Köprüler Ve Sel
Yazarlar // 11 Temmuz 2016 Pazartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Bu ülkede ve de özellikle bölgemizde su taşkını ve sel felaketleri sık yaşanan bir durumdur. Samsun’da dört yıl önce yaşanan sel felaketinde 13 can kaybımız olmuştu. Bir kapıcı dairesinde kardeşi ve babasıyla boğularak ölen Bedirhan’ın annesi Yıldız Hanımın feryatları, gözümün önünden gitmiyor hala. O sel felaketine hatalı inşa edilen bir köprünün neden olduğu ileri sürülüyor. Öyle olmalı ki, felaketin yaşandığı günlerin hemen ertesinde Büyükşehir Belediyesi tarafınfan o köprü iyileştirildiği gibi, taşkınları önlemek amacıyla menfezler de daha geniş olanlarıyla değiştirilmişti. Ve fakat Bütün bunlar zamanında düşünülmediği için aralarında Bedirhan’ın da bulunduğu 13 canı sel suyuna kurban verdi Samsun. Bayram sabahı sel bu kez Ordu’nun Perşembe ve Fatsa ilçelerini vurdu. Ordu’daki felakette de 5 can kaybı oluştu. Trabzon’da da sel suları bir can aldı. Geç de olsa önlem alınan Samsun’da bir daha sel felaketi yaşanır mı bilmiyorum. Ama Samsun’daki felakete rağmen Ordu ve Trabzon’un yaşananlardan ders almadığı anlaşılıyor. Bu durumu anlatan bir yazım birkaç gün önce bu sütunlarda ‘’Bayram zehir oldu’’ başlığı ile yayınladı. Sosyal paylaşım sitelerinden birinde paylaşılan o yazıma İnşaat Mühendisi Hasan Koç’un yaptığı yorum çok ilginçti. Hasan Koç’un bu konudaki bilgisine itimat ederim. Özellikle beton yapımında uzmanlaşmış bir mühendistir Hasan Koç. Koç, günümüzde üniversitelerde köprü yapımının gerektiği gibi öğretilmediğini iddia ediyor. İnşaat mühendisliğinin yüksek lisans programında su mühendisliği diye bir dalın olduğunu iddia eden Hasan Koç, bu dersin, fezeyana yani taşkınlara nasıl önlem alınacağını öğretmesi bakımından çok önemli olduğunu ve bu dersi alanların yaptıkları köprülerin her türlü taşkına dayanıklı olduğunu iddia ediyor. Belediyelerde bu konuda uzmanlaşmış kişilerin istihdam edildiğini zannetmiyorum. ‘’Var’’ diyen olursa da, köprülerin selde neden yıkıldığını veya tıkandığında neden taşkına sebep olduğunu sorarım o vakit. İTÜ, 70’li yılların başında bu konuda uzmanlaşmış mühendisler mezun ederdi. Günümüzde bu programın uygulanmadığını ileri sürüyor Hasan Koç. Demirel ve Özal gibi bu ülkenin imarına büyük katkıları olmuş mühendisleri yetiştirmiş bir eğitim kurumudur İTÜ ama bu üniversitemiz de maalesef yüksek lisans programlarını eskisi gibi sıklıkla uygulamıyor. Günümüzde mühendislik fakültelerinden mezun olanlar, yüksek lisans programı almak yerine sadece lisans programıyla yetiniyorlar maalesef. İşin kolayına kaçıyoruz yani. Sel felaketi gibi durumlarla karşılaştığımızda ise suçun büyüğünü kendimizde aramak yerine ‘’Yüzyılın en şiddetli yağmuru yağdı’’ gibi mazeretler uyduruyoruz. Bölgemiz, bu sene olduğu gibi takip eden senelerde de şiddetli yağış alacak. İşin kolayına kaçmadan, felaketleri önlemek için şimdiden planlar yapmalıyız.