Krizler Kaderimiz mi?
Yazarlar // 29 Aralık 2021 Çarşamba 15:34

Ragıp GÖKER

Darbeler ve ekonomik krizlerle savaşmakla geçti ömrümüz.

1960 darbesi yapıldığında iki yaşındaydım henüz.

Takdir edersiniz ki, iki yaşında bir çocuk olarak neler yaşandığını hatırlamıyorum.

Yazılıp çizilenlerden okudum olanları.

Ve fakat.

1971 yılı 12 Mart'ında askerlerin 'Muhtırası' sırasında da henüz siyasal bilincim oluşmasa da sonrasında yaşananların nelere sebep olduğu acıları geç de olsa anlamıştım.

Tıpkı 60 darbesinin sebep olduğud ramlar gibi.

12 Mart döneminin nelere sebep olduğu dramları anlayabilmek için Sansaryan Han'da yaşananları bilmek gerekir diye düşünüyorum ve ben de o durumu daha iyi anlamak için de sıklıkla Ruhi Su'nun 'Mahsus Mahal' türküsünü sıklıkla dinlerim.

Özellikle de toprağının bol olmasını dilediğim Ruhi Su'nun sesinden.

Ülkemin gençleri o dönemde 'Sağ ve Sol' olarak kamplara bölündü.

Ülkemin iyi eğitim görmüş gençlerinden kimi darağacında, kimi de nereden geldiğini anlayamadıkları kör kuşunla can verdiler.

12 Mart'ta amacına ulaşamadıklarını anlayanlar ise en sonunda 1980'in 12 Eylül'ünde son ve en büyük darbeyi vurmuşlardı.

70 ve 80'li yıllar bir kuşağı, darbe dönemlerin sebep olduğu zorluklara karşı direnmekle sınadı.

Zor yıllardı yani.

Ülkem bir yangın yerine dönmüştü.

Gençlerimiz içeride bir birini boğazlarken, zayıfladığımıza inanan Yunan, Kıbrıs'a ENOSİS'i gerçekleştirmek için bu durumu bir fırsat olarak görmüştü.

Barış Harekâtı ile soydaşlarımızı kurtardık ama batı, bunun bedelini bize ambargolarla ödetmeye kalktı.

Elbette bunun da ekonomik sonuçları olacaktı.

Devalüasyonlar 50'lerde de yaşanmış olsa bile yıkıcı etkilerini 70'lerde, 80'lerde, 90'larda ve hatta ikibinli yılların başlarına kadar hissetmiş olduk.

24 Ocak 1980 kararlarını milat olarak kabul edebiliriz ama 5 Nisan'da insanların borcu bir günde iki katına çıkınca sönen fabrika bacaları nedeniyle işini ve aşını kaybedenlerin dramlarından kaç haber örneği yazdım şimdi hatırlayamıyorum.

2002 krizine giderken gece yarısı sahipleri tarafından kasları boşaltılan banka görüntülerini izlerken içine düştüğüm ruh halini nasıl tarif ederim bilemiyorum şimdi.

Belki de o yüzden FETÖ’cü hainlerin, 15 Temmuz’daki ihanet girişimini, yakın geçmişte yaşadıklarımızın bize kazandırdığı direnç ve soğukkanlılıkla savuşturabildik.

Demem o ki;

Darbeler ve krizlerle imtihan edilmiş bir kuşağın ferdi olarak geçen hafta dolar, 18 lirayı aşarken de ve hatta hükümetin bir kararıyla birkaç saat içinde 10 liraya kadar düşüşünü de soğukkanlılıkla izleyebildik.

''Neler oluyor?'' diye sorarak, işin pere arkasında yaşananları merak edenler de genellikle o kuşağın fertleri arasından çıkıyor.

Krizler ve darbelerle şerbetlendikleri içindir ki, o gece yani 20 Aralık akşamı ''18 liradan dolar satıp, sabah 10 liradan yine dolar alanlar kim?'' diye soranlar da genellikle onlar oluyor.

Krizler kaderimiz olmamalı.

Dedim ya, şerbetliyiz.

Bunu da aşacağız elbette.