Kime Göre Mahkeme
Yazarlar // 2 Ekim 2020 Cuma 16:36

Ragıp GÖKER

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ’Şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez’ kararının iptali nedeniyle, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ı hedef alan açıklaması henüz gündemde tazeliğini korurken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uygun hale getirilmesi gerektiğine dair açıklaması gündeme bomba gibi düştü.

Adalet sistemimiz uzun süredir tartışılıyor.

Oysa adalete toz kondurulmaması gerekiyor ama bunu yapıyoruz maalesef.

‘Adalet mülkün temelidir’

Böyle bilir, böyle inanırız.

Mülk’ten kasıt devlettir biliyorsunuz.

Adalet çökerse, devlet çöker maazallah.

Bahçeli, 1961 Anayasasıyla kurulan Anayasa Mahkemesini, 1960 darbesinin hukuk dışı uygulamalarını korumak amacıyla oluşturulduğunu söylese de AYM, yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen en üst düzeydeki kurumdur.

Bahçeli, yasaların denetlenmemesi gibi bir düşüncesi olmadığına inanmak istemem ama söyledikleri de tam bu anlamı doğuruyor.

Ki;

Çok sakıncalı bir düşüncedir.

Sözlükler, anayasayı şöyle tanımlıyor:

Örgütlenmiş bir toplumda devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen yasa.

En önde gelen yasayı, hükümet sistemine uydurmayacağız.

Sistem, yasalara uyacak.

Bahçeli’nin bu açıklaması ‘’Kime göre mahkeme?’’ sorusunun sorulmasına neden olur ki, bu da çok sakıncalıdır.

Vatandaşlar zaten mahkemelerden şikayet ediyorlar.

Olmaması gerekir elbette ama maalesef kimi şikayetleri işitiyoruz.

Ve fakat

Mahkemelerimizin özellikle yasa yapıcı kurum olan TBMM’nin üyesi siyasetçiler tarafından eleştirilmesi ‘’Şüyuu vukuundan beter’’ denilen türden tartışmaların büyümesine neden olur.

‘’Millet Adına’’ denilerek karar veriliyor ya mahkemelerde.

Samsun İdare Mahkemesi de ‘’Millet Adına’’ diyerek Samsun’da tartışma konularından biri olan parkomat uygulamasının ‘’Bulvar, cadde ve sokaklarda parkomat makineleriyle otopark işletmeciliği yapılamaz’’ görüşünü savunarak, uygulamanın iptaline karar vermişti.

Ki;
Sokaklar halkın ortak kullanım alanıdır.

Sokaklar, senin ve benim ortak malımızdır yani.

2018 yılında yapılan düzenlemeyle binaların altına otopark yapma zorunluluğu getirilmiş olsa da, Özal döneminde yapılan bir düzenlemeyle binaların altına yapılmayan otoparklar için belediyelere bina sahiplerine para cezası kesme uygulaması getirilmişti.

Bir para alınıyordu ama o paranın otopark yapmak için kullanılması gerekiyordu.

Ülkemizde hiç bir belediyenin bu kurala uymadığını biliyoruz.

Böylece, şehirlerde kargaşa oluşması kaçınılmazdı ki, şu an bütün şehirlerde yaşanan durum tam da budur.

Belediyelerin, çöp almak, çocuk parkı yapmak nasıl görevlerinden biriyse, otopark yapmak da görevlerinden biridir.

Otopark ihtiyaçtır yani.

Ama bu ihtiyaç, milletin ortak malı olan cadde ve sokaklar üzerinde parkomat makineleri marifetiyle giderilemez.

Şu an olduğu gibi sokaklar, parkomat uygulaması için kiraya hiç verilemez.

İdare mahkemesinin Samsun’daki parkomat uygulamasıyla ilgili o kararı, Danıştay’da sonuca bağlanmayı bekliyor.

Samsun’daki uygulama, Büyükşehir tarafından yeniden ihale edilir mi bilmiyorum.

Sonuçta o ihale süreci de, sonsuza kadar devam etmeyecek elbette

Parkomatçı firmayı, suçlamadım hiçbir vakit.

Onlar işini yapıyor sonuçta.

Eleştirimi hep uygulamayı yaptıranlarla ilgiliydi.

Daima belediyeleri suçladım yani.

Ben böyle düşünüyorum ama dün bir okurdan gelen parkomat ücretiyle ilgili bin 444 liralık icra takibiyle şok oldum adeta.

O vatandaş, icra dairesine yasal süreci içinde kendisine çıkarılan bu borca itiraz eder mi bilmem ama itiraz edilirse şayet, alacaklı olan yani parkomat firması alacağını ispatla yükümlü olacağı için, sonuçta açılacak bir davada mahkeme nasıl bir karar verecek onu da merak ediyorum.

Kaç lira ki bu park parası.

Beş lira mı, on lira mı, 15 ya da 20 lira mı ki, daha fazlası olamaz zaten

Çok tartışılan HGS ve OGS cezalarının bile kat be kat aşan böyle bir park cezası, akla ziyan bence.

5-10- liralık alacak için bin 444 liralık icra takibi olamaz.

Olmamalı.