Kuş Cenneti'nde Düşündüren Yangın
Yazarlar // 18 Eylül 2020 Cuma 00:05

Ragıp GÖKER

Kızılırmak deltasındaki kuş cenneti, sahip olduğumuz kültür ve tabiat varlıklarımıza dair zenginliklerimizden biridir.

Delta bu nedenle, Ramsar sözleşmesiyle koruma altına alınmıştır.

“Ramsar sözleşmesi” deyip duruyoruz ya, nedir bu sözleşme.

Önce onu anlatalım isteriniz.

Ramsar Sözleşmesi: (Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme) sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan uluslararası bir sözleşmedir. Sözleşme adını, 2 Şubat 1971 tarihinde İran'da imzalandığı şehir olan Ramsar şehrinden almaktadır.

Kızılırmak deltasındaki kuş cenneti gibi, çok sayıda sulak alan var ülkemizde.

Akarsu bakımından zengin ülkeyiz çok şükür.

Çok sayıda şubasar ormanı ve lagün göllerimiz de var.

Nazım Hikmet’in “Dörtnala gelip uzak Asaya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı uzanan bu memleket bizim” dediği ve İpek bir halıya benzettiği Anadolu toprakları, bütün bu güzellikleri nedeniyle göçmen kuşların da uğrak alanlarından biridir ayrıca.

Bin yıldır bu topraklardayız.

Şehit kanlarıyla sulandı bu topraklar.

Koruyacağız bu nedenle.

Ve fakat.

Sadece bizim vatanımız da değil bu topraklar.

Göçmen kuşların yanı sıra, börtü böcek ve hatta mandalar da vatan bilmişler bu toprakları.

Onlar için de korumak zorundayız yani.

Ramsar sözleşmesi de bunun için imzalanmamış zaten.

Koruyabiliyor muyuz peki.

“Düşman çizmesi değmesin” diye Mehmetçik hala toprağa düşüyor.

Kendimiz için koruyoruz.

Ve de sonsuza dek koruyacağız elbette.

Ve fakat

Kızılırmak deltasındaki kuş cennetinde son yıllarda yapılan örneklerdeki gibi uygulamaları gözönünden bulundurduğumuzda, bize emanet bu toprakları, Ramsar sözleşmesinde de belirtildiği üzere bizden başka canlılar adına koruyabiliyor muyuz? diye sorarsanız.

İşte ora da tereddütlerim var.

Otel projesi çıktı biliyorsunuz.

Bir de bungalov evler.

Yapılmalı mı.

Yapılmamalı mı?.

Bu tartışılıyor nicedir.

Yapılmasın diye mücadele edenler var ki, bunların başında bizim ’Direnen Kadın’ olarak tanıdığımız Avukat Melike Özman var.

ÇİMER başta olmak üzere 20 dolayında kuruluşa konuyu iletti.

Bizim adımıza, deltada yapılaşmanın önünü açacak o projeleri şikayet ediyor.

Mücadele ediyor yani.

Yurttaş olarak minnet duyduğum Melike Hanımın başarıl olmasını gönülden diliyorum.

Melike Hanım tarafından Samsun gündemine taşınan bu yapılaşma konusu tartışılıyorken, birkaç gün önce, kuş cennetindeki Galeriç Omanı’nda yangın çıkması ilginç bir tesadüf olmuş.

Kuş cennetinin yeşillikleri zamanında müdahale edilemeyen yangın sırasında alevlere kurban gitmiş.

Yangın çıkabilir.

Ki;

Bir çok ormanda yangın çıkıyor.

Bir kısmı doğal felaket olarak tanımlanıyor ama bazı yangınların da imar alanları için kasten  çıkarıldığı iddia ediliyor.

Bu da fazlaca can sıkıyor haliyle.

Kuş cennetindeki yangın da doğa olayıdır belki kim bilir.

Kasten çıkarıldığına dair bir bilgi olmadığı için kimseyi de suçlayamaz elbette.

Ve fakat.

Saat kaçta başladığı bile bilinmiyor.

Kaymakam ve belediye başkanı bile yangının çıkış saati ile ilgili bilgi veremiyorsa, çıkış sebebi konusunda şüphelerimizin oluşması da doğaldır sanırım.

Bir açıklaması vardır elbet.