Keşke Dememek Için
Yazarlar // 15 Aralık 2014 Pazartesi 00:00

Ragıp GÖKER

İki gündür o fotoğrafa bakıyorum.
Yoldaşını sonsuzluğa uğurlayan bir adamın fotoğrafı, biz ölümlülere çok şey anlatıyor.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, yakın dostu Kenan Şara’yı toprağa verirken ne düşünmüştür acaba.
‘’Keşke’’ demiş midir mesela.
‘’Olmaz olsun, böyle siyaset’’ demiş olabilir mi sizce!
Bir an için de olsa böyle düşünmüş müdür!
Siyaset hakikaten zor iştir.
Her babayiğidin becerebileceği bir iş değildir.
Sadece koltuk sevdasıyla da izah edilebilir bir durum da değildir aslında.
Oy veren binler, on binler hatta milyonların vebali asılıdır siyasetçinin omuzlarında.
Çoğu zaman her resti göremez siyasetçi.
Fedakarlık yapması istenir bazen.
Birileri çıkar ‘’Yanında şu kişiyi istemeyiz’’ der.
Ya da ’’Onunla değil, bununla çalışacaksın’’ diye talimat verir.
Çaresi yoktur, boyun eğmek durumunda kalırsınız.
Kırgınlıklar olur doğal olarak.
Onarılmaz yaralar da açılır çoğu kere.
Ve ölüm gelir habersiz.
Yara kapanmadan üstelik.
Kabuk bağlamamışken henüz yani.
Öylece kalakalırsınız.
Çaresiz.
O fotoğrafa bakıyorum.
Üzülüyorum.
Onun yerine koyuyorum kendimi.
Yüreğim daralıyor.
Onun kadar üzüldüğümü, onun kadar acı çektiğimi söyleyemem elbette.
Ama meselenin bu durumuma gelmemesi önemli aslında.
Testi kırılmadan önlemini almak gerekir yani.
Benim amacım yaraları dağlamak değil.
İbretlik bir durumdur ve herkes bundan ders almalıdır diye yazıyorum.
İki günlük bir dünyada yaşıyoruz.
Ölümlüyüz hepimiz.
‘’Keşke’’ demek zorunda kalmamak adına.
Üzmeyelim bir birimizi.