Kök Hücre İçin Donör Olmak
Yazarlar // 22 Eylül 2022 Perşembe 15:39

Ragıp GÖKER

Dün ''SMA'lı bebeklere nefes'', bugün ''Kök hücre için donör olmak'' başlıklı yazılar için iki gün üst üste sağlık konusunda yazmamı eleştirenler olabilir belki ama sağlık önemli.
Ne demişti Muhteşem Süleyman hatırla!
''Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi.''
Bir nefes sıhhat!
Hava soluyoruz ve nefes aldığımız sürece hayata tutunabiliyoruz.
Bebekler de nefes alabilsin diye yazmıştım dünkü yazıyı.
Bin 600 bebeğin hayata tutunabilmeleri ve nefes almaya devam edebilmeleri için gereken tedavinin yurt dışında yapıldığına inanılıyor ve bunun için gereken para bebek başına ikibuçuk milyon dolar olmak üzere toplamda 4 milyar dolar.
Ben de biliyorum ki 4 milyar dolar çok para.
Ve fakat.
Bir bebeğin bile alacağı bir yudum nefese paha biçilmez sanırım.
Lösemili bebekler de var.
Ve hatta yaşlılar da.
Ben vakit buldukça, bu konuyu doğru anlamak ve anlatabilmek amacıyla OMÜ Tıp Fakültesinin çocuk hastanesinde tedavi gören bebeklerin durumunu yakından incelemeye çalışırım.
Her seferinde yüreğim parçalanır ama yaparım bunu.
Lösemi hepimizi korkutan bir hastalıktır.
Adı kötü bir kere!
Ve fakat.
Çaresi de, tedavisi de olan bir hastalıktır lösemi.
Kök hücre nakli ile bu illete çare bulunuyor artık.
Kök hücre oluşturmak eskiden zordu biliyorum.
Ama günümüzde kök hücre oluşturmak artık çok kolaylaştı.
Kök hücre oluşturmanın bilinen üç yöntemi var.
Biri eskiden beri yapıldığı üzere leğen kemiğinden bir operasyonla örnek alınmasıdır.
Meşakkatli bir işlemdir.
Donöre acı da verir ve bu nedenle bağışçı olmak istemez insanlar.
Bir başka yöntem de göbek bağıdır ki; şimdi bebeklerin göbek bağlarının tıbbi ortamda saklanmasının nedeni budur.
Ve fakat.
Kök hücrenin daha kolay ve zahmetsiz elde edilebilmesi için ''PERİFERİK'' adı verilen yeni bir yöntem geliştirildi.
Hani hastanelerde sağlık ocaklarında tahlil için kan veriyorsunuz ya, tıpkı onun gibi bir tüp kan alınıyor sizden.
Bunun için Kızılay'ın Sağlık Bakanlığı tarafından TÜRKÖK projesi uygulama kondu.
Kızılay’ın koordinasyonunda yürütülüyor TÜRKÖK
Bağışçılardan alınan o bir tüp kan, 10 yıl süreyle TÜRKÖK'ün kan bankasında saklanıyor.
Dokularınızın dünyanın herhangi bir yerindeki hastaya uyduğu anlaşılınca bağışçıya ''Hala gönüllü müsün?'' diye soruluyor, kabul etmeniz durumunda ise sizden bir ünite daha kan alınıyor.
O bir ünite kandan kök hücre oluşturuluyor ve hastaya kan verir gibi basit bir yöntemle naklediliyor.
Bu kadar basit aslında!
Ve fakat.
''Bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmaktır'' ilahi emrine rağmen yüzde 99'u müslüman olan ülkemdeki bağışçı sayısı henüz Almanya'nın bağışçı sayısının yarısı kadar bile değil maalesef.
Kök hücre bağışçısı olmak, bir insana yeniden hayatını bağışlamak ve sevapların en büyüğüne ulaşmak bu kadar kolayken bunu yapmıyoruz nedense.
''Sen bağışçı oldun mu?'' diye soracak olursanız.
Bunu yapabilmeyi çok istedim.
7-8 yıl kadar önceydi, bir televizyon programında lösemi hastası bir hemşire kızımızın öyküsünü izlerken TÜRKÖK projesinden haberdar olduğumda Kızılay Kan Merkezine koştum hemen.
Yaşım bağışçı olmamama engelmiş.
Öyle dedi Kızılay'ın doktoru.
Bağışçı olmak için 18-55 yaş aralığında olmak gerekiyormuş.
Benim o sevaba ulaşabilmem için tren çoktan kalkmış maalesef ama siz eğer 18-55 yaş aralığındaysanız ve bulaşıcı bir hastalığınız yok ise bir tüp kan vererek bağışçı olabilir ve sağlıklı nefes almayı özleyen birine yeniden bu sevinci yaşatabilirsiniz.
Cennetin de kapısını aralayabilirsiniz yani.
Yapabilir misiniz bunu!
Yaparsınız, gönülden inanıyorum buna.