu 5 bin 656 lirayı nasıl denkleştirecek onu da bilemiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, dalgalı kura geçildiğine dair açıklamasının ardından, dolar kurunun 13,5 lirayı görmesi nedeniyle oluşan panik havasını değerlendiren biri ki, kendisi bir strateji kuruluşunun başkanıymış (İsminin altında öyle yazıyordu) dalgalı kur kararını savunuyordu.

Üretim artacakmış.

Öyle diyor o muhterem.

İşçilik dahil ucuz ülke oluyor ya Türkiye.

Bankalarımıza bile geçen yılın yarısı kadar ancak değer biçiliyor şimdi.

Ege sahillerinde ki lüks ev ve arsalar yabancılar için yatırım cennetine dönüşüyor.

Döviz kurunun gerçek değeri 13,5 liraymış.

O muhterem söylüyor bunu, ben değil.

Bu durumda ihracat artacak, hazinemizin kasasına döviz yağacaktır.

Resme buradan bakınca buna sevinmek mümkün elbette.

Çin öyle yaptı biliyorsunuz.

Ucuz ülkeydi Çin.

İşçilik ucuzdu, dolayısıyla üretim maliyetleri de düşüyordu.

Biz de bir ara iğneden ipliğe Çin mallar satın aldık biliyorsunuz.

Ve fakat.

Iskalanan bir durum var.

Çin devleti zengindi belki ama halkı zaten yoksuldu.

Ucuz ülke olmak Çin halkına dokunmadı belki.

Anlamadılar bunu.

Ama unutulmasın,  Türkiye bir Çin değil asla.

Asgari Ücret, Çin’deki asgari ücretin altında kaldı şimdilerde ama çok uzun süredir Çin halkı kadar yoksul değil bu ülkenin insanları.

Allah kimseyi, gördüğünden geri bırakmasın.

Biz ucuz ülke olmaya alışkın değiliz.

Gördüğümüzden geri kalmak bize dokunuyor arkadaş.

Maaşımdan dört ayda 2 bin liraya yakın para buharlaşmış, alım gücüm bu oranda azalmış yani ki epi topu aylık kazancım 3 bin 400 lira zaten.

Ülkemin dalgalı kur politikasına geçmesini ''Bu iyi bir şey oldu'' diye savunan o strateji uzmanı arkadaşa sormak isterim, dolar kurunun dört ay içinde uğradığı yüzde 30 dolayındaki devalüasyon nedeniyle alım gücümde oluşan 2 bin lira dolayındaki azalmanın sonucunda ben ve benim gibi emekliler yaşamını nasıl sürdürecek.

Dolarla maaş almıyoruz elbette.

''Hesabı buna göre yapmak ne kadar doğru?'' diye soranları işitir gibiyim.

Özellikle Samsun’da yaşayan arkadaşlara denize doğru çevirin yüzünüzü derim.

Açıkta bekleyen gemiler var ya, onlar buğay getiriyorlar.

Nicedir üretmeyen bir ülkeyiz ya.

Samandan sonra buğday da alıyoruz on binlerce ton.

Bir kısmıyla un yapıp ekmek pişireceğiz.

Bir kısmını da mamül hale getireceğiz.

Un yapacağız ve bunu dışarıya satıp döviz kazanacağız.

Hesap bu.

Değirmenci dostların kazanması iyi.

Buna sevinirim elbette ama ekmek yapacağımız un da pahalı hale geliyor.

Fırıncılar feryat figan.

Çareyi şimdilik gramajı düşürerek buldular ama daha ne kadar gider böyle bilemem.

Ekmek fiyatlarına yakında zam yapılırsa bunun için fırıncı esnafını suçlamayın yani onu söylemek istiyorum.

Bilmem anlatabildim mi?